Köşe Yazarları

KAFAMIZA BİRER HUNİ TAKIN DA ENDİŞELENMEYELİM…

Mehmet Moreket yazdı






Bir günde 88, bir haftada 408 vaka…

 

Rekor her gün yeniden egale ediliyor.

 

Korkuyoruz, bugün sayı ne çıkacak derdindeyiz, yeniden kapanır mıyız, bu çarşı bir kez daha kapanırsa tümden yıkılır mı, acaba bize ne gün bulaşacak dehşetindeyiz…

 

Arkadaşlar rahat, her dakika birisi çıkıp, “endişe etmeyin” diyor.

 

Seçimlerini yapmışlar, kapanma yok. Direndikleri kadar direnecekler, buna kararlılar.

 

E, ama gereğini de yap be kardeşim…

 

Bak, neredeyse bir hafta oluyor, hala yeni denetim önlemleri Resmi Gazete’de yayınlanamadı.

 

Belediyeler bas bas bağırıyor, “bize ne görev verildi bilmiyoruz”…

 

Bunca artışa rağmen kapanma yok dediğinde, topyekün bir huruç harekatıyla denetim yapıyor olman lazım. Hem ülkeyi halkını korumak için hem de yollarına gül döktüğün turist için öğrenci için gelsinler diye.

 

Onu yapmadığı gibi, bir de akıl almaz bir şekilde birçok sektöre PCR zorunluluğunu kaldırıyor, esnetiyor. Halkın en yoğun olduğu marketlerde mesela artık çalışanlara PCR zorunluluğu yok, düşünebiliyor musunuz? Kim bastırdı, kim istedi, Bilim Kurulu bunu nasıl onayladı?

 

Haftada bir PCR kararını birkaç hafta önce aldın, iyi güzel en iyi denetim şekliydi, o günden bugüne ne oldu? İşler kat be kat kötüye gitti. Nasıl olur da aniden kaldırırsın?

 

Neye güvenelim? Ne koydunuz ortaya? Kim nerede denetime takıldı? Bak Pilli’ye, “ev karantinasındakiler bulaştırıyor” diyor. Şu anda 100 kişi varmış ev karantinasında, onu bile denetleyememiş, ben nasıl endişe etmeyim?

 

Beyinsiz değiliz, aklımız çalışıyor, çocuk da değiliz ki kandırasınız. Rakamlar ortada, endişelenmemek için kafadan çatlak olmak lazım…

 

8251 test, 88 vaka, yüzde 1… Halkın tümüne test yapıldığını varsay, basit hesapla 4 bin kişi… Bu küçücük ülke için ne dehşet bir rakam. Bu 4 bin kişi kimdir, nerededir, bunlardan bulaşma riskimiz nedir?

 

Bulaştırıcılık göstergesi Ro sayısını YDÜ en son Eylül’de 1,45 olarak açıklamış. O günlerde vaka sayısı günlük 4-5 civarında. Hatta yerel vaka yok çoğu günlerde. Peki, bugün 88 vaka ile Ro sayısı ne durumda acaba? Hala daha nasıl oluyor da çıkıp, “çok iyi durumdayız” diyebiliyorlar. Yoğun bakımda 20 yatak boşmuş, buna mı güveneceğiz? 20 yatak dediğin nedir ki, birkaç güne dolacak.

 

Başbakan bu politikaları belirlerken güvendiği, hastaların semptomsuz geçirmeleri. Sanki garantisi var böyle gidecek diye. Öyle dedi geçen akşam televizyonda. Birkaç ay önce yeni mutantla yataklar dolmadı mı? Ne boş konuşmalar.

 

Veri yok, tespit yok, öngörü yok, endişe de yok.

 

Ha bir de kafamıza takacak huni yok…

 

YERİN KULAĞI VAR

MADEM KARŞI, NEDEN DURDURMUYOR?:

Birkaç ayda 600 milyon borçlanan, çalışanın cebine elini atan hükümet, bir yandan da kurumlara habire istihdam yapıyor. Mesela, Çalışma Bakanlığının fonuna 9 kişi alınmış. Başbakan ilgili Bakanla sert bir tartışma yaptığını söylüyor. Madem karşıdır, madem doğru değildir, neden bir emirle bu alınanları durdurmuyor? Yapması gereken bu değil mi? Bunun cevabı da “ortaklığı götürmek zorundayız”. Yani yapılacak, sırf bu hükümet bozulmasın diye kambur üstüne kambur. Göstermelik, popülist, siyasi. Dalga geçiyor resmen…

DÜNÜRE KIYAK:

Hükümet tasarruf bahanesiyle memurun emeklinin aldığı paradan kesinti yaparken, emekliliğine sayılı aylar kalan bir bakanın dünürüne, yaklaşık 200 bin liralık kıyak yapmaktan da geri durmuyor. Adalet bunun neresinde. Millet evine ekmek götürmekten acizken siz akrabalarınıza kıyak emeklilik için mi o koltuklarda oturuyorsunuz, inanın yatacak yeriniz olmayacak…

AH Kİ NE AH:

HP lideri Özersay, “Hısım akrabayı müdür, müsteşar atarsanız bunun adı NEPOTİZM’dir diyor. Bunların başa gelmesinde rolünüz büyük Sayın Özersay. Dörtlü hükümeti sudan sebeplerle bozup bunları canlandıran siz değil miydiniz? Eğer o gün gerçekten Kıbrıs Türkü’nün menfaatini düşünseydiniz, bugün bunları değil, başka şeyler konuşacaktık…

HALA AŞI ALMAMAKTA DİRENİN BAKALIM:

Tam 2 hafta önce Sağlık Bakanı Üstel, “bu hafta Türkiye’den 40 bin aşı gelecek” demişti. Bu haftanın başında ise “Bir aksilik oldu ama aşılar birkaç güne kadar ülkeye gelecek” deyiverdi. Hala ortada aşı falan yok. Sözde Mart ayına kadar 300 bin kişiyi aşılamayı hedefliyorlardı. İş çevreleri parayı toparlıyor, aşı temin etmek için bir çaba yok. Parasını ver, Türkiye getirtsin… Ya da AB ile temasa geç, finansmanını karşıla, getirt. “Seni tanımıyorum, aşı satamam” diyecek hali yok. Beklemeyi tercih ediyorlar. Canımız pahasına, ekonomiyi berbat etme pahasına.

YAPMA DOKTOR:

Pandemi hastanesi baş doktoru Erol Uçaner, 8251 testte 88 vakayı, binde bir olarak açıklamış. Yapma doktor, yüzde 1’dir, yüzde 1. Öngörüler böyle mi yapılıyor? Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi’nden niye ses çıkmıyor. Bu hesapla gidiyorsak, yandık ki ne yandık…

HASİPOĞLU MU; BEROVA MI?:

UBP yarın Genel Sekreterini seçmek için sandığa gidecek. 118 üyenin oy kullanacağı seçimde Mağusa ağırlıklı hükümetin, Genel Sekreterliği Girne bölgesine bırakacağı tahmin ediliyor. Ama UBP bu, ne yapacağı belli olmaz. Ben Berova’nın kazanacağını düşünüyorum…

 

 

 







Başa dön tuşu