Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kıbrıs Türkü Bölünmeyi İstiyor Mu..?

İngiltere eski Dıişleri Bakanı Jack Straw’un “çözüm adanın bölünmesi” sözleri öyle bir etki yarattı ki, sanki böyle bir açıklamayı ilk kez duymuşuz gibi…

Oysa görevden ayrılan uluslararası aktörlerin çoğu benzer değerlendirmeler yapmışlardı.

Kissinger’dan başlayın, Hugo Gobi’ye, hatta Boutros Ghali’ye ve dahası Annan Planı’nın baş aktörü Alvaro de Soto’ya kadar…

Hepsi görevden ayrıldıktan sonra farklı şeyler söylediler, anılarında farklı şeyler yazdılar…

Aslında Straw da bölünme sözünü ilk defa söylemedi.

2017 Şubat ayında Türkiye Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, İstanbul Kongre Merkezinde  düzenlenen Dünya Turizm Forumunda aynı sözleri tekrar etmişti.

“Kıbrıs’ın AB’ye üye olmasına izin vererek büyük bir hata yaptık.

Bu durum Rumların eline daha çok kart verdi.

Statükoyu değiştirmekle ilgili istekleri de azaldı. 

Uluslararası camianın  Kıbrıs’ın ikiye ayrılması konusunu değerlendirmesi lazım.

İnsanlar hemen ‘Bunu  yapamazsınız’ diyorlar. Dünyanın birçok yerinde yapılmış olan bir şey.  Uluslararası camia Kıbrıslı Rumlara net bir şey söylemeli. ‘Görüşmelere  başlamazsanız uluslararası camia bu bölünmeyi onaylayacak.’ Belki böyle bir şey  söylenirse görüşmeler daha hızlı başlayabilir” demişti.

Eh, dedi de ne oldu? Hiç… Birleşik Krallık Kıbrıs politikasını mı değiştirdi?

Önemli olan reel politika.

Bu itirafçılar da görev yaptıkları süre içinde, kendi görüşleri ne olursa olsun, reel politikanın gereğini yaparlar.

Ortada bir oyun döner, kuralları yazılmış, siyasi aktörlerin eline verilmiştir. İktidarlar da değişse, o kurallar değişmez…

Ta ki, ülkelerin çıkarları değişsin…

Bakın aynı Straw Dışişleri Bakanı olduğu dönemlerde neler söylüyordu;

“Kıbrıs”ta iki farklı devlet tanımayacağız.

Sadece Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıyacağız.

Her iki halkın da kendisini ifade edebilmesi için tek bir devlet olmalı.

Herkes birleşik bir Kıbrıs görmek istiyor.

Bu nedenle de Annan Planı en güvenli çözüm yoludur.

KKTC”nin iyi koşullarla, Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında yer aldığını görmek istiyoruz”…

Bu ve bunun gibi bir çok örnek var.

Hepsinde de, adada tek devlet olması gerektiğini savunuyor.

Şimdi yerden yere vurduğu Kıbrıs Rumları ve Yunanistan leyhine elinden geleni yapıyor.

Yani bu kadar tantanaya gerek yok.

Ha siz ne yapabilirsiniz, yani Türkiye ve Türk tarafı olarak, Kıbrıs konusunda karar veren ülkelerle ortak çıkarları geliştirebilirsiniz…

Öyle ortak çıkarlarınız olmalı ki, Kıbrıs konusunda onları adil davranmaya zorlasın.

Bunu yapacak gücünüz var mıdır?

Varsa yaparsınız, yoksa işte böyle diplomat eskilerinin martavallarıyla avunursunuz…

Ha bu arada, Kıbrıs Türkünün istediği nedir..?

Bölünme mi..?

Var mı elinizde böyle bir kanıt..?

Bir referandum sonucu ya da başka bir irade göstergesi…?

_______________________________________________________________________________

YERİN KULAĞI VAR

NASIL ANLAŞACAĞIZ:

Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis, BM Genel Sekreteri Guterres’in Kıbrıs sorunuyla ilgili iyi niyet misyonu raporuna bir mektupla yanıt vereceği ve  “dönüşümlü başkanlık, etkin katılım ve Türk vatandaşlarıyla” ilgili konuların ciddi anlaşmazlıklar arasında olduğunu yineleyeceği açıklandı. Anastasiades’in, asker ve garantiler konusundaki tavrı da zaten belli, geriye ne kaldı? Bu durumda bizimle nasıl bir anlaşma yapmayı istiyor, işte onu anlayamadım…

“B” PLANI BELİRGİNLEŞİYOR:

Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, görüşmelerin Crans Montana’da kaldığı yerden devam etmesinin Kıbrıs Türkünün mahvolması anlamına geleceğini söyleyerek, gerekirse buna karşı vatandaşın da içerisinde bulunduğu bir karşıt harekat yaratabileceklerini ifade etti. Denktaş, görüşmelerin ancak Rum tarafının Kuzey Kıbrıs’ı siyasi eşiti olarak görmesi durumunda başlayabileceği de vurguladı. O çok merak ettiğimiz “B” planı yavaş yavaş netleşiyor. Türkiye ve bizim hükümet kanadının açıklamalarına baktığımızda planın ne olduğu da üç aşağı, beş yukarı belirginleşiyor. Kısacası, yeni bir müzakere masasının yendien kurulması biraz zor, hatta imkansız gibi…

VERGİLER NEREYE GİTTİ: Toprak Ürünleri Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet İzzi Türkel, eleştirileri eleştirmiş, “takdir edin bizi” diyor. Takdir edilmesi gereken de, kredi alabilmeleriymiş. Yani borçlanabildiler diye sevinmeliymişiz. Ben de kendisine soruyorum; a’dan z’ye  tüm ithal ürünlerden sırf TÜK’ü kurtaracağım diye alınan yüzde 3’lük vergi ne olmuş? Neden onun gelirinden bahsetmiyor?

 SORUNLARI SAHİPLENMEK:

Başbakan’ın “ülkede hiç bir ekonomik sıkıntı kalmadı” şeklindeki boş konuşmasını biz de eleştirdik, bir çok siyasi de eleştirdi. Sosyal medya yıkıldı… Keşke girip de okusa… Bir tepki de Birikim Özgür’den geldi. O’nun yazdıklarının içinde de bir ifade çok hoşuma gitti, “Sorunlarımızı sahiplenmek”… Gerçekten de bağımlılık arttıkça, yerli iktidarlar sorunları sahiplenmekten uzaklaşıyor. Şu anda her alanda, her bakanlıkta yaşadığımız da bu… Nasıl olsa Türkiye yapar… Rahatlık buradan geliyor.

DP’NİN ZAMANA İHTİYACI VAR:

UBP Genel Başkanı’nın seçim tarihini 15 Nisan olarak vermesinin ardından, DP’nin Temmuz ısrarı gündeme getirildi. Tabii hayretle… Çünkü DP Genel Başkanı, daha bu senenin Mart ayında, seçimlerin 15 Nisan 2018’de yapılması için, Meclis’e önerge vermişti. Haksız mı insanlar. Anketlerde barajın altında görünüyorlar. Tabii ki sürenin uzamasını isteyecekler. Bu arada yeni vatandaşlıklardan da umut beklediklerini unutmamak lazım. Biz de kendilerini bu yaptıklarıyla hatırlayacağız…

ZATEN ÖYLE GELİYORLARDI:

Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, turizm konusunda KKTC’nin alternatifsiz olmadığını söyleyerek, uygulamaya koydukları Touch-Down sistemi sayesinde, Türkiye üzerinden KKTC’ye turist getireceklerini söyledi. İyi de bundan önceki turistler direk uçuşla mı geliyorlardı KKTC’ye. Varolan bir şeyi yeni gibi göstermenin anlamı ne? Ha, diyorsanız ki bilet fiyatlarındaki farkı biz teşvik olarak vereceğiz, tamam ama süreyi nasıl telafi edeceksiniz, işte o biraz zor…

_______________________________________________________________________________

ZİRVEDEKİLER

Eşref Çetinel: “Memleketi pislik deryası haline getirirken trafiği yollardaki  “çarpışan arabalar” oyunu haline getirmenin vs… ödülü, en büyük siyasi parti olmakmış! Nitekim  Göç, Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezinin anketinden öğreniyoruz ki önümüzdeki Pazar seçim yapılsa, UBP sandıktan yine birinci parti olarak çıkacak! DP ise  Meclis’e bile giremeyecekmiş! Desenize uyudu sandığımız Özgürgün meğer yardımcısını uyutuyormuş!”…

_______________________________________________________________________________

DİPTEKİLER

Serdar Denktaş: Denktaş, Bakanlar Kurulu kararıyla “istisnai, zorunlu” vatandaşlık gerekçesini bir türlü açıklayamıyor. Ama sanki bu memlekette demokrasi yokmuş gibi, “vereceğiz” diyor da başka bir şey demiyor. Hesap vermesi gerektiği gibi bir düşünceye sahip değil… Ne o, ne de diğerleri… Demek ki zordalar… Alınmış bir karar var. Bu nüfus öyle veya böyle artacak. Yakında tüm TC yurttaşları KKTC vatandaşı sayılacak gibi bir karar alırlarsa hiç şaşmam…