Sevgili Duygu Alan’ın dün gazeteniz Havadis’te geniş bir haberi vardı. Türkiye’den gelen işçilerin şikayetleriyle ilgili…
Diyorlar ki, “İşverenlerin çoğu, daha az paraya, daha uzun saatler çalışmayı kabul eden Pakistanlı, Nijeryalı, Vietnamlı ve Türkmenistan uyruklu işçileri tercih ediyorlar”.
Daha da büyük bir iddiaları var, bu ucuz işçilerin bir de üstüne “kaçak” çalıştırıldığı…
Biz de çok zamandır bu değişimin farkındayız. Sizler değil misiniz?
Sadece inşaat sektöründe değil, tüm hizmet sektörlerinde…
Garsonlar değişti, kasiyerler değişti, hatta pazarcı çırakları bile değişti.
Sermayenin kanunudur bu…
Maliyeti nasıl düşürürse.
Az maaş, uzun çalışma saatleri ve devlete olan yükümlülüğünü ödememe.
Nedir o yükümlülük? Tabii ki çalışma izni ve izinle birlikte gelen Sosyal Sigorta, <ihtiyat sandığı yatırımları, vergiler…
Sermaye sahibi bunu düşünür düşünmesine de, başındaki devlet de hem çalışanın haklarını, hem de devletin çıkarlarını korumak adına yasalarını uygular, denetim yapar. Kaçağa izin vermez.
Oysa baktım, denetimin yetersiz kaldığını bizzat işçiler söylüyorlar.
Deniyor ki, öğrenci vizesiyle gelip çalışıyorlarmış.
Bunu saptamak o kadar kolay ki, işyeri denetimi çalışanların öğrenci mi, değil mi, çalışma izni var mı, yok mu ortaya çıkartır.
Diğer bir yolu, ülkeye giriş çıkışlarının, yani muhaceret kayıtlarının kontrolü…
Kimin ne zaman girdiği belli.
Eğer vize süresi bitmiş ve hala çıkışı görünmüyorsa, o kişi kaçak demektir. Takibe alınır, saptandığı anda da sınır dışı edilir…
Kaçak işçi çalıştırmanın cezası, 5 asgari ücret. Denetimi sıkı tutarsanız, kimse bu rakamı ödemeyi göze almaz.
Ama hatırlayacaksınız, 2012’de bir takım iş çevreleri, bizzat o 5 asgari ücret cezayı koyan Bakan Şerife Ünverdi’ye “Bu ceza fazla” dedirtmeyi başarmışlardı da hayretler içinde kalmıştık…
UBP hükümetten gittikten sonra da, o dönem bazı şirketlerin kaçak çalıştırma nedeniyle aldıkları cezaların bizzat Bakan’ın, Özel Kalem Müdürü’ne verdiği emirle silindiğini öğrenmiştik. Hatta Bakan Ünverdi, “Bunu özel sektörün önünü açmak için yaptım. Yeniden Bakan olsam, yine yapardım” da demişti.
Ne oldu..?
Herhangi biri çıkıp, hesap sordu mu..?
Yine aynı tarihlerde bir takım taşeron firmalar, toplanıp Bakan’ı ziyaret etmişler, kaçağın üstüne gitmesini salık vermişlerdi. Denetim gevşek tutulduğundan, mükellefiyetlerini yerine getirdikleri için enayi yerine konulanlardı onlar da.
Ama uyanık işveren de, kaçak çalışan da biliyor ki, hem denetim yetersiz, hem de en fazla iki senede bir af çıkıyor…
Adam kaçak, cezası birikmiş, bir asgari ücret ödeyip yurt dışına çıkıyor, ama hemen ertesinde elini kolunu sallayarak, bir sonraki yakalanacağı güne kadar kaçak çalışmaya devam ediyor.
Özel sektörde sendikalaşmayı çalışanın hakları için her zaman için destekliyoruz. Ama bir başka işlevi daha olacak eğer gerçekleşirse… Sendikalar aynı zamanda, devlet adına kaçağı da denetleyecek. Kim kaçak çalışıyor, kim kaçak çalıştırıyor, sendika bunu çok kolayca saptayacak. Bundan daha güzel bir uygulama olabilir mi..?
“Özel sektörde örgütlenmeyi”, Parti ilkelerinden tutun, seçim vaadlerine, hükümet programlarına kadar yerleştiren CTP, maalesef bunu uygulamaktan çekiniyor. İşin gerçeği bu.
Yasanın öngördüğü denetim de “eleman yetersiz” denilerek, tam olarak yapılmadığına göre, bütçe açığı da devam ediyor, kaçak insan sayısı da artıyor, yasalar göz göre göre çiğneniyor, birileri haksız kazanç sağlamaya devzm ediyor.
Kısacası hükümetler de dahil hepimizin şikayet ettiği yasa dışılık kural olarak devam edip, gidiyor…
YERİN KULAĞI VAR
YETER ARTIK:
Cumhurbaşkanı Eroğlu diyor ki, “Benim geçmişime bakarsanız, 1976’dan beri siyasetin her aşamasında görev yapmakla beraber özellikle Cumhurbaşkanı olduktan sonra da dış temaslar yaptım. Bunlara bakarak tecrübeli olduğumu söylememe gerek yok”. Biz de işte bu yüzden “artık yeter” diyoruz Sayın Eroğlu, her görevde bulundunuz, artık çekilin diyoruz. Korkmayın kimsenin ne ülkesini, ne de halkını satma gibi bir niyeti yok…
YAPMAYIN SAYIN ATUN:
Eroğlu dışındaki adayları eleştiren UBP Genel Sekreteri Sunat Atun diyor ki, “Bulunduğunuz makamın imkânlarını cumhurbaşkanlığı seçimlerinde başarılı olmak ve avantaj sağlamak için kullanırsanız, o zamanda sorumluluklarınızı 2’nci, 3’üncü plana atmış olursunuz. Sayın Eroğlu Kasım ayında Amerika’dan geldiği zaman gazetecilerin sorduğu ‘Cumhurbaşkanlığı hakkında ne düşünüyorsunuz, aday mısınız’ diye sorduğu soruya, ‘önce görüşmelere odaklandım, adaylık benim için 2’nci,3’üncü sıradadır’ demişti…”… İlahi Sayın Atun bizi bırakın ama, Eroğlu’nu yakından tanıyan birisi olarak bu söylediklerinize siz inanıyor musunuz Allah aşkına…
SIRA EROĞLU VE SİBER’DE:
Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay’ın ardından, diğer aday Mustafa Akıncı da mal varlığını açıkladı. Özersay gibi Akıncı’nın da öyle göze batacak mal varlığı yok. Sıra CTP adayı Sibel Siber ile UBP ve DPUG destekli Derviş Eroğlu’nda. İnsanların merak ettiği bu iki aday, bakalım ne zaman açıklayacaklar…
PROVOKASYON:
Yunan hükümetinde, SYRIZA’nın ortağı olan Bağımsız Yunanlar Partisi Genel Başkanı, Kardak kayalıklarına, 19 yıl önce düşen helikopterde ölen Yunan subayların anısına uçaktan çelenk bırakmak isteyince, Türk-Yunan uçakları arasında “it dalaşı”na neden oldu. Tam anlamıyla radikal olan bu partiden beklenebilecek bir provokasyon… Korkarım ekonomik olarak başı dertte olan Yunanistan, dış politikada da kendine yeni belalar açacak gibi görünüyor. İşte Altın Şafak örgütü, durumdan cesaret alıp, sokaklara indi. Hem de sosyalist Tsipras’ın döneminde…
OLMAZ AMA:
Rum Maliye Bakanı Haris Yeogriadis, Çipras hükümetinin ekonomi yaklaşımlarıyla ilgili olarak, “demokratik bir prosedüre saygılıyız ancak aynı zamanda ekonomi politikası konularında farklı yaklaşımlarımız var” değerlendirmesinde bulundu. Pek olmaz ama, bir an bizim Maliye Bakanı’nın çıkıp da, “Türkiye’nin ekonomi politikalarına katılmıyorum” dediğini düşündüm. Acaba tepkiler ne olurdu… Ama arada bir nüans farkı var, Güney Kıbrıs’ın Yunanistan’a bir ekonomik bağımlılığı yok, üstelik yaşadıkları felaketin nedeni de Yunan bankalarının batması…
ORGANİZE İŞLER:
Girne Yat Limanı’nda önceki gün sabaha karşı içkili olduklarını iddia ederek birçok iş yerinin camlarını kırıp çevreye zarar verdikleri gerekçesiyle 4 öğrenci gözaltına alındı. İşin tuhaf tarafı zararın büyüğü açılış yapmak üzere olan bir işletmeye verildi. Bu olay 4 öğrencinin yapacağı bir olay değil. Belli ki arkalarında birileri var. Polis bunu ortaya çıkarmak zorunda…
ZİRVEDEKİLER
Şehit Ertuğrul İlkokulu: Öğrencilerin Alagadi’de plaj temizliği üçüncü kez yapılmış. Maksat başkalarının kirlettiğini çocuklara temizletmek değil, çocukların kirletmemeyi öğrenmeleri… Yapılan sorumsuzluğu, yaratılan kirliliği, yerinde ve yaşayarak görüyorlar. Böylesi bir etkinliğe katılan çocuk, ileride çevreyi kirletmemesi gerektiği bilinci ile hareket edecektir. Okul yönetimini de, destek verenleri de kutlamak gerek…
DİPTEKİLER
Sunat Atun: Bu seçim gergin geçecek, orası belli. Fakat Sunat Atun’un Yorgancıoğlu’na yönelik “Başbakan olarak uyanmak istiyor… Meclis Başkanı asli görevini yapmıyor” sözleri, seviyenin de düşeceğini gösteriyor. Bu ülkede kazanmak, yeniden, yeniden kazanmak adına yapılanları bu halk çok iyi biliyor. Evi camdan olan, dışarı taş atarken biraz daha dikkatli olacak…
































