Köşe Yazarları

İyi Ya, Fiyatlar Artsın, Kentler Korunsun…


Girne-Çatalköy İmar Planı, emlak sektörünü deli etmiş.

Aman efendim, 10 katlılar 5 kata, 5 katlar 2 kata inecekmiş de, fiyatlar artacakmış…

O bölgeler kafadan atma belirlenmedi.

Nihayet, sonunda bilimin gereği, yapılması gereken yapıldı, kentten ne kaldıysa korumaya alındı.

Kentlerin, özellikle de tarihi kıyı kentlerinin korunması diye bir şey var dünyada.

İki kere iki dört. Bu nitelikler korunacak…

Daha önce yasayı da, evrensel kuralları da hiçe sayıp siyasilerle al gülüm ver gülüm çıkarttıkları emirnamelerle Girne’nin de diğerlerinin de geldi hal ortada. O emirnamelerin de kimler tarafından nasıl çıkarıldığını pekala biliyoruz. Kimse zevklemesin bizi…

Dünyaya her zaman rant olarak, para olarak bakanlar vardır ve varolmaya devam edecek. Ama dünyayı onlardan koruyacak yüzlerce yıllık da kurallar var.

Girne bugünün rant düzenine göre kurulmamıştır.

Yolu da sokağı da bu düzene uygun değildir.

Geç onu, alt yapısı imdat çığlığı atar da, yap satçının ya da emlakçının umurunda mıdır..?

İnsanlara insanca yaşam koşulları sunacaksın…. Her gün lanet okuyacak insanlara ev satmışsın neye yarar.

Cenova’yı gördünüz mü bilmem… İtalya’nın güneyinde, Cenevizlilerin kurduğu şehir devlet…

İnanır mısınız, sahilden belki de on kilometre yukarıya kadar en eski yapılar aynen korunmakta.

Kendilerine özgü, pembe bir taştan yapılmış tüm binalar. Sahilden içeri gittikçe de, geniş caddeler, modern yapılar görüyorsunuz. Ama imar planları ona göre yapılmış ki, hiç bir şekilde trafik sorunu yok…

Sokaklarında gezdim. Kendinizi Girne’de sanabilirdiniz. Ama modern bir Girne’de. Korunmuş bir Girne’de…

Akdeniz’in diğer ülkeleri de hep öyle. Girne ile aynı tarihi geçmişe sahip tüm kentler yaşıyor, bizimki ölüyor…

Allahın Tunus’unda bile, yerleşim, sahilden 5 kilometre içeriden başlıyor.

Biz, birileri para kazansın, birileri bundan nemalansın diye, milattan önce 10. yüzyılda kurulmuş, hala içinde 1400 senelik yapılar barındıran kenti neredeyse yerle bir etmenin derdindeyiz…

Bu gelişme değil, bu kalkınma değil. Bu cehalet ve para hırsı…

Bu yaptıklarımızla, “kafir işi” diyerek tüm tarihi eserleri yerle bir eden Suriyeli terör çetelerinden ne farkımız var.  O da barbarlık, bu da. Gelişmişliğimiz ancak o kadar…

Fiyatlar artacakmış…

Artsın kardeşim. İyi ya… Kentin içi de yeni inşaatlar için cazibesini kaybetsin.

Korunsun, korunsun…

Gerekçeleri de “ihtiyaç”…. Olabilir… İlla ki kentin içinde mi oturacaklar..?

Belirlersin bir bölge, adam gibi alt yapısını yaparsın, isterse elli katlı yapsın. Ama kentin dokusundan da, alt yapısından da uzak olsun…

Ha bu arada, bir tanesi diyor ki, “fiyatlar artınca, yerliler ev alamayacak”. Onlar değil mi tek katlı evlerini 10 katlıya çevirtip, milyon sterlinin üstüne oturanlar..? Şimdi de “Ah Girne, vah Girne” diye ağlasınlar…

Ben olaya usulsüzlük, yolsuzluk olarak bakıyorum. Bu da siyaset eliyle yapılan bir çeşit yolsuzluk…

 YERİN KULAĞI VAR

KARAKOLDA DOĞRU SÖYLER…:

Hani bir türküdür, karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar… UBP’nin de yaptığı bu. Belediyeler Değişiklik Yasası’na komitede oy veren UBP, genel kurul aşamasında salonu terketti. Ne basit, ne ilkel bir siyaset anlayışı. Belediyeler, hatta kendi partilerinin tuttuğu belediyeler de biraz nefes alacak, onu bile düşünmezler. Varsın yansın memleket, tutmayın da UBP muhalefet yapacak…

SAYI DÜŞÜRÜLMELİ:

Üçyüz bin nüfuslu bir ülkede 28 belediye olursa, nereden bakarsanız bakın sonuç hüsrandır. Nitekim bizde de öyle. Hani diyorum hazır Belediyeler Değişiklik Yasasını tartışırken mevcut sayının düşürülmesini de birlikte tartşsaydık. Her ilçe için bir belediye mi yaparsınız, başka bir formül mü bulursunuz bilemeyiz ama, 28 belediyenin bu ülke şartlarında sürdürülemez olduğunu yaşayarak gördük…

İŞİMİZ SADECE ELEŞTİRMEK:

Özdil NamiÜlke yollarının durumu ortada. Kazaların önemli bir bölümü yolların yetersiz oluşundan. Yeni bakan Lefkoşa-Girne yolunun tamiri için start verdi. Bozulan yol tamir edilecek ama, dün daha, “yol bozuk, niye tamir edilmiyor” diye şikayet edenler, bugün sıkışan tarfikten şikayet ediyor. Bazılarını ne yapsanız memnun edemiyorsunuz…

KİM SABOTE EDİYOR:

Ekonomi ve Enerji Bakanı Özdil Nami’nin Filelefteros gazetesine verdiği demeçte, “sondaj faaliyetlerinin dondurulması ya da diyaloğa girilmesi gerekir” sözleri güneyde tepkilere neden olmuş. Rum siyasiler Nami’nin açıklamlarının,“kabul edilmeyeceğini bildiği koşullar koyarak aslında çözüm müzakerelerinin yeniden başlama ihtimaline kapıyı kapattığı” yorumunda bulunmuşlar. Yıllardır masadan kaçan, türlü ve kabul edilmez şartlar ileri sürerek masayı deviren biz mi, yoksa siz miydiniz…

DRUGS METER:

Bir ayın içinde kaçıncı oldu, kaçırdım. Tehlikeli araç sürmekten yakalanıyor, ya üstünde uyuşturucu çıkıyor, ya da kendi çekmiş. Güney Kıbrıs’ta da kullanılmaya başlanan bir alet var, “drugs meter”… Sadece alkolü değil, uyuşturucuyu da ölçüyor. Neyse yatırımı yapılsın, polis kontrolleri sırasında kullanılsın. Herkes canını yolda bulmadı…

İLLE BİRİNE YAMAYACAKLAR:

Hıncal Uluç“Kıbrıslı Türkler karar vermeli. Türkiye’nin mi yoksa Kıbrıs Devleti’nin bir parçası olacaklarını seçsinler…” diyor gazeteci Hıncal Uluç. Ben de Kıbrıslı bir Türk olarak soruyorum, ille de birinin parçası mı olmamız gerekiyor Sayın Uluç. Yarım asrı aşkındır Kıbrıs Türkü, özgürlüğü ve bağımsızlığı için mücadele vermektedir. Bu mücadelenin sonunda, ne Rum’a yama, ne de Türkiye’ye vilayet olma gibi bir beklentimiz yok!

 

ZİRVEDEKİLER

Hakan Gündüz (Sosyolog ve Siyaset Bilimleri Uzmanı): “Bir yerde enerji anlaşmazlığı var ise orda mutlaka sıcak çatışmaya kadar varan olaylar yaşanabilir. bugün Ortadoğu’da akan kanın haddi hesabı yok. Kıbrıs Türküsürece katılmak istemesede, olası bir çatışmada en olumsuz etkilenecek kesim yine Kıbrıs Türk toplumu olacaktır. Kaybedecek vakit yok. Ortadoğu şekilleniyor. Sıra bize ya geldi ya gelecek. Hazırlıklı olmalıyız…”

 DİPTEKİLER

Başpiskoposu II. Hrisostomos: Hrisostomos, Türkiye’nin Güney Kıbrıs’ın sözde MEB’indeki “kışkırtmalarının” Türkiye aleyhine işleyeceğini iddia etmiş. Diyor ki;  “Türkler de hata yapmaya başladılar ve bunu pahalıya ödeyecekler. Biz sürekli hata yaparken şükür ki onlar da bir kez hata yaptılar. Bu hatayı çok pahalıya ödeyeceklerine inanıyorum…”. Ne tuhaf, biz de ilk defa başardık diyoruz.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı