Köşe Yazarları

Daha verimli eğitim…







Eğitimde “süre” hep tartışılır olmuştur ama her zaman önemli olan verimlilik ve kalitedir. Bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalardan anladığımız, eğitimde verimlilik ve kalitenin süre ile doğru orantılı olduğunu söylememizi zorlaştırıyor.




Bugün dünyada Finlandiya denildiği zaman akla ilk gelen şey “eğitim”dir. Finlandiya’da gün içinde eğitim 8.00-9.00 arası başlar ve 13.00-14.00 arasında biter. Finlandiya’da öğretmenler yılda 570 saati çalışır ABD’de öğretmenler 1100 saati görev yapar. KKTC’de bu 700 saat civarındadır.
Öğrenciler Güney Kıbrıs’ta 7.45-13.05, Avustralya ve İngiltere’de 9.00-15.30, Çin’de 7.30-17.00, Güney Kore ve Fransa’da 8.00-16.00, Japonya ve Rusya’da 8.30-15.00 saatleri arasında okuldadır.  Doğrusu şudur diyebilmemiz mümkün değildir.
Her ülke kendine göre bir eğitim sistemi oluşturmuş ve bu sistemden nasıl verim alacağının hesabını yapmaktadır. Bizde ise durum bu değildir. Ülkenin koşulları gereği bizim daha çok bağımlı bir eğitim sistemimiz ve buna bağlı olarak da kurgulanışı vardır. Yani daha çok Türkiye ve İngiltere’ye bağımlı bir sistemimiz var. Hal böyle olunca da” iki arada bir derede” kalıyoruz.
Bu ülkede yaşları 65’in üstünde olanlar hep söylerler ki okullar akşama kadardı ve Cumartesi bile okula gidilirdi. Şimdi neden ilkokullarda 12.40, orta öğretimde de 13.05’te öğretim faaliyetleri biter pek anlamış değilim. Var mı bir bilimsel araştırma? Yok.
Haaa! Ben peşinen söyleyeyim ki biz mevcut okula gidilen saatleri de verimli kullanamıyoruz. Önce saat 8.00-13.00 arasında devam eden öğretimi nasıl daha fazla verimli hale getirebiliriz diye kafa yormak gerekiyor. Bu sürede çocuklarımız kaliteli eğitim alabiliyor mu? Koca bir hayır… Okullarımızda akademik dersler dışında kendini geliştirecek, beceri kazandıracak ne kadar dersimiz vardır? Pek yok.
*****
Neden böyle bir yazı yazma ihtiyacı hissettiğimi anlatmak istiyorum. İki tane oğlum var. Biri ortaokula biri de ilkokula gidiyor. Okul saatleri dışında kendilerini geliştirebilecekleri faaliyetlere katılmaları için uğraş veriyorum. Büyük oğlum İngilizce ve gitar dersine gidiyor. Daha önce tenis ve basketbolu de denemişti. Küçük oğlan futbol ve bilardo meraklısı… Tüm bu faaliyetlere katılmaları ve onları götürüp getirme için harcadıklarım yaklaşık ayda 1000 TL civarında. Onları taşıma ve beklemek için harcadığım zaman da cabası…
Peki devlet niye bana bu hizmetleri sunmuyor, sunamıyor? Dünya Bankası ve benzeri raporlara giren çok önemli bir nokta var: “Kıbrıs Türk halkı eğitime çok para harcıyor ama karşılığını alamıyor”. Katılmamak elde değil.
Yani şimdi niye okulların kapısına saat 13.00’te kilit vuruluyor? Eğitimi yönetenler, öğretmenlerin çalışma koşullarına ve saatlerine ek külfet getirmeyecek bir düzenleme ile okulları öğleden sonra niye kullandırmasın ki? Yani benim dışardan hizmet olarak aldığım ve 1000 TL harcadığım hizmetleri devlet niye sağlamasın?
Hatta ben bir miktar da para vermeye de razıyım. Zaten bugün devlet okullarında bütün aileler eğitim için ciddi miktarlarda para harcıyorlar. Yani anayasada yazdığı gibi “eğitim 15 yaşına kadar parasız” değildir. Bugün devlet kolejlerindeki kitap paralarını zaten aileler veriyor. Devletin tüm diğer okullarında da İngilizce kitap ücretlerini de aileler veriyor. Veriyor da veriyor. Okulda veriyor. Okul sonrasında veriyor. Yaklaşık 9 bin civarında öğrenci de özel okula gidiyor. Dövizin tavan yaptığı bu günlerde onların verdiği okul ücretlerini söylemeye dilim varmıyor.
Devlet kendisi yapamayacaksa, sivil toplum örgütleri ile birlikte düzenleyecekleri birtakım faaliyetler için okulların öğleden sonra da kullanılması için çaba göstermelidir. Çocuklarımızın daha kaliteli ve verimli bir eğitim alabilmesi için biraz daha çaba lütfen…











Başa dön tuşu