Görmezden gelmek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşanan ekonomik, siyasal ve sosyal sorunların varlığını değiştirmez. Ekonomideki istikrarsızlık, enflasyonun hızla artması, hayat pahalılığının kontrol edilememesi ve kamu kurumlarında liyakatsiz kişilerin karar verici pozisyonlarda olması, bu sorunların temelini oluşturmaktadır. Bu meselelerin arkasındaki karmaşıklık, kaostan fayda sağlamayaçalışan siyasi aklın sonucudur. Bu siyasi anlayış, kaosu bir araç olarak kullanarak sorunları bireysel ya da sektörel noktalara dönüştürmektedir. Toplumun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olan bu anlayış, halkın alım gücünü etkileyen söylemlerle durumu kendi lehine çevirmeye çalışmaktadır. Bu strateji, on yıllardır sürdürülmekte ve ne yazık ki demokratik öğretiye ve demokrasiye inananların kolektif hareketini zayıflatmaktadır.
Ülkede yaşanan ekonomik sıkıntılar, enflasyon ve işsizlik, ada halkının yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilemektedir. Son dönemde et fiyatlarının aşırı derecede yükselmesi, hayvancılık sektöründe büyük bir krize yol açmıştır. Bu durum, ülkenin yanlış yönetiminin doğrudan bir sonucudur ve hayvancıların eylem yapmasına neden olmuştur. Pazartesi günü sendikalar genel grev çağrısı yapmış olup, siyasi partiler ve toplumsal katılımın yoğun olması beklenmektedir. Hak arama, demokratik bir haktır ve toplumun sistemin düzeltilmesi noktasındaki motivasyonu için önemli fırsatlardandır.
Ülkedeki ekonomik faaliyetlerin giderek istikrarsız olması, işletmelerin kapanması, yerel işgücünün işsizleşmesi ve iş göçü veya sosyal göç olarak ülkeyi terk etmesi hızla artmaktadır. Bu meselenin sadece ekonomik ölçekte değerlendirilmesi, kapitalizmin acımasızca ortaya koyduğu bir zihniyeti yansıtır. İnsanların yaşamlarını topluluk limitleri ile değerlendiren, alım gücünün uluslararası referanslarının dikkate alınmadığı, bölgesel ekonomik faaliyetler üzerinden değerlendiren bir zihniyet, ülkeyi ekonomideki yanlış yönetimlerden dolayı kaosa sürüklemiştir.
Ülkedeki yöneticiler, bu karmaşık durumdan faydalanarak kaosu kendi lehlerine kullanmaktadır. Halkın günlük ihtiyaçlarını karşılayamayan politikalar, ekonomik krizi derinleştirirken, kamu kurumlarında liyakattan uzak atamalar, yönetim kalitesini düşürmektedir. Et fiyatlarının aşırı derecede artması ve bu duruma tüketicilerin ve kasapların tepkisi sonucunda sektörleri karşı karşıya getirerek sorunu çözmeye çalışan anlayış, hayvancıların ve diğer toplumsal kesimlerin eylemleri, ada halkının hükümete güvensizliğini giderek artırmakta, toplumsal huzursuzluğuda artırmaktadır.
Bu istikrarsızlık, maalesef tüm alanlarda devam etmektedir. Uzun zamandır güçlü bir demokratik yapı, statükoya karşı mücadelesini etkili ve sonuç alıcı olarak ortaya koyamamıştır. Başarısız yönetimler ülkeyi kaosa sürüklemeye devam etmektedir. Ancak, bu durumun böyle süremeyeceği açıktır. Demokratik değerlerin savunulması ve toplumun ihtiyaçlarının gerçek anlamda karşılanması için kolektif bir çaba gereklidir. Ülkede demokratik reformların hayata geçirilmesi, ekonomik istikrarın sağlanması ve liyakata dayalı bir kamu yönetimi oluşturulması elzemdir. Aksi takdirde, ülke uzun süre bu istikrarsızlık içinde kalamaz ve kalmamalıdır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki ekonomik faaliyetler, özellikle 2023 yılının ortalarından itibaren Güney Kıbrıs’ın ekonomisine kayma eğilimi göstermektedir. Ancak, son dönemde hayat pahalılığının etkin bir şekilde artmasıyla birlikte, “Türk lirası” kazanan Kıbrıslı Türkler, dövizle temel ihtiyaçlarını karşılama noktasında daha uygun fiyatlarla alışveriş yapabilmek için Güney Kıbrıs’a yönelmişlerdir. Bu durum, Kuzey Kıbrıs’ta yaşayanların aile ekonomilerini idare etmek adına çaba sarf etmelerine neden olmuştur.
Güneye geçemeyenler ise komşularından temel gıda ürünleri, et, süt, peynir gibi ürünleri sipariş ederek aile ekonomilerini ayakta tutma mücadelesi vermektedirler. Ancak, ülkedeki hayat pahalılığını kontrol edemeyen hükümet, genel ekonomideki kalkınma odaklı politikaları ortaya koyamamıştır. Üretimi destekleyerek üretim kapasitesini artırma ve üretim maliyetlerini düşürme yolunda adımlar atmak yerine, kontrolsüz ithalatı artırarak ekonomiyi ucuzlatma stratejisi izlemektedir. Bu, ülkenin ekonomik dengesini ve sürdürülebilirliğini tehdit eden bir yaklaşım olarak tanımlanabilir.
Ülkedeki ekonomik ve siyasal sorunlar, yalnızca ekonomik boyutta değil, aynı zamanda sosyal ve siyasal boyutlarda da değerlendirilmelidir. Bu sorunların çözümü, demokratik değerlerin savunulması ve halkın ihtiyaçlarının gerçek anlamda karşılanmasıyla mümkündür. Toplumun, demokratik reformlar ve liyakata dayalı yönetim taleplerine kulak verilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, ülkemiz uzun süre bu istikrarsızlık içinde kalamaz ve kalmamalıdır.
Demokrasi ve Hak Mücadelesinin Önemi
Bu süreçte, demokratik değerlerin savunulması ve toplumun ihtiyaçlarının gerçek anlamda karşılanması için kolektif bir çaba gereklidir. Ülkede demokratik reformların hayata geçirilmesi, ekonomik istikrarın sağlanması ve liyakata dayalı bir kamu yönetimi ve siyaseten ülkeyi yönetme sorumluğu taşıyan, taşıyacak olan karar vericilerin oluşturulması elzemdir. ülke uzun süre bu istikrarsızlık içinde kalamaz ve kalmamalıdır. Mücadelenin halkımızın insanca yaşayabileceği uluslar arası normları bu ülkede yaşayana kadar katılımcı bireyin, çoğulcu demokrasiye etkin katılımı ile sonuç alıcı mücadele olacaktır.
































