İki hafta önce Bayramda Kıbrıs’taydık.
Her dost sohbetinde konu döndü dolaştı Kıbrıs sorununa geldi.
Öncelikli olarak güncel konu mülkiyet konusu konuşuldu.
Sokakları temiz olmasa da, Kıbrıs Türkünün evinin kalesi olduğunu bir kez daha teyit etmiş oldum.
Kendi evini kalesi gibi görse de Rum’un Kuzeyde bıraktığı evine gelme ihtimaline de ciddi bir hassasiyet var.
Kumar oynadılar kaybettiler, akıllandıklarından da emin değiliz, Kuzeye gelmesinler görüşü hakim.
Rum’un Kuzeye 74’te bıraktığı evine gelmesini bir kenara bırakın, şakayla karışık olsa da laf arasında Rum’un kapının önünden arabasıyla geçmesine tahammül olmadığını söyleyen de vardı bu sohbetlerde.
Çocukluğumdan beri tanıdığım sevgi dolu evinde kedi bahçesinde çiçek sebze yetiştiren insanlar bunlar dedim.
Yaşadıkları, tanıklık ettiklerinden dolayı Rum ile aralarına öyle bir tarihi duvar örmüşler ki o sevgi dolu barışçıl insanların kimyası Rum’un Kuzeye gelme ihtimali karşısında hemen değişebiliyor.
Baktım hepsi de çoktan emekli olmuş büyüklerimiz.
Konuyu değiştirmek için o an nereden aklıma geldiyse ‘’bu mülkiyet konusu önemlidir ama anlaşma olursa sizin emekli maaşları ne olacak?’’ diye sordum.
‘’Bununla ilgili müzakerelerde ne konuşuldu ne düzenlemeler olacağını biliyor musunuz?’’ dedim.
Sessizlik. Cevap yok. Sessizlik karşısında hadi canım deyip ben de şaştım cevap alamamış olmama.
Mülkiyet konusunu hemen ‘’park ettik’’ ve emekli maaşına ‘’park yeri’’ aramaya başladık.
Baktım benim sorduğum sorunun cevabını ben biliyor muyum diye bana sormaya başladılar.
Diğer AB ülkelerinde olduğu gibi belli bir gündeki kur ile herhalde Euro’ya dönülecek ama bizdeki birikim ile bu işi dışarıdan destek almadan devam ettirmek pek mümkün değil dedim.
Rum’un kamu maliyesi de ortada diye ekledim.
Annan planında AB’de ekonomik kriz daha su yüzüne çıkmamıştı belki de bundan dolayı sonradan çözümlenecek konular içinde yer aldı galiba diye geçiştirmeye çalıştım.
Anlaşma olduğunda emekli maaşları ödenemezse artık Türkiye de yok diye hemen bir endişe oluştu bizim emeklilerde.
Anastasiades çözüm için para lazım derken herhalde yalnızca mülkiyet değil kamu maliyesine ve emekli maaşlarına de atıfta bulunuyordu diye yorum yaptım. Bir sessizlik daha oldu.
Sonradan araştırınca çözüm kapsamında emekli maaşlarına vergi gelebileceğini ve düşme ihtimali olduğunu müzakere sürecini yakından takip eden bir arkadaşımdan öğrendim.
Hassasiyet açısından Kıbrıs Türkünün partiler üstü ortak paydası mülkiyet konusu olduğu kadar emekli maaşının da olabileceğini bu vesileyle anladım.
Emekli maaşı ve kamudaki maaşlar da ‘’milli’’ ve hassas bir konu haline gelebilir.
Ortaya konulacak yaklaşıma göre emekli maaşı konusu kim bilir en ‘’solcumuzu’’ bir gecede anlaşma karşıtı en ‘’milliyetçimizi’’ de anlaşma yanlısı yapabilir.
xxx
Bu soruna dahil olan taraflar bu işin sonunda 50 yıldır neyin kavgasını verdik diye kendilerini ve birbirlerini sorgulayıp suçlamaya başlarsa ben şaşırmayacağım.
Kıbrıs sorununda taraflar değişmemiş olsa da tarafların hassasiyetleri farklılaşıyor.
Bu hassasiyetlere son olarak suyun yönetimi konusu eklendi. Bu gelip geçici bir konu değil.
Olası anlaşma çerçevesinde Rum’un da suyun yönetimi konusunu pazarlık konusu yapacağı ortadadır. Kim bilir belki de Türkiye’nin garantörlük hakkı suyun yönetimi ile birleştirilerek müzakere edilmek istenecektir.
Dünün ezber ve söylemiyle bugünün ve yarının Kıbrıs sorununu çözmeye çalıştığımızın farkında olalım.
50 yılda belki eski konu başlıklarının çözümünde ilerleme sağlandı ama yenileri kapımıza geldi dayandı.
Olası bir referandumda her iki toplumun da neyi oylayacağının geçmişe göre çok daha seçmeli cevapları olacağı kesin. ‘’Bu iş çözüldü’’ diyen bu konuya taraf olanlara haksızlık etmiş olur.
































