KıbrısManşetRöportaj

Kadınlar mecliste “gabak” kesmiyor


Beraber kabak kestik, börülce ayıkladık. Kahve de yaptık, çocuklara bakıp samimi bir sohbetin de dibine vurduk… İşte tüm bilinmeyen yönleri ve siyasi hayatıyla Gülşah Sanver Manavoğlu

  • O, yaptığı sıra dışı paylaşımlarıyla.. kahkahaları ve esprileriyle.. hiç bir şeyi içinde tutmadan direk söylemesiyle… meclisin belki de en dikkat çeken kadın vekillerinden biri..
  • Seveni de var, eleştireni de..
  • Ama onunla konuşurken cümlenin altında başka bir ima var mı diye aramıyorsunuz.. Her soruya en samimi haliyle cevap vereceğinden eminsiniz.. Direk yüzünüze söylüyor, hem de en yalın haliyle..

 

 “Spor hep hayatımdaydı..”

Ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya gelmiş Gülşah Sanver Manavoğlu.. Sonra üç kardeşi daha olmuş… Babası, amcasıyla birlikte ticaretle uğraşırken, annesi evde çocukların bakımını üstlenmiş.. “Dile kolay, dört çocuk.. Annem, anneannemin yardımıyla bize bakıyordu” diyor..

Gülşah, o dönemin çocukları olarak her konuda tasarruflu yaşadıklarından, imkânların bu denli geniş olmadığından dem vuruyor.

“Mutlu ve hareketli bir çocuktum. İlkokuldan itibaren hep koştum. Yarışlara katıldım, basketbol takımına girdim ve üniversite son sınıfa kadar da basketbol oynadım”

 

Uzay Bakkal ve Mars çikolata…

Bir şeyler yazmak istediğinde amcasının kendisine bir tarafı kullanılmış fax kağıtlarını verdiğini, ilkokuldayken bir mars çikolata alabilmek için 5 gün boyunca harçlıklarını biriktirdiğini anlatıyor…

“Uzay Bakkal” diye bir bakkal vardı okulun karşı yolunda. Günlük harçlığımızı beş gün harcamıyor, o parayla Uzay Bakkal’a gidip birer tane mars çikolata alıyorduk”

 

Aile ticarete başlıyor..

Gülşah Sanver, bütün yazlarını ailesinin yanında çalışarak geçirmiş.. İleride de aile şirketinde daha iyi işler yapacağını hayal etmiş..

“Babam ve amcam toptan hediyelik eşya getiren toptancılardan ürün alıp satarak başlamışlar ticarete. 63’lü yıllarda ise BM’nin adaya gelmesiyle, gelen ailelerin talep ettikleri şeyleri getirmeye, istedikleri kıyafetleri dikmeye başlamışlar”

 

 “Ben de matematik kafası vardı”

Gülşah küçük yaşlardan itibaren ekonomi okumayı kafaya koyuyor. İşi de hiç şansa bırakmıyor. Başvurabileceği her okula başvuruyor;

“Ben de matematik kafası vardı. Türk Maarif Kolej’inden mezun olduktan sonra, İngiltere’deki bir üniversiteye gitmek için yazışmalar yaptım. Aynı zaman da Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin sınavlarına da girdim. Hatta Türkiye üniversiteleri için YÖK’ün düzenlediği sınava da girdim. Hem DAÜ İşletme Bölümü’nü hem de Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nü kazandım, İngiltere’den de kabul aldım. Seçim yapmam gerekiyordu, 1989’da Ankara’da Bilkent üniversitesi Ekonomi Bölümü’ne girdim. O dönemin Ankara’sı tam bir öğrenci şehriydi”

 

 ,“Kız isteme törenimde ben ve eşim yoktuk”

Gülşah Sanver’in hayatının belki de en ilginç noktası kız isteme olayı. Eşi Mehmet Manavoğlu, Kıbrıslı bir ailenin oğlu. Anne ve babası evlendikten sonra iş için Almanya’ya yerleşiyor ve Mehmet’te orada doğup büyüyor.

 

 “Üniversite 2. sınıfı bitirmiş ve adaya gelmiştim, çalışıyordum. Arkadaşlarla denize gittiğimiz bir gündü. Mehmet’te kuzeniyle aynı plaja gitmiş. Arkadaş gruplarımızda ortak tanıdıklarımız olunca orada tanışmış olduk. Mehmet Almanya’ya dönünce de mektuplaşmaya başladık. Yaklaşık 2 sene sürdü bu mektuplaşma. Aileler de öğrenmişlerdi ve onay vermişlerdi. Ama ikimizde farklı ülkelerde okuduğumuz için bir araya gelemiyorduk bir türlü. Ben Ankara’da, Mehmet’te Almanya’dayken aileler Kıbrıs’ta bir araya geldi. Biz olmadan isteme oldu. Verdiler beni” diye anlatıyor gülerek..

 Üniversiteler bitiyor ve ikili 95 yılında evleniyor.

 

Siyasete girişi arkadaşı vasıtasıyla…

2010 senesinde mutlu evlilikleri oğulları Güner’le taçlanıyor. O zamana kadar “İkimizin ailesinde de siyasetçi yoktu” diyor Gülşah..

HP’nin çalışmalarına katılan Fedayi Öztoprak, Gülşah’ın üniversiteden çok yakın arkadaşıymış. Sohbetlerinde de sürekli memleketle ilgili kaygılarını konuşuyorlarmış. Gülşah bir şeyler yapmak istiyor, fikir üretmeye çalışıyormuş.

“Fedayi, memleket konularında hassas olduğumu biliyordu. Ülkeye katkım olacağını düşünmüş ve partiye beni önermiş. Parti kurulma aşamasında Kudret Bey’le de görüştük”

 

 “Eş destek vermeden yürümez”

Gülşah, eş desteği olmadan vekilliği ve aile hayatını aynı anda devam ettirmenin çok kolay olmayacağını düşünüyor.

Adaylık teklifini kabul etmeden önce de hem eşine hem de ailesine danışıyor. Onlarda Gülşah’ı teşvik edince ve kendisinin deyimiyle düşüyor siyaset yollarına.

Mecliste kadın vekillerin çoğalmasının konuşmaları dahi yumuşattığını söylüyor. Verimlilik açısından “Kadınlar erkeklere göre daha disiplinli, dobra ve hedef odaklı” diyor.

 

“Erkekler siyasette çok değişken”

Her konuda kendisini karşısındaki insanın yerine koymaya çalıştığını ve bunun da tarafsız olmasına yardımcı olduğunu belirtiyor Gülşah Sanver..

 “Bizim meclisimizde kadın siyasetçi olmak çok zor değil. Ülkemiz insanı diğer ülkelere göre daha yumuşak bir mizaca sahip. Rahatız ve kendimizi kabul ettirdik. İyi ki siyasete girmişim. Farklı düşünceleri dile getirip farklı kesimleri de uyandırabiliyorum. Kadınlar, sosyal konularda daha duyarlılar. Biz kadınlar daha gerçekçiyiz.. Erkekler ise politikada daha değişkenler”

 

“Keşke daha önce siyasete girseydim”

Gülşah’ın meclis içindeki en büyük sıkıntısı zaman kaybı yaşanması.. Ego ve kişisel menfaatlerden dolayı ülkenin genelinin menfaatine olacak işlerin geride kaldığını düşünüyor ve “niye daha önce siyasete girmedim” diye hayıflanıyor..

“Eşim çok yardımcı oluyor. Ama oğlumun bana verdiği bazı reaksiyonlardan eksiklerim olduğunu görüyorum. Babasıyla mutlu ve güzel vakit geçirse de anneyi istiyor. Dengeyi bir şekilde kuruyoruz” diyor hem anne hem vekil Gülşah..

 

“Kırbaçla topuzu sakladım. Ama her an çıkabilir”

Çok eleştiri almış, oldukça tepki çekmişti. Sormadan edemedim; “Neydi o kırbaç öyle ?”

Bana sorarsan” diyor, “kırbacın her an ortada durması lazım

Hoppala ! “Yine polemik olacak” diyorum.. “Olsuuun” diyor gülerek, “Ben böyleyim.. Kötü eleştiri de oldu. Ama birçok insan benim ne demek istediğimi anladı”

 

“Kadınları sadece ‘kol’ olarak kullanmışlar”

“Bu zamana kadar siyasette kadınları kol olarak kullanmışlar” diyor. “Nasıl yani ?” diyorum, anlatıyor;

 

“Kadın Kolları var ya.. Sanki kadınlar seçim zamanı o kolla kapıyı çalsınlar diye var olmuş siyasette. Partisine ömrünü vermiş kadınlar tanıyorum. Partileri tarafından takdir edilmemişler. Ön plana çıkartılmamışlar. ‘Kol’ olarak bırakılmışlar. Kadın kotası bu yüzden çok önemli bir adım oldu”

 

“Birilerinin değer vermesini beklemeyin”

Bizim için artık gitme zamanı geliyor, giderken de ayıkladığımız börülce ve kabağı akşam pişireyim diye elime tutuşturuyor Gülşah..

 

Beraber geçirdiğimiz harika günün son cümlesini de yine ondan geliyor;

 

“Siyasette kadına gereken değerin verilmesi için kadınlarımızın da tıpkı erkekler gibi çekinmeden kendilerini öne çıkarmaları gerekiyor. Birilerinin değer vermesini beklemek zaman kaybı”

 

 

Gülşah Sanver ve ailesine veda ederken, mutlu aile tablolarının hiç bozulmamasını, bir vekil olarak da ülke adına yapacağı güzel işlerin takipçisi olacağımızı belirterek oradan ayrılıyoruz..

Bütün bir gün boyunca bizi evinde ağırladıkları ve gösterdikleri misafirperverlikleri için Havadis ekibi olarak Manavoğlu Ailesi’ne bir kez daha teşekkür ediyoruz..

 

“Siyasetteki Kadın”da haftaya Pazartesi konuğumuz, İskele Milletvekili Yasemin Öztürk..

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı