Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kıbrıs Türklerini dikkate almamak

Ben yaptım oldu ile hiçbir yere varılamayacağını Kıbrıs Rumları ne zaman anlayacaklar?

Siyasette, politikalar üretirken, bu politikalar dış ilişkilerle ilgili ise, insanın etrafındaki KOMŞULARINA ve ülke içerisindeki diğer milliyetlere de bakması gerekmektedir. Ancak ne acıdır ki, Rum siyasetçiler, hiçbir dönemde, bunu yapamamışlardır.

Gazetelerde, son dönemde, Kıbrıs Cumhuriyeti adına Rumların, Amerika, Fransa ve son olarak Mısır la ilgili antlaşmalar yaptıklarını okumaktayız.

Kıbrıs, bölünmemiş, tam bağımsız bir devlet olsaydı, buna kimsenin söz söyleme hakkı olmazdı.

Uluslararası arenada Kıbrıs Cumhuriyetini Rumlar temsil etse bile, bu Cumhuriyetin Kurucu Ortağı olan Kıbrıs Türklerinin çıkarları dikkate alınmazsa, Kıbrıs’ın başı her an belaya girebilir.

1963-74 yılları arasında, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Rum kanadı, ben yaparım oldu siyasetiyle bir yere varabileceğini sanırken, 1974’te bölünme ile karşılaştı.

Kıbrıs’ta, nüfusça çoğunlukta olanın HAKİMİYET istekleri, şimdiye kadar sadece DIŞ KARIŞMACILIĞA çanak tuttu.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Türklerini dikkate almayan politikaları, Kıbrıs’ta 40 binden fazla asker bulunduran Türkiye’yi de  , Kıbrıs’ın Kuzeyinde güçlendiren bir tepki yaratmaktadır.

Garanti ve İttifak antlaşmaları, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşu sırasında, NATO’cu güçler tarafından, Kıbrıs’a empoze edilen antlaşmalardır.

Bu antlaşmalarda, Yunanistan, Türkiye ve İngiltere GARANTÖR ülkeler olarak tescil edilmişlerdir.

15 Temmuz 1974 Yunan darbesi, diğer Garantör ülke olan Türkiye’yi  Kıbrıs’a getiren yolu açmıştır.

Üçüncü Garantör Ülke olan İngiltere’nin Kıbrıs’ta hem dinleme üsleri hem de, UÇAK FİLOLARININ kullandığı hava üsleri vardır.

Kıbrıs adasının tüm üslerden ve askerlerden arınması yolu, Kıbrıs Sorununda içinde bulunduğumuz BÖLÜNME ÇIKMAZININ aşılmasından geçmektedir.

Bölünme , özellikle Kıbrıs Rumları ve Kıbrıs Türklerinin bir uzlaşma yolu bularak FEDERASYON temelinde bir çözüme varmalarıyla , adım adım ortadan kaldırılabilir.

Türkiye, BM ile olan işbirliğinde, Ada’da çözüm istediğini birçok kez göstermiştir. Ancak Kıbrıs Rumlarının sözüm ona istedikleri çözüm şekli FEDERASYON değil, çoğunluğun tahakkümüdür.

İzledikleri bu TAHAKKÜM politikası, Kıbrıs Türklerini dikkate almadığı gibi, Kıbrıs Türklerinin, Türkiye’ye olan bağlarını daha da güçlendirecek bir etki yaratmaktadır.

Gönüller, bağımsız, özgür ve herkesin eşit haklara sahip olacağı  bir Kıbrıs’tan yanadır. Ancak, Rum ortodoksizminin hayalci ve ikonlara, mucizelere bağlı politikaları, Rumlar arasında belirleyici olduğu müddetçe,  özgür ve birleşik bir Kıbrıs’ı yaratmak kolay kolay mümkün olamayacaktır.