Sanki ülkenin başka hiç bir sorunu yokmuş gibi gündem, gelecek yıl yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri.
Seçim müptelası mı olduk ne.
Seçim yoksa, neşemizi bulamıyoruz sanki…
Bu özelliğimiz dedikoduya merakımızdan geliyor.
Son dönemlerde artık partisizlerin sayısı, partilileri de geçti. Yine de seçim merakımız hiç bitmiyor.
Aslında bu iş üstümüzde bir uyuşturucu etkisi yapıyor gibi geliyor bana.
Memleketin gerçeklerinden, sorunlardan ancak böyle uzaklaşabiliyoruz.
O onunla, öbürü berikiyle kavga etsin diye bekliyoruz. Resmen kafa buluyoruz.
Bu arada beklediğimiz icraatları sorduğumuz, soruşturduğumuz yok.
Her türlü suçlu etrafta cirit atarken, hükümetin olaya seyirci kalmasına tepki göstermiyoruz.
Diğer taraftan, nüfusun büyük bir kısmı geçim derdinde… Çoğunluğumuz asgari ücrete boyundan bağlıyız. Ama bir kaç sendika da asgari ücretten bahsetmese, aklımıza geleceği yok. Hükümetin önerdiği komik rakamla, Cumhurbaşkanı adaylarıyla ilgilendiğimiz kadar ilgilenmiyoruz. Ne önemi var, siyasi kavgalar daha mühim…
Hastanelerde ezilip eleniyoruz, eğitim neredeyse bitmiş, sadece söyleniyoruz, o kadar…
Sorunlarımızı çözecek olanlar da, kamuoyunun nabzını gayet iyi bildiklerinden, bir yıl sonraki seçimi gündeme taşıyıp, sorunları unutturmayı tercih ediyorlar.
Bakın Sayın Başbakan’a… Bir süreden beridir tek gündemi CTP’nin Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı. Yukarıda saydığım sorunlara bir çözüm, vatandaşı rahatlatan bir icraat ya da bir değerlendirme var mı?
Daha dün sabah Merkez Bankası’nın önünde soygun olayı oldu. Başbakan’ın aynı akşam demeci gazetelerde “Cumhurbaşkanlığı seçimleri hayati değere sahip”…
Gerçekte, seçim bir tiyatro değil. Ülkenin de, bireyler olarak bizim de geleceğimizi olumlu veya olumsuz etkileyecek bir olay.
Ve aslında seçimlerin en büyük aktörü adaylar değil, biziz. Nedense bunu hep unutmaktayız.
Şöyle bir bakın etrafınıza, şikayetlerinize bakın, sizi rahatsız eden konulara, halledilmesini istediğiniz işlere bakın. Bunları kim yapacak? Tabii ki seçtikleriniz… Durumunuz iyiyse de sizin seçimlerinizin sonucu, kötüyse de.
Ama işte öyle olmuyor. Bizler olaya öyle bir bakıyoruz ki; sanki her şey bizim dışımızda gelişiyor, sanki siyaset sadece adaylar arasında bir yarış. Biz seyrederek eğleniyoruz… Onlar ziyaretler, kabuller, kavgalar, demeçler, nutuklarla gündemi meşgul ediyorlar, biz seyrediyoruz.
Galiba vatandaş olarak demokrasinin dışında kalıp, seyirci olmayı tercih ediyoruz. Seçtiklerimizi bile yeteri kadar takip etmiyoruz, denetlemiyoruz, yanlış yaptıklarında gereken tepkiyi vermiyoruz. Ha, şikayet etmiyor muyuz. Ediyoruz, ama kendi aramızda, yine dedikoduyla. Sonra üstünden bir kaç gün geçmeden unutup, gidiyoruz.
Kısacası tepkisiz bir toplum olduk.
Nerede o eski protestolar, örgütlenmeler, muhalefetler. Hiç biri yok. Üstümüzde resmen bir ölü toprağı, kaderimize razı oturmaktayız.
Şurası kesin bir gerçeklik; Kuzey Kıbrıs’ta artık demokrasinin çarkları tam olarak çalışmıyor.
Neredeyse seçmen sayısı kadar derneğimiz, cemiyetimiz var ancak demokrasimiz tamam değil. Vatandaşın şikayeti hükümetlerin gündemi olmuyor, olamıyor.
Hani gençleri ya da kadınları siyasete hazırlayan kurumlar vardır ya. Korkarım bizde, asıl vatandaşın eğitilmesi gerekiyor. Demokratik yaşama katılma konusunda bir silkinmeye, toparlanmaya ihtiyacımız var.
Bunun için de seçimleri beklemeye gerek yok. Siyasilerin belirlediği gündemi reddetmemiz, kendi sesimizi duyurmamız şart.
Bu kadar kadercilik yeter.
YERİN KULAĞI VAR
ANKET NE DİYOR:
İddia o ki, CTP’nin Cumhurbaşkanı adaylığı için yaptırdığı mini anketle, partililerin adaylık için kimi istedikleri belirlenmeye çalışılmış. Hatta yine iddia ediliyor ki, bu anket sonucu parti MYK’sının bilgisine getirilip bayağı bir tartışılmış. Önerilen isimler ve aldıkları oranları buradan yazmak bize düşmez. Eminim benim gibi başkalarının da bu anketten haberi olmuştur…
TÜZÜK DEĞİŞİKLİĞİ BİRAZ ZOR:
CTP Örgüt Sekreteri Niyazi Düzgün, CTP’nin 12 Ekim’de yapılacak olan Tüzük Kurultayı’nda yeni tüzüğün onaylanması halinde bunun ülke siyasetine örnek olacağını söyledi. Ancak gelen duyumlar, bu tüzüğün geçmesinin biraz zor olacağı yönünde. Yeni tüzükle partinin birçok önde gelen isminin siyasi hayatının biteceği, aday olamayacakları daha şimdiden parti içerisinde rahatsızlıklara neden oldu…
BU KAFAYLA ZOR:
Başbakan ve CTP Genel Başkanı Yorgancıoğlu ile Genel Sekreter Kutlay Erk, önlerinde kazanılması gereken büyük bir hedef olduğunu, bu hedefin de 2015 yılında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğunu söylediler. İyi de bu iş söylemekle veya istemekle olmuyor. Siz günlerdir aday olabilecek bütün isimleri kamuoyunun önünde yıpratıp sonra da kamuoyu önüne atacaksınız, sonra da kalkıp kazanmaktan söz edeceksiniz. Önce adayınız kim, ona bir karar verin siz…
PARAYI VEREN…:
Maliye’nin kasasının tam takır olduğu artık ortada. Baksanıza, para toplamak için önce vergilerle ilgili tüzüğü geçirdiler, şimdi de kayıt dışına düşmüş yabancılar için muhaceret affı uygulaması başlatıyorlar. Yeni uygulama ile cezaya girenlerin tüm borçları bir asgari ücrete düşürülecek. Söke söke almak yerine, “ne koparırsam kar” hesabı güdülüyor. Bu durumda, devletin gelirlerinden feragat edilmiş olmuyor mu?
DİLİN KEMİĞİ YOK:
Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis önceki gün Güzelyurt’un verilmemesi halinde herhangi bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini açıkladıktan sonra, dün de isteklerine Maraş’ı ekledi. Bu gidişle yarın da Girne’yi, İskele’yi ve Karpaz’ı isterse hiç şaşırmayacağım. Hani bir söz var, “isteyenin bir yüzü kara, vermeyen…” diye. Maksat süreci baltalamaksa eğer, bizde Limasol ve Baf’ı isteyelim. Hatta en kolayı, Kıbrıs Cumhuriyetindeki haklarımız da isteyelim…
HANİ OTEM 4 YIL ÖNCE AÇILDIYDI:
Turizmciler, ara eleman eksikliğinden yakınır dururlar. O ihtiyacı giderecek olan tesis orada durur ve gelen giden Turizm Bakanlarına malzeme olur. Serdar Denktaş, eylülde OTEM’in yeniden hayata geçirileceğini söylemiş. Ben şaşırdım. Çünkü çalıştığını sanıyordum. Şöyle bir arşive baktım, Ekim 2010’da zamanın Turizm Bakanı Kemal Dürüst, 8 yıldır kapalı olan OTEM’i yeniden hizmete açtıklarının müjdesini vermiş. Eğitimler yapacaklarından, istihdam olanakları yaratacaklarından söz etmiş. Sonuç, aradan 4 yıl geçmiş, şimdi yeni Bakan OTEM’i açmaktan bahsediyor. İşte memleketin gerçeği. Ne diyeceğimi bilemedim…
ZİRVEDEKİLER
Birikim Özgür: “Yurttaş tepkilerinin sebebi, ekonominin önünü açacak reformlara odaklanamayışımızdır. CTP-DP hükümeti ikinci yılına başlarken çocuğun adını koyacak, Özkan bey ve Serdar bey gece gündüz çalışıp köklü reformları takvimlendirecek ve dokunulmaz denilenlere birlikte dokunacağız. Başka da çaremiz yoktur” diyor. Siz inanıyorsanız mesele yok ama artık kimse inanmıyor…
DİPTEKİLER
Muhteşem Gündem Yaratma Taktikleri: Memleket yangın yeri. Asayiş sıfır. Güven yerlerde sürünüyor. Başbakan’ın ağzından tek çıkan, CTP’nin Cumhurbaşkanı adayları. Biz de hep birlikte bu muhteşem gündem değiştirme taktikleriyle uyuyoruz. Gerçekten büyük başarı…
Foto Gündem
Bu araç, Bellabais’te aylardır her gün ısrarla çemberin üstüne park ediyor. Mahallelinin tüm uyarılarına rağmen buna mani olamayan yetkililer, illa bir kaza olmasını mı bekliyorlar
































