Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“Kamu reformu” safsatası…

CTP’nin seçim sürecinde halka verdiği en önemli sözlerden birisi de “Kamu reformu”ydu… Elbette bu sözün bu kadar yüksek oy alınmasında ne derecede etkili olduğunu bilemeyiz. Koalisyon görüşmeleri sırasında da pazarlık yaptıkları bütün partiler ile bu konuda mutabakat sağlamaya çalıştılar. Nihayetinde konuyu Hükümet Programı’na da koydular. Programa göre şeffaf ve katılımcı bir anlayışla “Kamu reformu”nu gerçekleştireceklerdi…                                                                 

             Dün Başbakan Yardımcısı, Ekonomi, Turizm, Kültür ve Spor Bakanı Serdar Denktaş, “Kamu Reform Yasası ile Kamu Görevlileri Yasası”nın önümüzdeki hafta Bakanlar Kurulu’ndan geçirilerek Meclis’e gönderileceğini söyledi. Denktaş’a göre “Bu yasa içerisinde, sözleşmelilerin dahi istihdam edilirken münhal ilan edilmesi, üçlü kararnamelerin daraltılması, Kamu Hizmeti Komisyonu’nun denetleyici gözetleyici bir rol alması ve Sınav Tüzüğü değiştirilerek ilk atama ver terfilerin sınavla yapılması” varmış…                                                                                                                                                                            

  Bir kere, iki ayda böylesine geniş bir düzenlemenin yapılmasına olanak olmayacağına göre, daha önce UBP döneminde hazırlanan ve bir türlü Meclis’e gönderemedikleri tasarı üzerinde küçük rötuşlar yapacakları anlaşılıyor. Daha önce hazırlanan o tasarı, KKTC’yi tanımayan birkaç yabancıya hazırlatılmış kötü bir tasarıydı. Kamu görevlilerinin kazanılmış haklarından bazılarının da geri alınmasını içeriyordu. Niye programda söz verildiği gibi şeffaf ve katılımcılığı içeren bir anlayış yerine, yangından mal kaçırır gibi Bakanlar Kurulu’ndan geçirilecekmiş bu tasarı? Kamuyu bu kadar ilgilendiren bir tasarı niye önce tartışmaya açılmayacak, ilgili kurum, kuruluş ve sendikaların görüşü alınmayacak? Hani şeffaflık, hani katılımcılık..?                                                                                             

   Denktaş’a göre sözleşmeliler dahi istihdam edilirken münhal ilan edilecekmiş. Peki ama geçmiş hükümet döneminde usulsüzce yapılan istihdamlara daha geçen gün destek veren kendisi değil miydi? Bu insanlar ne olacak? Daha önceki hükümetler döneminde alınan sözleşmeli ve tüm geçiciler de işten durdurulup sınav yapılacak mı? Adalet bunu gerektirmiyor mu..?                                     

              Üçlü kararnameler daraltılacakmış. Daha dün üçlü kararnameler ile 6 yeni atama daha yapıldı. Bu gidişle yapılmaya da devam edecek. Madem üçlü kararnameleri daraltacaktınız bu atamaları niye yapmaktasınız? Şimdi üçlü kararname kapsamından çıkarılan bu müdürleri yeniden görevden alacak mısınız? Çünkü bu hükümet döneminde atananlar bu hükümet döneminde görevden alındıklarında müşavir olamıyor. Eski görevine dönüyor. Yoksa, “Bu seferlik kalsın, gelecek olan hükümet görevden aldığında Kamu Hizmeti Komisyonu görevden alır” mı diyeceksiniz? Bunun adı partizanlık, bunun adı popülizm değil midir..?                                                                                                                                          

Kamu Hizmeti Komisyonu’nun bütün yapısı değiştirilip şimdiki bütün üyeler ve oradaki üst düzey yöneticiler tarafsızca atanmadan bir kamu reformu yapmak mümkün müdür? Partizanlığın en yoğun olduğu bu komisyonun yapısı değiştirilmeden üçlü kararname kapsamından çıkardığınız müdürleri bu komisyonun yetkisine vererek yeni partizanlıklar mı yapacaksınız? Kamu Hizmeti Komisyonu bürokratları Cumhurbaşkanı ile hükümet arasında paylaşılmadı mı? Daha geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanı’nın en sadık adamlarından biri Sınav İşleri Müdürlüğü’ne atanmadı mı? Bu yapının aynen devam ettiği bir yerde bağımsız ve tarafsız atamaların yapılacağına inanmamızı mı bekliyorsunuz..?                                                                                                                                         

         Anlaşılan, yine “maksat millet alışverişte görsün” mantığıyla karşı karşıyayız. Ortada halka yutturulmaya çalışılan bir “Kamu reformu” safsatası var. Ama merak etmeyin. Halk artık gonnora yemiyor…

 

YERİN KULAĞI VAR
HÜKÜMETİN DERDİ SERMAYEYLE BARIŞ MI:                                                                                                                           

     Başbakan kurultaya birkaç gün kala iddialı konuşmaya başladı. Diyor ki,  ”2014’ün çalışma, kolaylıklar ve iş yapabilirlilik yılı olarak geçmesi adına, hayatın her alanına ilişkin önlemler en geç aralık ayı ortasına doğru yasa tasarıları şeklinde Bakanlar Kurulu’ndan geçecek”… Yalnız bir tek vergi konusundaki düzenlemelerden, özendirmeden, cezaları arttırmadan bahsediyor. Bu da önemli. Vergi toplama oranını yüzde 48’den yüzde 60’a çıkartabilseler, refaha ulaşırız. Ancak kastedilen vergi affıysa ya da söz verdikleri işyerlerine elektrik indirimi veya dün Bakanlar Kurulu’ndan çıkan “İşverenlerin Sosyal Sigorta paylarını devlet üstlenecek” gibi kararlarsa, bu sadece hükümetin sermayeyle barışması olacak… Bunun da halka da bir faydası yok… 
HERKESİ YANILTSIN:                                                                                                                                                
   1 Ocak 2014 tarihinden itibaren geçerli olacak yeni asgari ücret için ilk toplantı 12 Aralık’ta yapılacak. Komisyon, son bir yılda yaşamın %30 civarında arttığını hesaplar mı bilemeyiz ama, iddialar yeni asgari ücretin 1500 TL civarında olacağı yönünde. İnşallah açıklanan yeni asgari ücret ile biz yanılırız…
JOKEY DEĞİŞECEK Mİ:                                                                                                                                           
  Pazar gün yapılacak CTP kurultayında Asım Akansoy’a destek veren Sonay Adem, parti içinde bazı kesimlerin “dere geçilirken at değiştirilmez” düşüncesinde olduklarını söyleyerek, “Biz atı değil jokeyin değişebileceğini söylüyoruz. Çünkü atımız CTP’dir ve o değişmez” dedi. Ancak atın iyi koşması için iyi bir jokerin olması da şart değil mi Sayın Adem…  
NEREDE O CESARET:                                                                                                                                  
Toparlanıyoruz Hareketi lideri Kudret Özersay, “%30’luk elektrik zammını ödemeye razı olmak yerine, 5 TL’lik cesaret gösterin!” çağrısı yaptı. Merak ediyorum acaba bu çağrıya “ben varım” diyebilecek kaç kişi var bu ülkede. İşimiz, iradelerini kişisel çıkarları için beş yıllığına ipotek edenlere kaldıysa vay halimize…
KAFAMIZ KARIŞTI:                                                                                                                                              
      TC Başbakanı Erdoğan, Türkiye’de kredi kartı kullanımını engellemeye çalışırken, bizim hükümet tam tersine,  kredi kartı kullanan vatandaşların harcadığı paranın yüzde 2-2.5 oranında geri iade edilmesinin önünün açılacağını söylüyor. Vallahi bizim de aklımız karıştı, birisi “kullanmayın” derken, diğeri özendiriyor…
YA MEMLEKETİN PİSLİĞİ:                                                                                                                                       
  Kamu-iş, hademesiz okullarda hijyen olmadığını ve çocukların her an hastalıklarla karşı karşıya geldiğini belirterek derhal hademe  istihdamı yapılmasını istemiş… Sadece okullar mı? Memleketin her tarafı pislikten geçilmiyor. Binlerce hademe alınsa, bu ülkedeki pisliği temizlemeye yetmez…

ŞAKA GİBİ: DPÖ, tüketici fiyatlarının bir yılda yüzde 8’in üzerinde arttığını açıkladı. Hükümetin “vereceğim” diye övündüğü rakamsa, yüzde 4. Bu durumda, sadece bir yıllık kaybın yarısı mı karşılanmış oluyor. Tabii son 6 yılın yüzde 50 kaybından bahseden yok. onu da geçtim, ya çalışan nüfusun yüzde 70’ini oluşturan özel sektör çalışanları? Şaka gibi.

 

ZİRVEDEKİLER                                                                                                                                                        
     Prof. Dr. Alphan Sennaroğlu: Yurt dışında bir Kıbrıslı Türk daha hepimizi gururlandırdı. Dr. Aydın Sennaroğlu ile eski Müsteşarlardan merhum Özdemir Sennaroğlu’nun oğlu, Koç Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alphan Sennaroğlu, lazer konusundaki çalışmalarıyla TÜBİTAK Bilim Ödülü’nü, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün elinden aldı. Bundan daha büyük bir gurur var mı?
DİPTEKİLER                                                                                                                                                                            CTP-DP Hükümeti: Kamuda reformdan, üçlü kararnamede düzenleme yapacağından dem vurur. Müşavir ordusunun verimli çalıştırılması için popülist öneriler sunar ama, iş kendi yandaşlarına geldi mi, yaptıkları atamalarla müşavir ordusuna yenilerini katmaktan da geri durmazlar. Üstüne üstlük bu atamalarda liyakat, bilgi, birikim hak getire…