KIBRIS TÜRKÜNE 3 KOLDAN SALDIRI

15 Ağustos 2018 Çarşamba | 09:16
basaran duzgun banner

“Gündemi değiştirmeye çalışıyorsunuz” şeklinde çemkirmelere ve hatta komplo teorilerine mahal vermemek için bilinçli olarak Havadis’te haberinin yapılmasını istemedim.

Durum vahim ötesidir ve zaten sorunlu olan “ilişkileri” berhava edebilirdi.

Kıbrıs Türkü ile “çocukların ve gençlerin topluca Çanakkale’ye götürülüp muhafazakar bir ortamda kamp yapmaları” üzerinden sorunlu bir “ilişki” dizayn etmeye çalışanların bu amaçlarının berhava olacağını çok iyi biliyorduk.

“Bu maya Kıbrıs’ta tutmaz” dediğimiz gün “düşman” kampına terfi ettiğimiz gün oldu.

Ötesi tartışmalara pek karışmadık çünkü karışmamıza gerek kalmamıştı.

Bu mayanın tutmayacağını çok iyi biliyorduk.

“Yavaştan yavaştan bunları muhafazakarlaştıralım” şeklindeki ısrarın berhava olacağını da çok iyi biliyorduk.

Nitekim öyle oldu.

Elindeki bıçağı sallayıp çocuklarımızı “gırtlağınızı keserim” diyen tip pimi çekti.

 

***

Hiç kimse parmağının arkasına saklanarak gerçekleri örtbas etmeye çalışmasın.

3 koldan Kıbrıs Türkünün yaşam tarzını değiştirme operasyonları yapılmaktadır.

Üstelik 2 devletin resmi kurumları aracılığı ile.

Birincisi Vakıflar İdaresi ve Din işleri Dairesi üzerinden.

Vakıflar İdaresi, muhtaç insanlara yardım etme ve “iyilik” yapma adı altında tam bir tarikat gibi çalışmaktadır.

Kaynağı belirsiz veya bütçelendirilmemiş paralar kullanmaktadır.

Ne gariptir ki UBP döneminde görevden alınmaya çalışılan yönetim CTP döneminde “kollanmaktadır.”

Din İşleri Dairesi, camilerimizi Türkiye’deki sapkın tarikatlara açarak ve bu sapkın tarikatların camilerimizde organizasyon yapmasına izin vererek, Kuran Kursu adı altında küçük çocukları camilere toplayıp tarikatlara “arka bahçe” yaratmaktadır.

Hala Sultan Koleji adı altında ve o bünyedeki sözüm ona üniversitenin öncülüğünde adeta tarikat gibi çalıştırılan bir yapı oluşturuldu.

Oralara akıtılan milyonlarca liranın haddi hesabı yoktur ve kimse de denetlememektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın “denetliyoruz” söylemi de tam bir hikayedir.

Üçüncüsü yazının girişinde bahsettiğim Çanakkale kamplarıdır.

Koordinasyon Merkezi kavgaları hala hafızalardadır.

Koordinasyon Merkezi’nin en önde gelen hedeflerinden birisi de Çanakkale kamplarıydı.

Koordinasyon Merkezi’nin oluşturulmasına etkin bir şekilde karşı çıkanlar şu anda bakandırlar ama Çanakkale kampları da etkin bir şekilde devam ediyor.

Bu ne korkunç bir çelişkidir.

Bir Azeri atasözü vardır:

Altını demir ile döverler ses çıkmaz ama demiri demir ile döverler niye bu kadar çok ses çıkar?”
Demir yanıt vermiş:
“Çünkü beni özüm döver…”