Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Müzakerelerde hava olumlu

 

Kıbrıs konusunda devam etmekte olan müzakerelerde önemli gelişmeler oluyor.
Çok zor konularda bile liderler ortak açıklamalar yapabilecek duruma geldiler.
Örneğin mülkiyet konusunda yapılan açıklama bence bir tarafa not edilmeli.
Liderlerin üç ayaklı bir çözüm formülü üzerinde uzlaştıklarını açıklamaları son derece olumlu bir gelişme oldu.
Etkilenen mülklerin Annan Planı’nda da yer aldığı gibi iade, takas ve tazminat yöntemlerinden biriyle çözüleceğinin bildirilmesi Taşınmaz Mal Komisyonu’nun zamanında atılmış doğru bir adım olduğunu göstermesi açısından da önemlidir.
Gelinen aşamada müzakere masasına bakıldığında şu ana kadar görüşmelerde bir kriz çıkmaması ve her toplantıdan sonra ilerleme olduğunun liderler tarafından açıklanması işlerin iyiye gittiğine dair bir gösterge olarak değerlendirilebilir.
“Yönetim ve güç paylaşımı” başlığı altında yapılan müzakerelerde ilerleme sağlanarak son dönemde “mülkiyet ve toprak” konularında tartışılmaya geçilmesi liderlerin işi ciddiye aldığını gösteriyor.
Bu arada son dönemde uluslararası aktörlerin müzakerelere dönük olarak artan ilgisi ve adaya gerçekleştirdikleri ziyaretler de mutfakta bir şeylerin bu kez pişirilmekte olmasının bir sonucudur.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 Temmuz’da Kıbrıs’a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında müzakerelere dönük yaptığı açıklamalar öyle bir tarafa itilip dikkate alınmayacak açıklamalar değildi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “müzakere sürecini her iki tarafta da kararlılıkla sürdürme alameti belirdiğini” söylemesi altı çizilmesi gereken bir cümle idi.
Erdoğan bu sözleri ile  hem Türk hem de Rum tarafında ilk defa masada müzakereleri bir yerlere götürme konusunda kararlılık olduğunu vurguladı.
Bu küçümsenecek bir durum değil.
Türkiye Dışişleri Bakanı’nın açıklamaları da Türkiye’nin sürece verdiği desteği göstermesi ve bir çözüm ümidinin olduğunu ortaya koyması açısından önemlidir.
Şu an itibarı ile müzakere sürecinde yaşananlar tarafların sorunu çözme yönünde irade sahibi olduklarını ve son aşamaya doğru hızla ilerlediklerini gösteriyor.
Umarım Türkiye’de Suruç’ta meydana gelen katliam sonrasında yaşanmakta olan gelişmeler, Kıbrıs konusunda olumlu bir seyir izlemekte olan müzakere sürecini olumsuz yönde etkileyecek sonuçlar doğurmaz.
Hepimizin bildiği gibi müzakere süreci KKTC’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlanmasının hemen ardından Türk tarafının ısrarı ile ciddi bir tarama süreci ile başlamıştı.
Tarama sürecinde geçmiş yakınlaşma kağıtları  gözden geçirilerek teyit edildi, bunların üzerine yeni yakınlaşma kağıtları eklendi.
Ama biliyoruz ki, 30’un üzerinde olan bu yakınlaşma kağıtları daha çok “güç paylaşımı ve yönetim” başlığı altında idi.
Ayrıca “AB” ve “ekonomi” başlıklarında da yakınlaşma kağıtları bulunmaktaydı.
Liderler o süreci başarı ile geride bıraktıklarını açıkladılar ve 11 Şubat belgesinde öngörüldüğü gibi açıkta kalan ana konular üzerinde odaklandılar.
En son yapılan liderler zirvesi sonrasında ise çok önemli olan mülkiyet konusu ile ilgili çerçeve anlaşmasına vardıklarını ilan ettiler.
Tüm bu gelişmeleri alt alta yazdığımız zaman “yönetim ve güç paylaşımı, AB, ekonomi ve mülkiyet” konularında sürecin ileri bir noktaya taşındığını, ilerlemeyi engelleyen sorunlu konuları aşabilecek şekilde formüller yaratıldığını söyleyebiliriz.
Tarafların mülkiyet ve toprağın kriterleri konularını tartışmaya başlamaları ve mülkiyette bir çerçeve anlaşmasına vardıklarını deklere etmeleri, diğer başlıklar altında hala tam olarak uzlaşılmamış konularda çok da bir farklılıklarının kalmadığının göstergesi olarak not edilebilir.
Kısacası müzakere masasında taraflar arasında oluşan anlayış birliktelikleri  çözüm yönünde herkesi umutlandıracak bir durum yaratıyor.
Dileyelim karşılıklı saygı temelinde yürütülen müzakereler sonuna kadar bu şekilde devam etsin.