Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faiz Sucuoğlu, ilk röportajını Havadis’e verdi. Sucuoğlu, çalışma yaşamına ilişkin Havadis’in sorularını yanıtladı, hedef ve projelerini anlattı:
“SİGORTA AFFI TAMAMLANDI”: Sucuoğlu: Sigorta affı konusunda geçmiş hükümet döneminde tam olarak şekillenmeyen bir çalışma vardı. Onu tamamladık. İşverenlere ve kaçağa düşenlere bir fırsat vereceğiz. Affa rağmen kaçak işçi çalıştıranlar olursa bu onlar için büyük sıkıntı olacak
“TÜRKİYE KAPISINI AÇACAĞIZ”: Sucuoğlu: KKTC’de 3’üncü ülke vatandaşlarının çoğunluğu kaçak işçi. Kazandıklarının yüzde 90’ını da ülkelerine yolluyorlar. İşin sosyal boyutu da önemlidir. Onlar için doğal olan bizim için ciddi bir dram bazen. Türkiye’den evsaflı işçi gelmesi için çaba sarfedeceğim
“YASAKÇI ZİHNİYETE KARŞIYIM”: Sucuoğlu: İşçi, 1 Mayıs’ta veya bayramlarda çalışacaksa çalışacak ama işveren de işçinin hakkını verecek. Yasaklı bir tavır daha fazla yasağı delme operasyonları getirir. Konuyu gündeme getirdiğimde tahmin ederim hükümet de aynı düşünceyi paylaşacaktır
“ESAS OLAN HALK MEMNUNİYETİ”: Sucuoğlu: Hükümetin devamı, performansı ve başarısı ile doğru orantılıdır. Şuanda partiler içerisindeki sıkıntılar veya iki parti arasında zaman zaman bana göre gereksiz demeçlerle gerginlik yaratılması doğru değildir. Esas olan halkın memnuniyeti ve hükümetin performansı, başarısıdır

Duygu ALAN
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faiz Sucuoğlu, hiçbir zaman ‘benden önceki arkadaşım veya ondan önceki arkadaşım şunları yaptı, dolayısıyla bunlar, tu kaka, ben baştan başlayacağım’ zihniyetinde olmadığını söyleyerek eğer yapılan iş iyi ve doğru ise üzerine ekleyerek o işi devam ettirdiğini söyledi.
Mevcut doğru projelerin devam ettirilmesinin yanında birçok proje ve hedeflerinin olduğunu belirten Sucuoğlu, “Bizim amacımız işverenin de işçinin de önünü açmaktır” dedi.
Bakan Sucuoğlu, bakanlığın bazı sektörlerde “yerli ve genç istihdamı desteklemek” amacı ile yürüttüğü İhtiyat Sandığı, Sosyal Sigorta primi yatırım projesinin genişletilerek devam edeceğini belirtti, ayrıca binlerce sektörü ilgilendiren sigorta affına ilişkin çalışmaların tamamlandığını kaydetti.
UBP-HP koalisyonuna yönelik iki parti arasındaki tepkilere ilişkin soruya, “Hükümetin devamı performansı ve başarısı ile doğru orantılıdır. Dolayısıyla ben şuanda partiler içerisindeki sıkıntıları veya iki parti arasında zaman zaman bana göre gereksiz demeçlerle gerginlik yaratılmasını doğru bulmuyorum” diye yanıt verdi.
Soru: Bakanlığın bazı sektörlerde “yerli ve genç istihdamı desteklemek” amacı ile yürüttüğü İhtiyat Sandığı, Sosyal Sigorta primi yatırım projesi devam edecek mi?
Sucuoğlu: Bu proje artarak devam edecek. Bugün örneğin turizmde hala daha yerli istihdam yüzde 20 ise bu kabul edilebilir bir şey değildir. Kısmetse bayramdan sonra özellikle yerli istihdam konusundaki açılımları daha da genişleterek ve özellikle belli sektörlerde yoğunlaştırarak devam ettireceğiz. Bugün örneğin inşaat sektöründe siz istediğiniz kadar bu şekilde bir açılım yapın, yerli istihdamda hedeflenen rakamı sağlayamazsınız ama turizmde veya belirli sektörlerde bu böyle değildir. KKTC yurttaşlarını ilgilendiren bir takım projelerde teşvikin belki yelpazesini daha da genişlemek gerekir diye düşünüyorum. Müdürlerimizle bu arada 3-4 toplantı yaptık, bu konuyu da gündeme getirdik. Amacımız özellikle gençlerimizin işsizlik problemini, bu teşviklerle, yerli istihdam katkıları ile belli bir seviyenin altına düşürmektir.
Soru: Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı Zeki Çeler döneminde, yapılan denetimler ve baskınlarda birçok kaçak tespit edilip polise sevk edildi. Bakanlığın bu husustaki çalışmaları süreçte nasıl olacak? Bu noktada sigorta affının gündemde olduğu söyleniyor.
Sucuoğlu: Şuanda çok iyi hazırlanmış bir af üzerinde çalıştık. Dolayısıyla bir şans vereceğiz. Örneğin şu kadar yıldır kaçağa düşmüş veya şu kadar yıldır primleri yatırılmadığı için kaçak pozisyonunda çalıştırılan veya çalışmak zorunda olan birçok işçi var. Bu bir gerçektir. Dolayısıyla belli oldu ki tüm denetlemelere rağmen kaçak işçilik eksilmeden devam ediyor. Onun için işverenlere veya kaçağa düşen işçilere bu fırsatı vermek istiyoruz. Ancak şunu da çok net ifade etmek isterim ki daha sonraki süreçte eğer bu fırsat da kaçırılırsa o zaman tabi çok daha ciddi tedbirler alacağız. Affa rağmen yanında kaçak işçi çalıştıran işletmeler varsa bu onlar için büyük sıkıntı olacak. Bu anlamda denetlemeler de daha da yoğunlaşarak devam edecek.
Soru: “UBP iktidara geldi, ilk icraat Sigorta affı oldu” algısı var. Sanırım bu söylemleri yine sıkça duyacağız
Sucuoğlu: Affın temel amacı çalışma yaşamındaki kontrollüğü sağlamaktır. Burada olay UBP dönemi efendim CTP dönemi değildir. Olay burada doğru olandır. Doğruysa hangi dönemde yapıldığının önemi olmamalıdır. Doğru tekdir. Geçmiş hükümet döneminde bu konuda zaten var olan ama tam olarak şekillenmeyen bir çalışma vardı. Onu tamamladık. Bu çalışmayı geçtiğimiz Bakanlar Kurulu toplantısında da Sayın İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars’a verdim.
Soru: 1 Mayıs, bayramlar gibi tatillerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı Zeki Çeler dönemindeki politikayı devam ettirecek misiniz?
Sucuoğlu: Ben işçinin hakkını vermek koşulu ile bir yasağın getirilmesine karşıyım. Yani işçi bugünlerde de çalışacaksa çalışacak ama işveren de hakkını verecek. Bire iki ise bire iki, bire üçse bire üç. Onun kuralları var malumunuz. Benim şahsi düşüncem budur. Önümüzdeki günlerde bu konuyu gündeme getirdiğimizde tahmin ederim hükümet de aynı düşünceyi paylaşacaktır. Bu uygulamanın sadece süpermarketlerde uygulanması da ayrı konu tabi. Bakkallar açık, süpermarketler kapalı. Peki işçi sadece süpermarketlerde mi? Tabi ki saygı duyarım, bizden önceki arkadaşların dünya görüşü veya kabulü buydu olabilir ama ben yasakçı zihniyete kesinlikle karşıyım. Yasaklı bir tavır daha fazla yasağı delme operasyonları getirir.
Soru: Hiç dil bilmeyen yasal yabancı çalışanlar da var piyasada. Bu kişilerin haksızlığa uğradıkları zaman başvuracakları bir yer de yok. Bir yabancılar ofisi açılabilir mi? Bu konuda plan veya projeniz var mı?
Sucuoğlu: İnsan her yerde insandır, insan hakları da hangi dilden, dinden, ırktan olursa olsun insan hakkıdır. Eğer insanlar gerçekten dil bilmedikleri için sıkıntı yaşıyorlar veya çeşitli şekillerde suiistimal ediliyorlarsa tabi bunun da önünü almak lazım. Ancak şuna da değinmek gereği duyuyorum. Üçüncü ülke vatandaşı çalışanların bir kısmı ülkeye turist olarak geliyor. Bundan birkaç ay önce Turizm ve Çevre Bakanlığı’nın turist olarak ülkeye gelen insanların kaç. Kişi olduğuna ve hangi ülkeden geldiklerine dair DPÖ ile birlikte hazırlamış olduğu bir liste var. Bu listeye baktığınızda zaten çok açık görüyorsunuz. Hindistan’dan binin üzerinde, Bangladeş’ten bin 500 küsur, Türkmenistan’dan 2 bin küsur insan. Bu insanların çoğunluğu ülkeye sözde turist olarak geliyor ama burada kaçak işçi olarak çalışıyor. İkinci sıkıntı, bu insanlar burada kazandıkları paranın belki yüzde 5 veya 10’unu kendileri hemen de yaşayacak şekilde tutuyor ve geri kalanını kendi ülkelerine yolluyorlar. Biz böyle zengin bir ülke değiliz. Esasında bu işin sosyal boyuta önemlidir. Tabiî ki örf, adet, dil, bunlar da ülkede ciddi problem yaratıyor. Onlar için gayet doğal olan şeyler bizim için çok ciddi bir dram bazen. Yaşam şekilleri veya yaşamdaki hijyene dikkat etme şekilleri bizden çok farklı. Onun için ben açıkçası Türkiye’den evsaflı işçilerin ülkeye gelmesi için önümüzdeki süreçte tekrardan Türkiye kapısını ardına kadar açma yönünde çaba sarf edeceğim. Şuanda işverenlerle konuşun belki birkaç istisna bulursunuz ama genelde inşaattan tutun hangi sektörden olursa olsun Türkiye’den gelen işçileri arıyorlar. O kadar vasıfsız insanlar geliyor ki Türkiye dışındaki ülkelerden hem performansları düşük hem şikayetçi. Yakın gelecekte alacağımız randevu ile ilgili bakanlıkla yapacağımız görüşmelerde bu konuyu da gündeme getireceğiz. Şu da var; geçen bir işletme Ukrayna Mutfağı açmak istediğini söyledi. Tamam. Tabiî ki çalışanı Ukrayna’dan gelecek ama diğer, hiç alakası olamayan ülkelerden alakasız sektörlere istihdam sağlanınca sorunlar oluyor.
Soru: İş “kazaları” ülkenin kanayan yarası. Birçok işçi inşaatlarda, ekmeğinin peşinde can veriyor. Projenin onaylanması sırasında, iş güvenliği ile ilgili kriterler belirlenip koşul getirilemez mi?
Sucuoğlu: Aynen dediğiniz gibi biz de bu yönde bir tüzük hazırlıyoruz. Müteahhidin maliyeti artacaksa artacak, o insan hayatınsan daha önemli değil. Ancak uzman kişi konusunda sektörel bazda bir dengeleme yapmamız gerekecek. Bunun için de ayrı bir kısa süreli bir sertifikasyon programı ortaya koyacağız, ama bu tüzük hazırlanıp geçtikten sonra da artık direkt olarak muhatap olacak, bu konu ile ilgili kurallar olacak. En önemlisi de sıkı denetimler olacak. Ancak şu da bir gerçektir. Kazanın sıfırlanması mümkün değildir ama amacımız nüfus oranına göre bu iş kazalarını kabul edilebilir bir seviyenin altına düşürmektir.
Soru: Hedefiniz ve öncelikli projeleriniz nelerdir?
Sucuoğlu: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda, ‘benden önceki arkadaşım veya ondan önceki arkadaşım şunları yaptı dolayısıyla bunlar tu kaka ben baştan başlayacağım’, ben böyle bir mantalitede değilim. Benim bu geldiğim üçüncü bakanlıktır, hiçbir zaman bunu yapmadım. Mantalitem her zaman, İyi ve doğru ise onun üzerine ekleyerek, yelpazeyi genişleterek devam ettirmek olmuştur. Baktığım zaman, tabi ki bize göre eksik olan olabilir. Bizim amacımız işverenin de işçinin de önünü açmaktır. Bir konuyu yokuşa sürmek değil, daha pratik çözümler üretmek, yatırımcının işini kolaylaştırmak ama kesinlikle çalışanın da hakkını sonuna kadar koruyarak ve savunarak bir yöntemi tercih ediyoruz. Terazinin iki kefesinin tam anlamı ile dengede olacağı bir iş yaşamı için çalışacağız. Tabi daha önce başlatılmış yasa hazırlıkları ve tasarıları vardır. Mesela İş Uyuşmazlıkların Davasız Halli Yasası var ki bunu Hukuk Dairesine de sormak üzere yakında yasalaşması anlamında meclise taşıyabiliriz.
Yine İş Yasası’nda çok daha pratikleşecek ve devlet mekanizmasının kontrolünü getirecek bazı madde ekleri de getirerek yeni bazı açılımlar yapacağız. Ayrımcılığı Önleme Yasası da gündemimizde. Yılsonuna kadar tüm dairelerimizi ilgili dairelerle ve bakanlıklarla otomasyon sisteminde tamamen yerine oturtmak hedefindeyiz. Sosyal Sigorta Dairesi’ne ait atıl durumda birçok gayrimenkul var, bunlardan en önemlisi de Sea Side Oteldir. Burası gerçekten bir turizm ülkesine yakışmayan bir durumdadır. Bunun uluslar arası ihale ile veya bir şekilde ihaleye verip gerçek anlamda bir turizm merkezi haline getirmek için gayret edeceğiz. Engelsiz Yaşam Evi’nin ilk etabı bitti biz ikinci etabında mali olarak ufak bir indirim sağladık. 7 milyondan 5,5 milyona düşürdük. Tahmin ederim bu yılsonuna kadar ikinci etabın projesi hazırlanır, biz projenin bir an evvel tamamlanması düşüncesindeyiz. Eski huzur evi arazisi atıl durumdadır. Oraya yeni bir huzur evi inşa etmek hedefindeyiz. Protokolle kesinleştirdiğimiz, biri Mağusa diğeri Lefkoşa’da, iki tane gündüz yaşlı bakım evi binasının yapılması için Müteahhitler Birliği, iki arazinin kendilerine temin edilmesini bekliyorlar. Bununla ilgili de bir an evvel gerekli başvuruları yapıp, orada bir hareket başlatacağız. Çocuk yuvasını Sevgi Köyü Projesi’ne dönüştürmeyi hedefliyoruz. Annelerin iş yaşamında daha rahat yer almaları için ve çocuklarının da bakımını sağlamak için ilk etapta pilot bölge olarak Mağusa ve Lefkoşa’da Sosyal Hizmetler Dairesi’ne bağlı 2 kreş yapmayı planlıyoruz. Karpaz bölgesine özellikle 18 yaş üstü engelli rehabilitasyon merkezini kurmayı düşünüyoruz. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nin kurumsal yapısını tamamlamak istiyoruz. Kadın Sığınma Evi Projesi’ni en yakın zamanda hayata geçireceğiz. Sendikaların kuruluşu ile ilgili yasayı da güncelleyeceğiz. Bakanlığın tüm dairelerinin bulunduğu, insanımıza yakışan bir kompleks de hedeflerimiz arasındadır.
Soru: UBP-HP Koalisyonuna birçok kesimden tepkiler oldu. HP’den üst üste istifalar yaşandı, UBP içerisinde, özellikle bakanlıkların dağılımında bazı kırgınlıklar oldu. Kudret Özersay ve Hüseyin Özgürgün konusu ise malumunuz. Siz tüm bu yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sucuoğlu: Hükümetin devamı performansı ve başarısı ile doğru orantılıdır. Dolayısıyla ben şuanda partiler içerisindeki sıkıntıları veya iki parti arasında zaman zaman bana göre gereksiz demeçlerle gerginlik yaratılmasını doğru bulmuyorum. Esas olan halkın memnuniyeti ve hükümetin performansı, başarısıdır. Ayrıca hükümet kurulurken bu tip sıkıntıların yaşanması doğaldır, bundan önceki hükümet kuruluşlarında da bu sıkıntılar oldu. Dargınlıklar olur, beklentiler var, bunlar tam yerine getirilemeyebilir ama bunlar bir süre sonra soğur ve yerini sakinliğe bırakır. Yeter ki hükümetin icraatları kabul edilebilir, başarılı olsun.
































