Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kıb-Tek’te oturup maaş alandan korkun

Kıb-Tek, yıllardır siyasilerin çiftliği olarak kullanıldı.

Bu çiftlik de öyle beslemeler yarattı ki aklınız hayaliniz durur.
Her ay 3-5 bin TL alıp, taş üstüne taş koymayanların sayısı o kadar çokken…
Makam tutup, kuruma katkı sağlamayanların oranı o kadar çokken…
Siyasi yakınlıklarını kullanarak makam sahibi olan ama kuruma katkı sağlayanların sayısı o kadar çokken…
Şimdi yeni bir tartışma yaşanıyor…
Hasan Başoğlu, bu kurumda yeni, değil.
Daha önce de benzer bir görev üstlenmişti.
O dönemde Kıb-Tek borç öder bir noktaya ulaşmıştı.
Kurumu bilen, kurumun da bildiği bir isim.
İş bilen bir adam.
Hiç tanışmadık…
Sadece, urumu iyi bilenlerden dinliyorum…
Kuruma bir şey vermeden, makamlarını kaybedenlerin, medya üzerinden Kıb- Tek’e saldırması ilk değil.
Son da olmayacak.
Biz, bu kurum için “iyi maaş alan”lardan korkmamalıyız.
Korkmamız gereken, maaş alıp da iş yapmayanlar.
Başoğlu, sadece Vakıflar Bankası ve Yakın Doğu Bank ile uzlaşarak faizleri yüzde 19’dan, yüzde 13- 14 civarına çekti…
Burada kurtardığı para bile, yıllarca aldığı maaşı ödemeye yeter.
Kurum, sadece Vakıflar ve Yakın Doğu Bank ile anlaşmadı.
Bu sayede, kurumun diğer bankalardan da düşük faizle borçlanmasını sağladı.
Kurumun faiz politikası nedeniyle yıllık kazancı 3 milyon TL…
Sadece bu bile profesyonel ellerde Kıb-Tek’in yüzdürülebilir olduğunu gösteriyor.
Biliyorsunuz yakıt alımında kullanılan vade 240 gün…
Bu süre 180 güne çekildi. Bu sayede, yakıta ödenen fahiş bedel aşağıya çekildi.
Bu da Kıb-Tek’in elektrik üretim maliyetlerini az da olsa aşağıya çekti…
Vakıflar Bankası’nda, İhtiyat Sandığı’na ait, 20 milyon TL’lik bir bloke vardı.
Bunun için Kıb-Tek her ay ödeme yapmaktaydı. Bir önceki yönetim döneminde, bu paraya faiz işletilmediği ortaya çıktı. Az bir şey mi?
Kimse bunun hesabını sorma eğiliminde de değil…
18 Ocak tarihinde, elektrik maliyetinin yeniden hesaplanarak, fiyatlara yansıtılması bekleniyor.
Sadece yakıt alımından sağlanan fark nedeniyle, zam olmaması gündemde…
240 günlük vadede, yakıtın tonuna 55.23 dolar ödenirken, şimdi ödenecek miktar 48.33 dolar… TPIC ile bu sözleşme nasıl yapıldı, Kıb-Tek nasıl böyle bir “boyunduruğun altına sokuldu” o apayrı bir yazı konusudur.
Bu tabloda sadece tek bir cümle daha kuracağım:
1 değil, 5 Hasan Başoğlu’na ihtiyacı var Kıb-Tek’in…
Kıb-Tek, profesyonel ellere emanet edilmediği ve bilgisinden değil, siyasetten güç alarak koltukları işgal edenlerin yönetici olmaya devam ettiği sürece, “özelleştirilmeye mahkumdur…”

Akim bilmiyor mu?
Sayıştay başkanı olduğu dönemde defa defa…
Sayıştay’da görevli olduğu sürede defa defa Kıb-Tek için denetim yaptı, denetim raporlarının altına imza attı.
İsmet Akim, bugün o kurumun yönetim kurulu başkanıdır…
Geçmişin de hesabını sormayacaksa, orada işi yoktur. Sadece kaçakları önlemesi yetmez…
Sorumsuzca, kurumun parasını çar edenler, edilmesine göz yumanlar, ihalelerde iş takipçiliği yapanları da toplumun önüne koymalıdır.

***
“Rusya Kıbrıslıların dostudur”

Rusya’nın Kıbrıs sorununa yaklaşımı, her zaman, Kıbrıslı Türkler tarafından, “Güney’e yakın” algılandı.
İki, ülke arasında yıllardır süregelen bir “iş birliği” var.
Ta Makarios’tan bugüne…
Rusya’nın, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Üyesi olması, Kıbrıs sorunu için daha da önemlidir.
Günün sonunda, bu konsey, bir yerde “dünyanın barışından” sorumludur.
Bu anlamda, bugün Havadis Gazetesi’nde okuyacağınız Rusya’nın Kıbrıs Büyükelçisi Stanislav Osadchiy röportajı büyük önem taşıyor.
Yukarıda da bahsettiğim, “Kıbrıslı Rumlara daha yakın” konusunu Esra Aygın, Stanislav Osadchiy’e de sordu.
Cevap aynen şöyle:
“Taraflı olduğumuz doğru değil. Bizler hiçbir konuda taraflara müdahale etmek istemiyoruz. Uzun yıllardır da bu politikayı güdüyoruz. Her iki toplumu da destekliyoruz.
İki tarafın birlikte şekillendireceği herhangi bir anlaşmayı destekliyoruz. Bizler Kıbrıs’ta bir çözümün tüm Kıbrıslıların iradesi ile elde edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Kıbrıslı Türkler ve Rumların üzerinde anlaştığı herhangi bir kararı memnuniyetle karşılarız. Her iki toplumun da işine gelecek, yararına olacak, dengeli bir formül bulmak Kıbrıslı Türklere ve Rumlara düşüyor. Bu bizim birincil pozisyonumuz. Bizler Rumların tarafında değil, tüm Kıbrıslıların tarafındayız.”

Kıbrıs’ı yakından tanıyor
Stanislav Osadchiy, genç bir diplomatken… Yani 20’li yaşların ortasında… 1974 yılında… Kıbrıs’ta görev yapmış.
Rahmetli liderlerin tümü ile de mesai harcamış.
Türkçe de biliyor.
Mülakat, İngilizce yapılsa da…
Röportajın bütününü okuduğumuz zaman, Rusya’nın adaya bakış açısı aslında net…
Bir kere adanın “üs” olması istenmiyor.
Burada sağlanacak barışla, yakılacak barış ateşinin tüm Orta Doğu’yu saracağına inanıyor Stanislav Osadchiy…
Bir de, doğal gazın önemine vurgu yapıyor…
“Ekonominin politikalarda belirleyici olabileceğini” belirtiyor…
Birçok açıdan, herkesin, dünyanın farklı bölgelerinden Kıbrıs sorununa bakış açısını öğrenme şansı, bu röportajla da devam ediyor.