Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Keşke KKTC’de dini çalışmalarda yasak olsaydı

Yasakları pek çok insan gibi ben de sevmem ama bazen insanı çileden çıkaran mantık dışı olgular, ister istemez yasaktan yana olmayı gerektirir. Dini eğitimin topluma bu kadar empoze edilmeye çalışılmasının nedeni nedir? Dini eğitimin herhangi bir toplumun kalkınmasına, gelişmiş ükeler ligine girmesine, katkısı olduğu tarihte görüldü mü? Bu soruların yanıtı koca bir ‘hayır’dır. Ancak tersi yani din ağırlıklı eğitim veren toplumların yok olduğunun örnekleri çok. Bunlardan biri de Osmanlı İmparatorluğu’dur.
Osmanlı İmparatorluğu 623 yıl yaşadı (17 Ocak 1299 – 1 Kasım 1922). Okullarda verilen eğitim daha çok dini eğitimdi. Medrese eğitimi Osmanlıda din ağırlıklıydı ve yıkılmasının yani yok olmasının nedenleri arasında en başta gelenidir. Bunu Prof. Dr. Yahya Kemal Kaya ve pek çok TC’li biliminsanı kitaplarında yazmıştır*.
             Medreselerde dini bilgilerin verildiği dersler; Tasavvuf, Kuranı Kerim, Kıraat ve Tecvid, Tefsir ve Usul-ü Tefsir, Kelam ve Akaid, Hadis ve Usul-ü Hadis, Fıkıh ve Usul-u Fıkıh’tır*. Tabii bunlara ek olarak da ‘bazı’ bilim içerikli dersler örneğin Fizik, Matematik, Tarih, Coğrafya ve Astronomi eğitim programlarında yer alıyordu.
Medreseler 16. Yüzyıldan sonra bozulmaya başlar. Dini eğitim verilen medreselerin bozulma nedeni ‘rüşvet ve iltimas’dı**. Dini değerleri öğreten eğitim kurumlarında rüşvet ve iltimasın yer alması ne büyük bir çelişkiydi. Rönesans, Batılı Avrupa ülkelerinde din ağırlıklı ‘skoloastik’ düşünceyi yıkarken, medresler yeni çağdaş bilimsel bilgilere kapılarını kapatmıştı. Ayrıca eğitimin  gelişmesini sağlayacak en önemli icat olan matbaanın ülkeye gelişine medrese karşı çıkıyordu. Yeni bilim alanlarının okutulmasına da karşıydı medrese. Yabancı dil olarak dünyayı yakalayacak çağdaş diller değil, sadece Arapça ve Farsça öğretiliyordu.
18. yüzyılda ise medreseler tamamen çağdışı kalmıştı. Batının bilimdeki gelişimini, çağdaş dünyanın bilim ve kültürünü takip edemez hale gelip, çağdışı kalmıştı. Bu nedenle de medreseler Kaya (1984)’nın da belirttiği gibi ‘bilgisizlik ve fenalıkların’ kaynağı haline geldikleri için 1924 yılında kaldırıldılar**.
Şimdi 21. Yüzyılda hala daha din ve dini eğitimi bu kadar özlemek niye? İşte en bariz örnek 623 yıllık bir İmparatorluğu bile yok eden din eğitimini, her koşulda gündeme getirmenin KKTC toplumuna sağlayacağı yarar ne olacak; cevap hazır koca bir ‘hiç’.
Buraların insanı ve toplumunun asla dini bir eğitimi talep ettiğine kimseyi inanadıramazlar. KKTC toplumunu oluşturan Kıbrıslı Türkler, batılı ve Avrupalı yaşam tarzını çoktan içselleştirmişlerdir. Yaşam biçimleri de bunun kanıtıdır, hoşgörülü kimlikleri de. İnsan hakları, bilim,  çağdaş değerler ve normlar onlar için referanstır. Bu değerler üzerinde yükselen bir yaşam biçimi ve eğitim sistemi onlara yarar getirir. Boş çabalar Kıbrıslı Türkleri dünyadan koparamaz. Bu tür çabalar bizde oluşturduğu gibi kendini Kıbrıslı Türk olarak hisseden herkeste ‘nefretten’ başka bir duyguya hizmet etmez.
Ve esas bu tiplerin canının sıkacak gelişmeyi gözlerinin ve beyinlerinin içine sokmakta fayda var. Çağdaş Kıbrıslı Türk gençler buraların umududur. Onlar çağdaş değer yargılarıyla eğitiliyorlar; özellikle avrupada okuyanlar. Onlar buralarda yaşam kurmak için motive edilmediler belki ama buralara dönecek olanlar veya yaşamlarını başka yerlerde kuracak olanlar da, çağdaşlığın ve bilimin KKTC’deki garantileridirler.
Dini eğitim almak isteyenler, formal eğitim dışında almak isterlerse alsın. Fakat bu ülkenin kaynakları artık din eğitimi için harcanmasın, daha insani değerlere harcanansın ve boşa gitmesin. Bu kadar çok cami yapılması ihtiyaç nedeniyle değildir. Kaynaklar yeni hastaneler ve okullar için harcanansın. Toplumun kalkınması ve insan onuruna yaraşır yaşam için gerekli yerlere yatırım yapılmalıdır. Buralarda camiler artık kapasite olarak yeterlidir, çağdaş yaşama ulaşmak için yararlı olacak kurumlar için harekete geçilmelidir. Bu tür çalışmalar yapmak için de hiç bir yasak yok!.. Atatürk ilke ve inkılapları, Anayasa’da, milli eğitimin hem amaçlarında hem de ilkelerinde var zaten; izlensin yeterli.
*https://www.beyazhaberler.com/medreselerde-hangi-dersler-okutuluyordu/comment-page-1/
**Yahya Kemal Kaya (1984). İnsan Yetiştirme Düzenimiz, Politika, Eğitim, Kalkınma (4. Baskı). Ankara: Hacettepe Üniversitesi.