Bir haftadır Rusya Ukrayna savaşıyla yatıp kalkıyoruz. Ve gelişen olaylara baktıkça, dayanışma üzerine kurulmuş dünyadaki tüm askeri ve insani ittifakların karton kalelerden ibaret olduklarını görüyoruz!
BM’lerin, NATO’nun, AB’nin Gürcistan’ı işgal etmeye kalkışan Rusya karşısında onca dünyasal gösteri ve azametlerine karşın nasıl “çaresiz” kaldıklarının sükûtunu yaşıyoruz!
VE BİR kez daha anlıyoruz: Eğer Gürcistan örneğinde olduğu gibi kendi savunmanızı oluşturacak askeri ve ekonomik gücü yaratmazsanız; her zaman sizden daha güçlü ülkelerin karşısında çaresiz ve yalnız kalırsınız!..
Kİ TÜRKİYE’yi de bu “yalnızlığı ve çaresizliğiyle” hatırlarız. 1964’de Kıbrıs’ta Türk halkına yönelik Eoka’cı ve Rum milislerin saldırılarını önlemek için harekete geçen Türkiye Erenköy çıkarmasını gerçekleştirmek gereğini duyduğunda müdahalesine an kala ABD Başkanı Johnson, zamanın Başbakanı İsmet İnönü’ye “ihtar dolu” bir mektup gönderiyor ve harekâtı önlüyordu..
KALDI ki o yıllarda Türkiye’nin adaya çıkarma yapacak ne uygun gemileri vardı ne İHA’ları ile SİHA’ları. Nitekim Amerikan Başkanının sert uyarısıyla onuru kırılan Türkiye, sonrasında kendine yetecek askeri donanımına hız veriyor ve 1974’e gelindiğinde “Barış Harekâtını” hiçbir ülkeden yardım almadan kendi askeri olanaklarıyla gerçekleştiriyordu..
***
BURADA BİR PARANTEZ AÇIYORUM. Ve hatırlatmak gereğini duyuyorum: Rusya Ukrayna savaşı bize bir başka gerçeği daha anlattı! Eğer bugün Ukrayna da Rusya gibi dev bir ülke karşısında direniyorsa bunun bir nedeni de Türkiye’den tedarik ettiği elindeki “silahları” da kullanabileceği ulusal donanıma sahip olmasındandır.
Orada Rus ordularına direnen insanlar nasıl savaşılacağını, nasıl silah tutacaklarını, nasıl molotof kokteyli atacaklarını, barikat kuracaklarını … Biliyorlar..
UKRAYNA’nın bu seferberlik ruhu bize bir çağrışım yapmalıdır. Çünkü bu ülkede yetişmekte olan gençlerimizin askerlik görevlerini yapmamaları, askerlikten kaçmaları hatta “vicdani ret” dedikleri başkaldırıda bulunmaları için lobiler oluşturulmakta kampanyalar sürdürülmektedir!
NE DİYORDU ama atalarımız? Su uyur düşman uyamaz! Karşımızdaki Rum-Yunan ikilisi bu adada ne “Enosisten” ne de Adanın Yunanistan’a ilhakından vaz geçti.
Fırsat ve uygun zamanı geldiğinde aynen Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması gibilerinden bir harekâtla “meğali ideayı” gerçekleştirmek isteyecekler ki Rum tarafında öğrenciler liseyi bitirir bitirmez askere alınırlar!.
BİZDE ise askerlik görevini ertelemek için yıllar yılı köşe bucak kaçılırken, üstüne üstlük bir de “vicdani ret” uydurulur ki “vatani görev” tümden ilga edilsin! “Oysa işte görüyoruz: Askerlikten kaçmak yada askeri ittifaklar oluşturmak savaşları önlemiyor!. Aksine her kim daha güçlü ve silah yönünden donanımlıysa o kazanıyor…
***
KISACA TAKILDIKLARIM: Bilir misiniz? KKTC’de 42 yılda 39 Hükümet kurulmuş! Tutun ki dünyada henüz benzeri ve çaresi olmayan bir hastalık. “Hükümet yıkıp hükümet kurmak!”
TABİ ki araya zırt pırt erken genel seçimleri de sıkıştırıyorlar.. Ve bırakın insanları hükümet krizleri ve seçimlerle yormayı yada parasal giderler nedeniyle devleti mali yönden sıkıştırıp canını çıkartmayı; bir de usanıp bıkmadan her yeni hükümet (aslında yok birbirlerinden farkları ama) asla uygulama fırsatları bulamayacakları “Hükümet Programları” da yaparlar! ***
VE YİNE KARŞIMIZDA bu kez de “Sucuoğlu Koalisyon Hükümetinin programı” var. Anayasal vecibe gereği Mecliste okunup onaylanacak..
Ben de merak, çünkü bu hükümet programlarının hastasıyım! Gazetelerde yayınlandılar mıydı hemen kupürü keser masamın çekmecesine koyar, sık sık çıkarır bakarım: “Bakalım programda vaat ettiklerinin hangisini uyguladılar” yada uygulanması süresi gelenleri gündeme aldılar mı merakımda…
BU KEZ de yıllardır yaptığımca Sucuoğlu Koalisyon Hükümetinin Programını koydum çekmeceme..
Kİ ilk göz atışımda baktım, öncekiler gibi içinde “yok yok! Uygulansa memleket cennet mekân olacak! ***
MESELA programın daha başında, “Kamuda Reform hayata geçecek” deniyor.. Tabi ilgili sendikalar aklıma geldikte gülüyorum. “Görürüm ben sizin reformunuzu” diye düşündüğümden!
ÖTE YANDAN: Yılan hikâyesine döndü. Bu kez de Sucuoğlu hükümeti aldı programına: “Ercan Hava Alanı terminali bitecekmiş!” Peki “Emrullah Turanlı beyefendiye sordunuz mu? Yani düşünmeden yapamadım!
VE BİTMEYEN sözlerden biri daha: “Telekomünikasyon Dairesi yeni hava yolu şirketi 4G veya 5G Mobil şebekelerinde kamu-özel işbirliğine gidilecekmiş… Keşke “kamusu” olmasa çünkü gene olmayacak!
“KIB-TEK’de yeni fiyat düzenlemesi”yapılacakmış. (Tabi bunu da KıbTek’e sormadan programa aldılar! Yani çocuk ölü doğdu!)
YADA temel gıda maddelerinde “yeni gıda fiyatları düzenlemesi yapılacakmış!” Akaryakıtta denetimi sağlamak için “otomasyona” geçilecekmiş!
HATTA “kripto paraya” bile yer verilmiş! Ki bu yönü ile geçmiş hükümetlere bayağı fark atıyor.. Üstelik bize değişen dünya ile birlikte KKTC’nin de nasıl uyumlu şekilde değiştiğini kendini yenilediğini hatırlatıyor. Dolarlar, sterlinler, derken şimdi bir de “kripto paramız” olacak. Dur bakalım nasıl olacak diyeceğiz de kaynak?
VE o büyük sorun: “Belediyelerin sayısı azaltılacakmış!”
Çoktan ninemin bin bir gece masallarına dönüşmüş! Her gelen hükümet bir süre sakız gibi çiğnerken nasılsa şekeri bittiğinde bir köşeye tükürüveriyor.. Bakalım Sucuoğlu Hükümeti becerek mi?
Zaman zaman hükümet programını sütunumuzda sizlerle birlikte okuyacağız. Eğlenceli olur..
































