Kendi önümden çekildim

13 Mart 2017 Pazartesi | 09:28

 

Yazmanın en keyifli yanı;

Duygularınızı keyifle ifade edebilmek, paylaşabilmek, bir yol belirleyebilmek, belki örnek olabilmek  ve okunuyor olabilmektir…

Yazdıklarınızın  algılanıp, okuyanın  kendisinden bir şeyler bulabilmesidir.

Güzel, beni duygulandıran bir mail aldım geçenlerde; genç bir yürekten

Şöyle diyordu:

Çok önceden okuduğum bir yazınızda “ Kendi Önünden çekil!” dediniz,

Çekildim…

Öğretmen oldum,

Şimdi genç yüreklere yol gösteriyorum, kendi önlerinden çekilip başarılı olmaları için.

Kendim ve yetiştireceğim gençler için teşekkür ederim.

 

(işte o  yazıyı sizlerle paylaşıyorum)

 

…..

Kendi Önünden Çekil

 

Başarılı olmanın temeli; Bir işi, ruhunu katarak elinden gelenin en iyisini yapmak veya emek harcayarak çevresindeki herkesten daha iyi yaparak yaşamaktır.

Kimseye muhtaç olmadan yaşamak, kendi ayaklarımızın üzerinde durmak ve kendi kendimize yetebilmek istiyorsak bunlar ilk şartlardır.

Yaşarken hayatınızı kategorize etmeyin. Yaşantımızı belli kalıplar içine sokup, belli zamanlara ayırıp, yapılacak işleri, günlük yaşamımızda ki ögeleri zorunluluk haline getirirsek bu da bize sıkıntı verir. Önemli olan yaşarken zevk alabileceğimiz, hayatımıza anlam katabileceğimiz, sonucunda da bizi tatmin edebilecek davranışlar sergilememizdir.

İşimiz ne olursa olsun, hayatta nerede durursak duralım, elimizden gelenin en iyisini yapmayı önemsememiz gerekir. İşimizi başkası övmese de, görmese de iyi yapalım.

Toplum olarak yaşadığımız bu evrendeki kişi olarak misyonumuz; Önce kendimizi başarılı kılmak, daha sonra da çevremizde ki başarılı insanların sayısını arttırmak olmalıdır. Başarılı olmak ve başkalarını başarılı yapmak birbirinin içine geçmiş süreçlerdir. Bir zincirin halkaları gibi birbirini tamamlar. Bir bütün oluşturur ve başarıya götürür.

Başarılı insanlar bir toplumu oluşturur. Toplum ise bir ülkenin bütünüdür. Bu ülke de başarının gücüyle dünyaya açılır ve gelişir. Bizim ülkemizde de küçümsenmeyecek bilakis, takdire layık başarılı insanlarımız vardır. Sanatçılar, modacılar, iş adamları, müzisyenler, sporcular ve daha niceleri…

Ne kadar gurur verici öyle değil mi?

Eminim bu kişilerin hayat hikayelerini dinlesek, başarılarının altında neler yattığını ve buraya kadar nasıl geldiklerini araştırırsak, büyük bir emek, özveri ve çalışma çıkacağına eminiz. Bu başarıyı yakalamış insanlar için söylenebilecek tek şey ‘yaptıkları işi herkesten daha iyi yapmak’ için gayret göstermeleri olmuştur. Çünkü: bu insanlar başarılı olmayı yaşam tarzı haline getirmiş ve çaba harcamış insanlardır ve bu yolda hâlâ devam etmektedirler. Başarının keyfiyle başka başarılara da imza atmaktadırlar. Onlar için önemli olan keyif aldıkları bir şeyi tekrar tekrar yapmalarıdır. Bu duygu kazanmanın ve kaybetmenin ötesinde hissedilen bir duygudur. Kişinin kendisinin en iyi yapabildiği şeyi yapmak ve kendisini en iyisiyle ortaya koyabilmek ve varolmak.

Kişiyi başarıya götüren yollardan biriside düşünme gücü ve onun makinesi olan beynimizdir. Biz neyi başarmak istediğimize karar verdiğimiz andan itibaren, beynimiz o amaca ulaşmak için çalışmaya ve araştırmaya başlayacaktır. İnsanların beyin güçlerinde ki farklılıkta, başarının hızını ve büyüklüğünü etkiler. Önemli olan husus; bizim düşücelerimizi ve beynimizi kaliteli, verimli ve pozitif verilerle beslememizdir. Bakış açımızı oldukça geniş tutup, yenilikleri takip etmemiz gerekir. ‘Bugün kendime ne katabilirim’ diye düşünmemiz işimizi kolaylaştıracaktır.

Çöp bilgilerle beslenip ‘beyin obezi’ olmak yerine, kendi alternatif beyin beslenme çantalarımızı oluşturmamız gerekir. Beynimizi bizi başarıya götürecek bilgilerle beslemeye özen göstermeliyiz. Lloyd George’ nin ifade ettiği gibi:  “Bir insanın büyüklüğü, çenesinden yukarı bakılarak ölçülür”

Yaşadığımız hayat, seçimlerimizin bir sonucudur. Karar verdiğiniz seçiminiz sizin yolunuzu belirler. Hayatın üzerine düşünerek, başarılı olmayı seçerseniz, tabiî ki bunu gönülden isterseniz ancak o zaman başarıdan söz edebilirsiniz.

Unutmayalım ki;  başarıya ne kadar iyi hazırlanırsanız, başarınız o kadar görkemli olur.

Doğru düşünme ve ifade tarzı,

İyi bir strateji,

Planlanmış bir hazırlık,

Ve sonunda başarı…

Başarılı olmak kadar zor olan şey, başarılı kalmaktır. Nerede duracağını bilmektir. En doğru hareket başarmak ve dengelemektir. Bu süreçte yolculuk etmek, onu yaşamak, gidilecek yere varmaktan daha zevklidir.

Başarıya giderken de değerlerimizi kaybetmeden, benliğimizden bir ödün vermeden olaya ‘biz’ olarak gitmemiz gerekir. Başarılı insan olmakla, değerli insan olmak arasında ilginç bir fark vardır. Siz değerleriniz ile oradasınızdır. O değerleriniz sayesinde başarmısınızdır. Başarı bunun lezzeti, süsü, tacı  kısacası ödülüdür.

‘Baş’ olmak için ‘arı’ gibi çalışmak gerekir. İstemeniz ve emek vermeniz gerekir. Gerçek olan bir tek şey var ki  o da;

(Mümin Hoca’nın dediği gibi)

HAYATTA  YA TOZU DUMANA KATARSINIZ, YA DA TOZU DUMANI YUTARSINIZ…