Meclis sonunda yerel seçimlerin Haziran ayında yapılmasına onay verdi. Seçim yasakları da 60 günden 40 güne düşürüldü. Bu durumda Mayıs ayının ortalarında seçim yasakları da başlamış olacak…
Eğer Türkiye’deki gibi bizde de 24 Haziran’da seçimler olacaksa önümüzde tam 60 günlük bir süre var. Evet seçimlere 60 gün kaldı ama, iktidardaki partiler bırakın tüm adaylarını açıklamayı, nerede kime destek vereceklerine bile karar vermiş değiller…
Sadece ana muhalefet UBP, sanırım Yenierenköy hariç 27 bölgede adaylarını belirledi. UBP’de de adaylar konusunda belli bölgelerde sıkıntılar var, birden çok isim adaylık başvurusunda bulundu. Ancak, diğer partilerdeki dağınıklık yok. Sizin anlayacağınız seçimlere bir adım önde başlıyorlar…
İkitidarın büyük ortağı CTP’de tam bir belirsizlik yaşanıyor. Parti, mevcut başkanların yeniden doğal aday olduklarını açıkladıysa da, bazı bölgelerde yeni isimlerin aday olma niyetleri hem partiyi, hem de mevcut başkanı zora soktu. Ve ne yazık ki merkez bu krizi aşmakta bir türlü başarılı olamadı. Dedim ya önlerinde 60 gün gibi bir süre kalmasına rağmen, hala daha ne ittifak konusunda, ne de adaylar konusunda netlik yok. Son yerel seçimlerde bazı büyük kentleri kaybetmesine rağmen beldelerde kazandıkları 16 başkanlık ile teselli bulan CTP, bu gidişle birçoğunu kaybetme tehlikesi ile yüz yüze. Dikmen’de sorun aşıldı diyorlar ama, görüntü hiç de öyle değil. Değirmenlik ve Gönyeli hala daha cadı kazanı. Her iki mevcut başkan da partiye kırgın. Yıllardır görevlerini layıkıyle yapmalarına, başarılı işlere imza atmalarına rağmen olmadık gerekçelerle her ikisini de küstürdüler. Mağusa’da birçok partilinin destek verdiği bağımsız aday Ulaş Gökçe’ye karşı Erol Adalıer’in adaylığını dün açıkladılar. Mevcut başkan Arter UBP ve DP’nin desteğini almış durumda. Sol oyların bölüneceği düşünülürse Arter’in beklenenin aksine rahat bir seçim kazanma şansı oldukça yükselmiş oldu…
Amiral gemisi Lefkoşa’da ise her kafadan bir ses çıkıyor. Eski Başkan Kadri Fellahoğlu, ki Lefkoşa’dan aday olmak istiyordu, “kimse beni Harmancı’ya oy vermeye zorlayamaz” diyor. Sözün kısası CTP kendi ayağına kurşun sıkmakta oldukça başarılı oldu. Lefkoşa, Girne, Mağusa, İskele, Güzeyurt ve Lefke. Bu 6 İlçe’de de çok zorlanacağı şimdiden belli. Belli ki, 7 Ocak erken genel seçimlerinden hala ders almamışlar, aynı yanlışlar, aynı kargaşa devam ediyor. Tam bir toz duman…
Hükümetin bir diğer ortağı DP, Tatlısu hariç, (ki mevcut başkan oldukça başarılı işlere imza attı) diğer birçok bölgede bağımsız adaylara yönelmiş, hatta bazı bölgelerde UBP ile birlikte hareket edecek.
TDP’nin tek derdi, arslanın ağzından aldığı Lefkoşa’yı kaybetmemek. Tüm pazarlıklarını da Lefkoşa üzerine oturutmuş. Mevcut Başkan Mehmet Harmancı için çalışacaklar. CTP ve HP’nin bu konuda desteğini almasına rağmen, karşısında UBP adayı olarak Hasan Sertoğlu gibi bir isim var. Daha şimdiden Lefkoşa’da kıran kırana bir seçim yarışının yaşanacağını söyleyebiliriz…
Halkın Partisi ise, 5 bölgede kendi adayları ile seçime giderken bazı bölgelerde bağımsız adaylar, büyük kentlerde ise “ittifak adaylarına” destek vereceini açıkladı…
Başta da söyledim iktidar ortaklarındaki bu dağınıklık ve kafa karışıklığını UBP uzaktan ve ellerini ovuşturarak izliyor. Onlar kendi içlerinde birbirlerini yerken, UBP çoktan yolu yarılamış durumda…
Geçtiğimiz aylarda yine bu köşeden yazmıştım, önümüzdeki yerel seçimlerin, geçmiştekilerden çok farklı olacağını. Çünkü iktidar ortaklarının yerel seçimlerde alacakları oylar, çıkaracakları başkan sayısı, hükümetin geleceğini de yakından ilgilendirecek..
UBP için, erken genel seçimlerde alınan sonuçlar, yerel seçimlere de yansırsa, Genel Başkan Hüseyin Özgürgün kurultaya, rakiplerine oranla çok daha rahat gidecek. Çünkü iki seçimde de partisini zafere taşıyan bir Genel Başkanı indirmek çok daha zor olacak…
UBP için, kazanılan sadace belediye başkanlıkları değil, iktidar da olabilirken, hükümet için kaybedilen başkanlıkların yanında iktidar da olabilir…
YERİN KULAĞI VAR
O İRADE HALA GEÇERLİ:
Dün, 2004 referandumunun 14. yıldönümüydü. Kıbrıs Türkü yüzde 65 “evet” derken, Kıbrıs Rumları yüzde 75 “hayır” dedi. Kamuoyunda “kuzeyde çözüm iradesi devam ediyor” değerlendirmeleri var. Ancak aynı şey güney için de geçerli. Güney’de de yüzde 75’lik “ret” iradesi hala geçerli. Onca yıl yaşananları göz önüne getirin; neredeyse sona gelindi denilen süreçlerin nasıl bittiği, EOKA yasası, doğal gaz oyunları, yapılan anketler, daha neler. Yıldönümünde güneyden yaılan açıklamalarda da vurgulananan hep, “Helenizmin kararlılığı” oldu.
TROLLER DEVREDE:
Girne’de yapımına bizim de şiddetle karşı çıktığımız ama başaramadığımız Kaya Otel’e verilen casino izninin yasa dışı olduğu ve “T izinleri veriliyor” dedikoduları yayıldı geçen hafta. Bir merkezden servis edilen haberler. Kaya Otel’e daha önce başka birine verilip, geri alınan izin verilmiş. Serdar Denktaş açıkladı. Ulaştırma Bakanı da, kimseye T izni vermediklerini, verme niteleri de olmadığını söyledi. Çamur at izi kalsın… Şu anda muhalefetin yaptığı bu.
NEYE YARAR Kİ:
Güney’deki yabancı elçiler AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianou’yla görüşmüşler. Kipiranou, “çözüm, doğal gaz sorununu da çözecek” demiş kendilerine. Dönmüş, “Anastasiadis güven vermiyor” da demiş. Geçmiş olsun. Seçimler daha yeni bitti. İrade ortada. Yabancıların da AKEL’le görüşmekle ne murat ettiklerini anlamak mümkün değil.
FİŞ KESMEYENLER VAR:
Bir okurum aradı. Meraklı, sorumlu bir vatandaş. Çok yoğun satış yapan, özellikle turiste hitap eden baxı mağazaların, kalabalıktan yararlanıp, müşteriye kasa fişi kesmediğini tespit ettiklerini, bunu Maliye’ye de şikayet ettiklerini anlattı. Yani KDV’nin üstüne yattıklarını. Ve ekledi; “eğer verginin tümünü tahsil edebilsek, Türkiye’ye bile yardım eder hale geliriz”. Bir de buradan biz uyarmış olalım.
VERİN AMA:
“Rumlar da verir ama, onlara sesiniz çıkmıyor” diyorlar hep verilen vatandaşlıklar için. Doğrudur ama, aramızdaki fark, onlar ülkeye yatırım yapanlara, yani ekonomik olarak verirken biz, tamamen siyasi ve duygusal nedenlerle ve gayrı yasal olarak veriyoruz vatandaşlıkları. Hatta son hükümet döneminde verielen binlerce vatandaşlık, ülkede yaşamayanlara, dost ilişkisi içinde ve siyasi bağları nedeniyle verildi ki, gerçek hak sahipleri bile mağdur edildi…
ZAMAN HESAP ZAMANI:
Son günlerde gazeteler, Rumların kuzeyden yaptığı alışverişlerin arttığını yazıyorlar. Doğrudur, eskiye oranla gözle görülür bir artış var ve bunu sadece marketlerde değil, benzin istasyonlarında da görüyoruz. Bunun nedeni TL’nin euro karşısında erimesidir. Günlük ihtiyaçlarını neredeyse bedavaya getiriyorlar. Biz de ayni şeyi et konusunda yapmıyor muyuz? Euronun 5 TL olmasına rağmen hala daha bizden ucuz olan güneydeki et fiyatları, bizleri zoraki olarak güneye yönlendiriyor. Zaman hem bizim, hem de onlar için hesap zamanı…
ZİRVEDEKİLER
Cenk Mutluyakalı: “Kıbrıs sorununa dair çözüm ya da barış süreci bir tıkanma yaşıyor. Bunun sebebi bence federal çözüm modelinin görüşülmesi değil. Tam aksine, ‘Federal çözüm’ün görüşülmemesidir. Federasyon ‘zor’sa… Konfederasyon neredeyse imkansızdır. ‘İmkansızı iste, aynen kalsın’ düşüncesi bana eski bir aklı anlatır: Çözümsüzlük çözümdür”.
DİPTEKİLER
Pislik İçimize İşlemiş: “İyilik Gönüllüleri” adlı grubun iki hafta önce temziledikleri boğaz piknik alanı 15 günde yeniden çöplüğe dönüştü. Yiyip içip, pisliğini oraya bırakıp gidiyorlar. Sanki oraya yeniden kendileri gelmiyormuş gibi. Ne yapsak olmuyor, birlerinin bıraktığı pisliği temizlemekten gına geldi. İyisi mi kapatın gitsin veya orada piknik yapılmasını yasaklayın. Nasıl olmasa bize yakışmıyor…
Foto Gündem

































