Köşe Yazarları

Yanlış Haber







İletişimin bugünkü gibi olmadığı dönemlerde, iletişimdeki yetersizlik önemli bir faktördü.




Sırf bu yüzden,



Osmanlı döneminde Kıbrıs’ı ele geçirme planlarında iletişimdeki zayıflık stratejik faktörlerden biriydi…

Prof. Dr. Ünsal Oskay’a göre,  16’ıncı yüzyılda Kıbrıs’tan İtalya’ya haberler kırk günde, İspanya’ya 50 günde, İstanbul’a ise 16 günde giderdi…

Bir ülkede kargaşa yaratmak ya da başka niyetlerle eylem yapmak isteyenler için 40, 50 ya da 16 gün gibi iletişimsizlik ortamları oldukça elverişli zaman dilimleriydi…

1692 yılında Kıbrıs’ta büyük bir veba salgını vardı.

Ahali bu amansız hastalıktan kırılıyordu.

Bu salgın birçok defalar kendini tekrarlıyordu adada.

Söz konusu tarihte ada halkının üçte biri yok olmuştu.

1712 yılına gelindiğinde halk kendi yaralarını sardım derken, yeni bir isyanla karşılaştı.

Bu isyanı başlatanlar Osmanlı donanmasından bazı Leventlerdi.

Bu gemiciler, Lefke’de bir hana gelip kendilerini Babıali’nin gönderdiğini, yöneticinin ahaliye büyük vergiler koyduğu, baskılar yaptığı bu yüzden onu devirmek için adaya geldikleri söylentilerini etrafa yaydılar.

Niyetleri elverişli zamanı kullanıp istediklerini elde etmekti.

Mesele ta anlaşılsın atı alan üsküdar’ı geçebilirdi.

Leventler daha sonra bazı ağaları tutuklayıp yanlarında esir tuttular.

Amaçları bol miktarda para toplayıp adadan sıvışmaktı.

Tutuklu ağalar, Leventlerle geçirdikleri zamanı iyi değerlendirdiler ve esas amaçlarının ne olduğunu öğrendiler.

Bunu öğrenince onlara bol bol vaatlerde bulunup, serbest bırakılmaları halinde  istedikleri paraları kendilerine verebileceklerini söyleyip gemicileri ikna ettiler.

Ağalar para getirecekler diye serbest kalınca, doğru valiye gittiler ve bu kez onlar bir plan hazırlayarak Leventlerin sonunu getirdiler.

Kimisi kazığa oturtuldu, kimisi asıldı…

Kıbrıs’tan Venedik’e haberler 40 günde gittiğine göre,

Lefkoşa’nın Osmanlılar tarafından fethi sırasında iletişimin önemli bir sorun olduğunu tahmin etmek zor değil.

Sırf bu yüzden Lefkoşa’daki Venedikliler habersizlikten boş umutlarla avunmuşlardı aylarca.

Aynı sorun Mağusa kuşatıldığında da yaşanmıştı…

Kim bilir telgraf o dönemler icat olsaydı birçok şey daha başka türlü gelişebilirdi…

Bu açıdan “ulak”ların önemi büyüktü.

Yani haberci.

O kadar ki, sürekli olarak yolları kesilir hatta öldürülme tehlikesi ile karşı karşıya kalırlardı.

Fetih sırasında Venediklilerin Mağusa komutanına gönderdikleri bir ulak Yeniçerililer tarafından yakalanınca, Lefkoşa içindeki Venedik askerlerinin moralleri daha da bozulmuştu…

15 vekilin bir partiden bir partiye geçmesi,

Ve muhtemelden öte açıkça belli olan bir tuzağın bozulması,

Kim bilir konu ile ilgili istihbarati bilgilerin şimşek hızıyla karşı tarafa iletilmesi ile mümkün olabilmiştir.

Muhtemelen cep telefonuyla…

İyi bir iletişim savaşların kazanılmasına,

Kötü bir iletişim kaybedilmesine neden olabilir…

Kıbrıs’tan İtalya’ya bir haber 50 günde gidiyordu.

Bir de ulaştırılmak istenen haberin, “yanlış haber” olduğunu düşünün!









Başa dön tuşu