Kıbrıs konusunda müzakere sürecindeki iyi kurgu başarı getirdi.
Kıbrıs konusunda Mustafa Akıncı’nın KKTC Cumhurbaşkanı seçilmesi sonrasında müzakere süreci yeniden başladı.
Başlarken de müzakerelerin hangi zeminde nasıl başlayacağı tartışmaları yapıldı.
Bu tartışmalar kritik ve önemli tartışmalardı.
Taraflar ya yeniden birbirlerine pozisyon kağıtları verip bunları yakınlaştırma eksersizi yapacaklardı ya da o güne kadar ortaya çıkmış olan yakınlaşma kağıtlarını masaya koyarak hızla işe koruyacaklardı.
Rum tarafının yaklaşımı pozisyon kağıtlarını masaya koymakla işe başlanması yönünde idi.
Türk tarafı bunun bir zaman kaybı olacağına dikkati çekti.
Başta BM yetkilileri olmak üzere muhataplarına ısrar ve inatla işin doğrusunun var olan yakınlaşmaları esas alarak yola çıkmak olduğunu anlattı.
Rum Liderliğini ve BM’yi bu konuda ikna etti.
Böylece müzakereler başlarken doğru bir kurgu ile yola çıkıldı.
Nitekim bu kurgu ile birlikte çok kısa bir zamanda müzakere başlıklarında önemli ilerlemeler sağlandı.
Yönetim ve Güç Paylaşımı başlığı altında çok sayıda konuda uzlaşma sağlandı.
Ekonomi konusunda var olan yakınlaşmalar Güney Kıbrıs’ta yaşanan ekonomik kriz öncesinde ortaya çıkmış yakınlaşmalardı. Dolayısıyla bunların gözden geçirilmesi gerekiyor. Ancak buna rağmen bu başlık altında da taraflar önemli bir mesafe kat etmiş durumdadırlar.
AB başlığına gelince, derogasyonlar konusu ile varılacak kapsamlı çözümün AB’nin Birincil hukuku olması konusu daha bir kenarda beklemeye devam ederken adanın kuzeyinin AB’ye uyumu konusunda önemli çalışmalar başlatıldı.
Fasıl fasıl başlıkların ele alınıp adanın Kuzeyinin durumunun ortaya çıkartılması için bir komite oluşturuldu.
Oluşturulan bu komite Kuzey Kıbrıs’ın yapısını ve AB’ye uyumunu mercek altına alıyor.
Bu önemli bir adım.
Liderler tarafından ele alınan diğer bir konu mülkiyet konusu oldu.
Bu konuda kategorilerin belirlenmesi aşamasında uzlaşı sağlandı. Prensipler ve kriterlerin belirlenmesi çalışmaları ise devam ediyor.
Kısacası Türk tarafının işin başında çok iyi kurguladığı süreçte küçümsenmeyecek şekilde ilerlemeler sağlandı.
Ancak bu kurgu halen ortaya kapsamlı bir çözüm çıkaramadı.
Çıkarması için daha çok çalışmak, meselelere çözüm odaklı yaklaşmak ve uluslararası toplumun daha etkin desteği gerekiyor.
Gelinen aşamada Türkiye ile AB arasında yeniden yaşanan yakınlaşma ve Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinin yeni bir ivme kazanması da Kıbrıs müzakereleri açısından büyük önem taşıyor.
Taraflar arasında bu kadar çok yakınlaşma sağlandığı, Türkiye ile AB ilişkilerinin en üst düzeye geldiği ve uluslararası konjonktürün uygun olduğu böylesi bir ortamda müzakerelerin başarısızlığa uğraması çok büyük bir kayıp olur.
Bu noktada liderlere büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. Özellikle de Rum Lider Anastasiades’e…
































