Köşe Yazarları

KARARI ÜYELER VERECEK…






CTP kanadında yapılan kabine değişikliği şaşkınlığı kısa sürdü. Yeni Bakanlarla ilgili ilk gün gelen tepki ve şaşkınlık, yerini sessizliğe bırakmışa benziyor. Hiç olmazsa şimdilik ortalık durulmuş gibi görünüyor. CTP’de var olan disiplin yine çalıştırılmış ve olası tepkiler, parti içinde kalmıştır…
Peki ama ortakları UBP’de durum ne?
Yedi adaylı kurultay için artık sayılı günler kaldı. O eski kavgalar yok gibi. Adayların o alıştığımız ve temcit pilavı gibi hergün gazetelerde yer alan “üye yazılımına karşı” tepkilerini görmüyorıuz artık. Ya kabullendiler, ya da ilçe seçimlerinde gördüler ki, üyler oylarını kullanırken, farklı tercihler yapabiliyorlar. Basına verdikleri beyanatlar artık tamamen kurultaya yönelik ki, doğrusu da buydu…    
Söylenenler söylendi, üyelerin büyük çoğunluğu da kararını verdi. 10 gün sonra sonucu hep birlikte göreceğiz. 10 bine yakın üye, kurulacak 50 sandıkta oylarını kullanıp, başkanın kim olacağına karar verecek. Son yapılan ilçe seçimlerine bakarak, katılım 4-5 bin civarında olacak gibi. Eğer böyle olursa, herhangi bir adayın ilk turdan kazanabilmesi için, 2500 civarında bir oyu alması gerekecek. Ancak oylar adaylar arasında dağılırsa, ikinci tur kaçınılmaz olacak. İşte siz o zaman seyredin gümbürtüyü… Peki ilk turdan biter mi bu iş derseniz, bana göre ikinci tur kadar, ilk turdan bitmesi de sürpriz olmayacak. Yani adaylardan biri, ilk turdan salt çoğunluğu sağlayabilir…
Özgürgün’ün karşısında yer alan diğer adayların bütün hesapları, hep ikinci tur üzerine yapılmış. Çünkü ikinci tura kalma şansını yakalayan aday, bu turda, diğer adayların oylarını da alacağının hesabını yapıyor. Bu hesabı yaparken de, diğerlerinin önceki açıklamalarına güveniyorlar… Ha, bu hesap tutar mı bilemem. Veya verilen sözlere ne kadar güvenebilirler, onu da bilemem. Kaybedenin ruh hali, yapılacak teklifler, ikinci tur için belirleyici olacak.
Bir de, inandığı adaya oyunu veren birisini, bir başka adaya oy vermesi için, nasıl ikna edeceksiniz. Size inanmış ve oyunu vermiş birisinin, belki de hiç sevmediği bir diğer adaya oy vermesini nasıl bekleyeceksiniz?
Onun için ikinci turu “çantada keklik” görenler, hayal kırıklığı yaşayabilirler…
Seçim sonuçlarını etkileyebilecek bir diğer önemli faktör ise, Eroğlu’nun tavrı olacaktır. Şu ana kadar aleni olmasa da, el altından birlerine destek verdiği ve Özgürgün’ün kurultayı kazanmasını istemediği biliniyor.
Görünen o ki, Eroğlu ilk turda açık açık bir adaya destek vermeyecek. Sadece telefonlarla etkili olduğu ve güvendiği birkaç isim üzerinden, kazanma ihtimalini en yüksek gördüğü bir isim için  örtülü çalışmalar yapacak.
Çünkü bir isim vermesi halinde, ikinci tura kalamayan diğer adayların desteğini istemesi zor olacak. O nedenle, ilk turda destek verdiği isimi açıklamayacak ama, ikinci tura kalınması halinde, Özgürgün’ün karşısındaki adaya açıktan desteğini verecek. Parti kulislerinde konuşulan bu…
İki turlu bir kurultay olur ve Özgürgün ikinci tura kalırsa, karşısındaki gerçek rakibin Eroğlu olacağının bilinmesi gerekir. Çünkü Eroğlu, parti içindeki etkisini hala daha korumakta ve kendine bağlı isimlerle, parti üzerindeki hakimiyetini ve kontrolünü sürdürmektedir…
Sonuç olarak UBP’li üyeler bu kurultayda, ya Eroğlu’nun parti içindeki vesayetinin devamına, ya da tam tersi için oylarını kullanacaklar.   
 

 

YERİN KULAĞI VAR
ANKARA ZİYARETİ:
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat’ın Ankara ziyaretinin ertelenmesi çeşitli dedikodulara neden oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yurtdışı gezisi gerekçesi, kamuoyunda pek kabul görmemişe benziyor. Tıpkı kabinede yapılan “gençleştirme” operasyonu gibi. Görünen o ki, Ankara ziyareti  1 Kasım seçimlerinden sonraya kalmış oldu…

CTP İLE DEVAM:
Zorlu Töre hariç diğer tüm adaylar, kazanmaları halinde CTP ile hükümete devam edecekleri, ancak bazı şartları olduğu konusunda hemfikirler. Sadece Zorlu Töre, CTP ile hükümet edilemeyeceği konusunda diğer adaylardan farklı bir söylem geliştirmiş. Yani Özgürgün de dahil, diğer 6 adayın kazanması halinde bir hükümet krizi yaşanmayabilir. Tek sorun, Töre’nin kazanması olur ki, onun da şansı, nerdeyse yok gibi…

NİYE ERKEN SEÇİM:
Hüseyin Özgürgün, dün yine erken seçimden bahsetti. Hatta tarih bile verdi. Hükümete Nisan 2016’ya kadar süre verilmesi gerektiğini de söyledi, kendisinin 2016’da seçim gördüğünü de… Neden Nisan, ya da neden erken seçim? Hem hükümet iyi gidiyor deniyor, hem de aynı konuşmada erken seçim… Anlamak mümkün değil. Bu da mı kurultay hesabı…

SEÇİM UBP’Yİ BİTİRİR:
Özgürgün’ün erken seçim sözlerini anlayamadık ama bildiğimiz, gördüğümüz bir şey var. O da, yakın zamanda bir erken seçimde UBP’nin tek başına iktidarını kastediyorsa, hayal gördüğüdür. Tarihinde hiç bu kadar parçalanmamış olan bir parti, başkanı kim olursa olsun, genel seçimde dibe vurur…

YA KAZANSAYDI:
Girne İlçe Başkanlığı seçimleri, sonunda mahkemeye düştü. Hafta sonu yeniden yapılacak olan seçimlerde, Özlem Gürçağ’ın rakibi olan Necdet Numan, Gürçağ’ın adaylığının düşürülmesi talebiyle mahkemeye başvurdu. Öyle anlaşılıyor ki, Numan işi üyelere bırakmak yerine, mahkeme kararıyla kazanmanın hesabını yapmış… Merak ettiğim şu, madem elinde gerekçe vardı, neden adaylığını koyduğu gün itiraz etmedi?

ÜÇÜ DE SORUNLU:
Devletin ana görevlerinin başında, Eğitim, Ekonomi ve Sağlık konuları gelir. Bunların sağlıklı bir şekilde yürütülmesi, o ülkenin yönetimi ile ilgili de ciddi veriler ortaya koyar. Ne yazık ki bizim ülkemizde, hiç birinin doğru dürüst çalıştığını söyleyemiyoruz. Her üçü de yıllardır kangrenleşmiş sorunlar yumağı… Bunları halledemedikten sonra, istediğiniz kadar arpa üretin, boş…

ZİRVEDEKİLER
Başaran Düzgün: “CTP gecikmeli de olsa bu güçten yararlanmaya karar verdi. Açıkça görünen oydu ki çiftçiye-hayvancıya para yetiştirmekten başka bir amacı olmayan ile tarımda köklü reformlar yapmak mümkün değildi. Hele de gelen su ile birlikte aslında kalkınacağı aşikar olan tarımda çoktan planlamalar yapılmalıydı. Ne üreteceğimiz ve bunun için gelen suyu nasıl kullanacağımıza ilişkin halk çoktan bilgilendirilmeliydi…”.

DİPTEKİLER
Dibe Vurduk: Devlet hastanelerinde çalışan uzman hekimlerin, düşük maaşlar yüzünden istifa etmeleri, Genel Sağlık Sigortası’na ivedilik verilmesini zorunlu hale getirdi. Dr. Sıla Usar, bizzat içeriden verdiği bilgilerle,  Allah’a emanet olduğumuzu gösterdi. Ama maalesef bazı sektörler korunacak, partizanlıkla doldurulan kamuya kaynak yetiştirilecek diye esas görevler ikinci plana atılmakta. Kısacası çarpık sistem duvara vurdu. Öldük de üstümüzü örten yok…







Başa dön tuşu