Yeni Büyükelçi Derya Kanbay dün Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya eskilerin deyimiyle “itimat”, yeni söylemle “güven” mektubunu sunarak görevine başladı…
Kendisi, Dışişleri Bakanlığı’nın birçok kademesinde çalışmış, kariyer sahibi, deneyimli bir diplomat.
Son görevi, Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı…
Bu önemli görevi sırasında, Kıbrıs’tan giden raporlara birebir vakıf olduğu söylenebilir.
Teftiş Kurulu Başkanlığı’ndan önceki görevi Slovenya Büyükelçiliği ve ondan önce de
2007-2009 yılları arasında Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği…
Bağdat’ta görev yaptığı tarihler, Çokuluslu Koalisyon Kuvvetleri’nin Irak’ta olduğu ve operasyonların devam ettiği tarihler. 2007’de BM, Irak’ta tam bir milyon insanın öldüğünü, 5 milyon insanın göç etmek zorunda kaldığını açıklamıştı. Aynı dönem, Irak topraklarından, Türkiye’ye yönelik terör hareketleri meselesi can alıcı bir şekilde gündemdeydi ve Büyükelçi’nin bu konuda Irak hükümeti nezdinde ciddi diplomatik çabaları olmuştu.
Şimdi bu deneyimli diplomat, Kıbrıs kazanının içine giriyor.
Türkiye’nin şu anda Kıbrıs’tan çok daha önemli öncelikleri var.
Bir yandan aniden başlayan IŞİD’e karşı savaş, artan terör olayları, onlarla mücadele, yaşanan toplumsal gerginlik, kurulamayan hükümet, belki bir erken seçim ve dolayısıyla ekonominin bıçak sırtı dengeleri.
Bizlerse burada tarihte bir ilk olan, “zıtların hükümetinin” ne getirip ne getirmeyeceğini, gerçekten bir reform hükümeti olup olmayacağını tartışıyoruz.
Diğer taraftan millette bir anlaşma umudu.
Her iki taraf liderlerinin umutları yükselten açıklamaları…
BM ve AB yetkililerinin neredeyse anlaşma için tarih vermeleri…
Kıbrıs Türkü, bu küçücük adada, dünyanın en uzun süreli sorununun içinde bunalan; bir taraftan da 40 yıldan fazladır kendi idaresine sahip olduğu halde, hala kendi ayaklarının üstünde duramayan, bocalayıp duran bir halktır…
Kendi sorunlarımızın dünyanın merkezinde olduğunu sanırız. Sadece Kıbrıs konusunda değil, kendi iç meselelerimizde de çareleri dışarıdan ararız.
O nedenledir ki, Türkiye’nin atadığı büyükelçiler KKTC’de, görev yaptıkları diğer ülkelerden farklı bir mesai yürütmek zorundadırlar…
Başı sıkışan, hükümet üyeleri de, hatta vatandaş da Elçiliğin kapısındadır.
Protestocular, ha keza…
Çünkü Türkiye, hala daha KKTC’nin giderlerinin büyük bir kısmını finanse eden ülke durumundadır.
Ayrıca Kıbrıs, Türkiye için ulusal bir davadır ve halihazırda garantör ülkedir. Müzakerelere taraftır.
Eğer Ankara’nın Kıbrıs’a ekonomik ya da siyasi yönden özel ilgi gösterdiği dönemde görev yapıyorlarsa, işleri daha da zordur. Örneğin, adadan ayrılan Halil İbrahim Akça’nın “Ekonomik Program” çalışmaları yüzünden yaşadığı sıkıntılar hafızalarda…
Bu dönemin öyle bir dönem olduğunu pek düşünmesem de, Sayın Büyükelçi’nin yine de değişik tecrübelerle karşılaşacağından eminim.
Kıbrıs Türkü, kim ne derse desin önyargılıdır. Ancak karşısındakinin niyetine inandığı anda, onu sever ve hiç unutmaz…
Derya Kanbay’a bu düşüncelerle bir kez daha hoş geldiniz ve kolay gelsin diyelim…
YERİN KULAĞI VAR
ONLAR DÜŞÜNSÜN:
Taraflar mülkiyet konusunda belli bir ilerleme kaydedip, bu konuda belli kriterler getirmişler. Görüşmelerin can damarı mülkiyet gündeme gelmişse, bizdeki bazı kesimler yeniden, “vatan elden gidiyor, ülkeyi sattılar” korosunu devreye sokacaklar. Peki kim bunlar? 1974 sonrası hakkı olmadan yüzlerce dönüm arazi, mülk ve arsaları parselleyenler veya yok pahasına alanlardır. Güney’den gelip de hala daha malının karşılığını alamayanlar varken, bugünkü değeri milyonlarla ölçülen malların üzerinde oturanların, şimdi olası bir anlaşmanın en büyük karşıtı olacaklarından kimse şüphe duymasın…
BU NE YAMAN ÇELİŞKİ:
Yeni CTP-UBP hükümeti, ilk icraatına akaryakıtta indirimle başlayarak vatandaştan olumlu tepki aldı. Ancak kapıda bekleyen elektrik zammı kara kara düşündürüyor. Akaryakıtta önemli bir indirim yapılırken, ana maddesi akaryakıt olan elektrik fiyatlarının arttırılmak istenmesi, haklı olarak vatandaşın kafasını karıştırıyor…
İDDİAMIZ DOĞRULANDI:
Aile Yasası’nda yapılan değişiklikleri eleştirirken, başka yasalardaki ilgili maddeler değiştirilmediği için, yeni düzenlemenin uygulanamaz olduğu yorumunu yapmıştım. Yeni Hükümet kurulurken, bu eksiklik fark edilmiş ve programda, Aile Yasası’nda yapılan değişikliklere koşut olarak, Soyadı Kuralı Yasası ile Veraset Yasalarının da bir yıl içinde değiştirileceği vurgulanmış. “Aceleye getirildi, komite gereken incelemeyi yapmadı” iddiamız da böylece doğrulanmış oldu. Umarız bundan böyle milletvekillerinin sunduğu öneriler daha ciddi bir şekilde incelenir…
ADININ NE ÖNEMİ VAR:
Anastasiadis de yeni kurulacak ortaklık için başka bir ad beğendiğini açıkladı, “Birleşik Kıbrıs Devletleri”… Akıncı’nın öne çıkarttığı isimse, “Birleşik Federal Kıbrıs”tı… Ne fark eder ki, devletin adı belki de en son konuşulacak konu. Önemli olan o aşamaya gelebilmek. Böyle sudan tartışmalarla vatandaşların kafasını bulandırmanın da zamanı değil. Önemli olan, Annan Planı tecrübesinden de ders alarak, kamuoylarına doğru ve tatmin edici bilgiler vermek ve onları, bir anlaşmanın yararlarına olacağı konusunda ikna edebilmek. Tabii bunun için de önce tarafların anlaşma noktasına gelmesi gerek…
58 İSTİHDAM:
İsmail Arter yaptığı istihdamları itiraf etti. Bir yıl içinde geçici, taşeron, sözleşmeli adı altında, tam 58 kişi işe alınmış. O da, tüm belediyeleri batağa sürükleyen aşırı istihdamı yaratmaktan çekinmemiş. Böyle başlar bu işler. Bütçe iyiyken yığarlar, yığarlar, sonra çekip giderler, arkalarında batak, içinden çıkılmaz bir yapı bırakırlar ve hiç de umurları olmaz. Çünkü bu memlekette herhangi bir yöneticiden kurumu batırdığı için hesap sorulmamıştır. Bence belediye meclis üyeleri görevlerini tam olarak yerine getirmeli, gerektiğinde kamuoyu desteğini almaktan da çekinmemeliler. Lefkoşa’da yapılanı yapar da, göz yumarlarsa, bugün Sayıştay Raporu’nda adı geçenlerden bir farkları kalmaz…
ZAVALLI DAÜ:
DAÜ’nün vekil rektörü Necdet Osam, önceki günkü basın toplantısında söyledikleri ile şaşkınlık yarattı. DAÜ’ye parıltılı yıllarını yaşatanları, bugüne kadar verilen emekleri ve de yapılanları yok sayarak ayıp etti. Utanmasa, “DAÜ benimle vardır” diyecek kadar kendinden geçen Osam, keşke her yıl öğrenci sayısında liderliği kimseye bırakmayan DAÜ’nün, bu yıl sıralamada üçüncü sıraya düşmesinin sebeplerini, göreve gelmesiyle birlikte istifa eden öğretim üyelerinin neden istifa ettiklerini de açıklasaydı. Ama neyse ki, oradaki görevinin de yavaş yavaş sonuna geldi artık…
ZİRVEDEKİLER
Mehmet Çağlar: “Eğitim konusunda program bir önceki hükümetin programıyla % 80-90 aynıdır… Özel ve devlet okulu dengesi mutlak suretle kurulmalıdır… Bizde eğitim kağıt üzerinde yaratıcı ve katılımcıdır ancak oysa uygulamada 50-100 yıl öncesi metotları vardır… Bu eğitim sistemiyle dünyayla yarışamayız…”
DİPTEKİLER
Yok Artık: Ülkenin en büyük sorunlarından birisi haline gelen ve kullanma yaşı neredeyse ilkokul sıralarına kadar inen uyuşturucu konusunda pes dedirtecek bir olay yaşandı. Cezaevinde gardiyan olarak çalışan M.Ö. yaptığı itirafında, son 2 ayda 20 paket Bonzai’yi 3 bin TL karşılığında cezaevine soktuğunu ve bir mahkuma verdiğini söyledi. Pes artık…
































