Köşe Yazarları

Kıb-Tek’in mali tablosu


Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Akim aradı cuma günü. 
O günkü sayfamda, “İsmet Akim, daha iki ay önce Kıb-Tek’in mali durumunun ‘çok’ iyi olduğunu söylüyor,  414 milyon 750 TL  borçla devraldıkları Kurum’un borçlarını, 285 milyon TL’ye indirmekle övünüyordu. Şimdi Kıb-Tek Bakanlar Kurulu kararı ile 30 milyon TL daha borçlanıyor. Elektriği 20-25 kuruşa satacağız diye Sayın Akim, sürekli borçlanarak ve sürekli istihdam yaparak, elektriğin fiyatını nasıl ucuzlatacak anlamak mümkün değil…” diye yazmıştım.
Akim, elektrik fiyatlarının 20-25 kuruşa düşeceği iddiasını yineledi. “Biz kurum olarak bunun için gerekli projeleri ürettik. KKTC ile TC hükümetleri arasında bir anlaşma sağlanırsa, 3-5 yıl içerisinde bu bağlantıyı yaparız. Türkiye’nin yabancı ülkelerden aldığı ve oluşturduğu havuzdan biz de elektrik alma şansına sahibiz ve dediğim gibi bu proje ile en erken 3, en geç 5 yıl içerisinde ülkeye ucuz elektrik getirebiliriz…” dedi.
Son olarak Bakanlar Kurulu’nda onaylanan ve Kıb-Tek’e 30 milyon borçlanma yetkisi veren kararla ilgili olarak da konuşan İsmet Akim, eski borçların taksitlerini ve yüksek orandaki faizi kapatmak için yeni borçlanmalara gereksinim duyulduğunu belirterek, kurumun elde ettiği gelirlerin ise akaryakıt alımı ve personel giderlerine harcandığını söyledi…
Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Akim, 26 Aralık 2013 tarihinde bu göreve atandığını, kasada  6.830.000 TL bulduklarını ve 24 Ocak 2014 itibarıyla kurumun mali tablosunun,
Çeşitli Bankalara borç:                     188.781.257 TL
TPİK’e olan borç(Akaryakıt alımı) : 135.895.205 TL
AKSA:                                                   55.261.371 TL
İhtiyat Sandığı:                                  40.111.891 TL
şeklinde olduğunu söyledi…
Geçen süre zarfında 100 milyon lira tutarında bir borç ödediklerini ve 41 milyon dolarlık da yatırım yaptıklarını ifade etti…  
Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı Akim, 1 Mayıs 2015 tarihi itibarıyla kurumun mali tablosunu şöyle açıkladı:
Çeşitli Bankalara borç: 214.448.294 TL
TPİK:                                  19.020.853 TL
AKSA:                                 borç yok         
İhtiyat Sandığı:                 29.231.000 TL
Son olarak İsmet Akim, Bakanlar Kurulu kararı ile borçlandıkları 30 milyon lirayla ilgili olarak da, bu paranın 17.838.758 TL’sini AKSA’ya 8 Haziran’da (bugün) ödeyeceklerini, geri kalan miktar ile de, bugünlerde santrale boşaltılan akaryakıtın ödeneceğini söyledi…
Sonuç olarak, Akim’in Kıb-Tek’le ilgili mali portresi ve düşünceleri bunlar. Bugün için gelecek için umut veren bir tablo ancak, Başbakan Özkan Yorgancıoğlu’nun dediği gibi, “Kıb-Tek güçlenince kafa tutumaya başladı” gibi bir havaya girip de, “biz artık olduk” deyip partizanca istihdamları sürdürmesi halinde, bu günleri çok arayacaklarını da unutmasınlar…

 

Özdemir Tokel’den UBP’nin geçmişine eleştiri
“UBP'de delege dönemi kapandı. Delege dönemi kapandığına göre Kurultay öncesi delege ailelerine istihdam, elektrik borcu silme, kırsal kesim dağıtma dönemi de kapandı. Bu kapandığına göre nemalaşma üzerine değil fikirler ve projeler üzerinden konuşma ve yarışma dönemi başladı. Kurtuluş da budur…
Eskiyi unutmakta fayda var. Şimdi kartlar yeniden dağıtılacak. Emin olunuz ki yarından sonra sadece UBP'de değil artık Kıbrıs Türk siyasetinde hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…
Dağıtacak şeyleri değil, söyleyecek sözü, yapacak gücü olanların dönemi başlamıştır.
Süreci umutla karşılıyorum. Süreci yeni siyaset adına ilham verici buluyorum…
Pek çok genç bu yeni süreçten aldığı ilhamla siyaset kapılarını çok yakında aralayacaktır…
Buna yürekten inanıyorum. Hayırlısı olsun…”
(Özdemir Tokel)

YERİN KULAĞI VAR
UBP İÇİN DEVRİM OLABİLİR DE…:
UBP’nin yeni tüzüğünde, başkanlık 5 kurultay dönemiyle sınırlandırılıyor. Bu belki 20 yıldan fazla süre, aynı başkan tarafından yönetilen UBP için devrim olabilir ama, gerçek anlamda bir devrim midir acaba? 10 yıl aynı kişinin başkanlık yapması ne kadar demokratiktir..?

İRADE ORADA DURUYOR:
Genel seçimlerin kaç yılda bir yapılacağı, herhalde uzun tecrübeler sonucu belirlenmiştir. Dönemler, dünyada da aşağı yukarı bizimki kadar… Ancak bizde, her seçimden bir iki yıl sonra bir erken seçim fırtınası esiyor ve çoğu kez dönem tamamlanmadan, erken seçime gidiliyor. Peki bu kısa sürede halkın iradesini değiştiren ne oluyor ki? Bakın, şimdi 2 yıl önce ortaya konan bir irade var. Bu irade, mevcut CTP-DP formülü dışında bir çok alternatif gösteriyor… Bu alternatifleri denemek yerine, bugün seçim yapılsa, üç aşağı beş yukarı aynı sonuç çıkacak. Kaldı ki, zorunlu olmadan erken seçime gitmek, hem halkın verdiği görevi yerine getirmemek anlamına geliyor, hem de halkın parasını koltuk uğruna çarçur etmek…

HANİ KURULTAY SONRASI AÇIKLANACAKTI:
Başbakan’ın, Kooperatif Merkez Bankası münhallerinin durdurulacağını açıklamasından  iki gün sonra, alelacele hem münhalin süresi uzatıldı, hem de şartları değişti. Başbakan, TAK’a röportaj verip, “Düzenlemeler yapılacak, kurultay sonrası sonra açıklanacak” diyordu. Oysa cumartesi günü gazetelerde yeni ilan çıkmış, kurultay da beklenmemişti.  Kooperatif Yönetimi ile Başbakan’ın çelişkisi gerçekten göze battı… Nitekim CTP milletvekili Ömer Kalyoncu da, kurultay öncesi istihdamların, kurultay iradesini etkilemeye yönelik olduğunu vurguladı…

KOALİSYONA ŞARTLI EVET:
TDP, olası yeni hükümet formülleriyle ilgili olarak, mevcut yapıda bir koalisyona gitmelerinin mümkün olmadığını açıkladı. Genel başkan Özyiğit ve vekiller,  Meclis’te bulunan diğer 3 partiden herhangi biriyle bir icraat hükümetinde olmalarının imkanı olmadığını, ancak bir erken seçim olması kaydıyla bir “geçiş hükümetinde” yer alabileceklerini açıkladılar. Sizin anlayacağınız TDP, hükümet ortaklığı konusunda kapıyı kapatmamakta, şartlı bir evet demektedir… Zaten Özyiğit’in “Bu hükümet son günlerini yaşıyor” sözleri de, başka ne anlama gelebilir ki?

FATİH GİBİ:
Alsancak Belediye Başkanı Fırat Ataser’in, Mare Monte plaj ısrarı sürüyor. Yazın gelmesiyle birlikte sahile konulacak şezlongları karadan götürmeyi başaramayan Başkan Ataser, tıpkı İstanbul’un fethinde  Fatih Sultan Mehmet’in yaptığı  gibi, şezlongları denizden getirip hedefine ulaştı. Boşuna dememişler demokrasilerde çareler tükenmez diye… Yeter ki yapılan, yasal olsun…

AL İŞTE:
Kuzey’deki sağ görüşlü siyasiler iyimser havayı “balayı dönemi” olarak niteleyip  pek umutlu olmadıklarını söylerken,  Güney’de ise Rum Kilisesi Başpiskoposu II. Hrisostomos, Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler konusunda ihtiyatlı olduğunu ancak, çözüme varılacağı noktasında inancının bulunmadığını söylemiş. Al birini vur ötekine…  

 

ZİRVEDEKİLER
Averof Neofitu: Anastasiadis’in müzakere sürecinde izlediği yol konusunda, retçi cepheden gelen tepkiler üzerine açıklama yapan DİSİ Genel Başkanı Neofitu, bakın Anastasiadis’e ne diyor: "Çözüm prosedürüne itiraz edenlere; büyük resmi ve büyük ülküyü görmemiz gereken bir zamanda sadece tehlikeleri görmemizi ve korkularımızı dile getirmemizi isteyenlere kulaklarını tıka.. Kimin daha ilerici ve kimin daha vatansever olduğuna dair aleni açıklamalar, eski çağlara ait davranışlardır”…

DİPTEKİLER
Tanınmamışlığın Rahatlığı: Uluslararası Çalışma Örgütü ILO, Türkiye’yi iş güvenliği kurallarına uymayan ülkeler arasında “utanç” listesine almaya hazırlanıyormuş. Türkiye Hükümeti ise, bu büyük prestij kaybına uğramamak için, denetimlerini hızlandırıyor, kuralları uygulamak için çalışma başlatıyor. İşte budur… Neredeyse ayda bir iş cinayetleri işlenen ülkemiz içinse böyle bir denetim, böyle bir zorlama yok. Dünyadan kopuk olmanın rahatlığı içinde, cinayetleri sadece seyrediyoruz…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı