Fakir cümlelerle ve bolca önyargı ile dünyayı Sarayönü’nden ibaret sanan iptidai mantıkla ve en kötüsü sloganlar üzerinden ülkemizi/bölgemizi/dünyamızı yorumlama gayretkeşliği bir kez daha duvara tosladı.
Gelinen aşamada, ezberler bir bir bozuluyor, önyargı duvarları bir bir yıkılıyor ve bazıları yıkıntılar altında kalıyor.
İşte size, ülkemizden/bölgemizden birkaç örnek.
Zamane komünistti Hristofiyas’tan sonra Batı’nın ve özelikle Amerika’nın yağlayıp/yıldızlayıp başkanlık koltuğuna oturan Anastasiadis, onların deyimi ile “Amerika ile papaz oldu…”
Amerikan Elçisi’nin “her iki tarafa da eşit mesafede” durma politikası yüzünden demediğini bırakmadı.
Türkiye’ye saldırmıyor diye her türlü kaprisi yaptı.
Görüşmelerin canına ot tıkayan doğal gaz krizinde ise tam çuvalladı.
“Amerikalılar beni kandırdı” diye feveran etti.
Dua etsin ki araya bizim seçimler girdi ve kriz nisan sonuna kadar donduruldu.
Yoksa perişan olacaktı.
Zaten Amerikalılara kendini perişan ettirmek için elinden geleni yapıyor.
Gidip Ruslar ile askeri iş birliği anlaşmaları imzalıyor.
Suriye’de tutunamayan Rus donanmasına limanlarını açıyor.
Tabii ki bunları kendi ulusal (milli) çıkarları çerçevesinde yapıyor.
Amerikalılara kafa tutarken Ruslarla flört ediyor.
Rusya’nın Güvenlik Konseyi’ndeki vetosuna oynuyor.
Sırf bunun için Amerikan Elçisi’ni istenmeyen adam ilan ettirmeyi bile tasarlıyor.
Ve ne acıdır ki tüm bunlar yaşanırken, bizimkiler “öküzün trene baktığı gibi” bakıyor olana/bitene…
***
Olan/biten bununla sınırlı olsa amenna.
Türkiye’de Kürtlerle hükümet barış yapmak için uzlaşıyor.
Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti hükümetini yerden yere vuranlar her defasında şaşkınlık travması geçiriyor.
Dolmabahçe Sarayı gibi simgesel ortamlarda daha düne kadar “bebek katili” denilen Abdullah Öcalan’ın “silahlara veda” bildirileri okunuyor.
40 bin insanın ölmesine rağmen her yerde barış havası esiyor.
Ötesinde Başbakan çıkıp “Kobane’ye selam olsun” diyor.
Kuzey Irak’taki Kürtlere yardım gönderiyor, Irak yönetimine uçaklar dolusu silah veriyor.
Amerikalılar ha bire IŞİD teröristlerini bombalıyor.
Kürtler dahil herkes Amerika’ya teşekkür ediyor.
Biji Serok Obama (Yaşasın Başkan Obama) sloganları güneydoğunun dağlarını süslüyor.
IŞİD’e son darbenin vurulması için Kürtler, Irak yönetimi, Amerika ve Türkiye anlaşmalar imzalıyor.
Ve tüm bunlar olurken bizimkiler “öküzün trene baktığı gibi” bakıyor.
Soğuk savaş döneminden kalma kafalar, buralarda soğuk savaş döneminde kurdukları statükolarını sürdürmek için yeniden aday oluyor.
Kıbrıs Türkü de torba torba oy vereceğini söylüyor.
Hey hat ki kendi geleceğini heba ediyor.
Bilerek ya da bilmeyerek…
































