Köşe Yazarları

İSTİFANIN ŞİFRELERİ…






Önceki gün başlayan sürecin en garip tarafı, cumhurbaşkanı makamındaki oturan kişinin başbakanın sunduğu istifayı anında kabul etmeyerek, ertesi güne ertelemesiydi. Devlet adabının gereğiydi.  Başbakanlar istifa edeceklerini Cumhurbaşkanlığı makamına duyururlar, onlar da kabul ettiklerine dair yazıyı o arada hazırlar, kabulde bu iş biter. Kaç kez canlı yayın yaptım o odadan. İkisinin elinde de zarflar hazırdır. Ersin Tatar, bitmiş bir hükümetin geri dönüşü olmayan istifasını kabul etme konusunda bile insiyatif kullanamamıştır. Daha kime danışacaktı, niye erteledi? Sebebini az çok tahmin edebiliyoruz.



Tatar istifayı kabul ettiğini açıklarken öyle şeyler söyledi ki, baskın istifanın arkasındaki asıl niyet de iyot gibi ortaya çıktı…



Hükümetin istifası gibi, kuralları yasayla belli bir süreçtir. Bunun içinde bir parti kurultayının yeri olabilir mi?  Bunu da sürecin bir parçası olarak saydı ki akıllara zarar. İstifanın neye endeksli olduğunu anlamayan da anlasın.

Ersan Saner istifa ettiği andan itibaren bir ezber okuyor. Bir tanesi “Bu parlamentodan yeni bir hükümet beklenmemeli”.

Püf noktası buradadır…

İstifaya karar verirken aklında olan, seçime kendi başbakanlığında gitmekti. Oysa bal gibi bir teknokrat hükümet çıkarılırdı, yeni bir Sibel Siber hükümeti örneği…

Ne teknokrat ne uzlaşı hükümeti, göreceksiniz hiçbirine yanaşmayacak.

Meclis’ten seçim tarihi ile ilgili bir uzlaşı aramayacağı da kesin. Topu Ersin Tatar’a atarak, seçim kararını onun vereceğini söylüyor.

Sürekli olarak “büyük projeler”den bahsediyor.

Ortada Türkiye’nin yaptığı bir acil durum hastanesinden ve özel sektörün yaptığı okullardan başka bir şey yok.

Memleket yangın yeri, kasada para kalmamış, maaşların tehlikede olduğunu kendi söylüyor. Buna karşın bolca yandaş kayırılmış, milyarlarca para aklanmış ama gelirler artırılmamış, bolca vatandaşlık, hala bunları başarı diye satabiliyor. Sterlin 13’e dayanmış, domates 15 lira, akaryakıta zam üstüne zam, işsizlik artmış, iflaslar, mazbatalar bunlar asla gündeme gelmemiş… Ha bir de beynimize çivi gibi çaktıkları hamaset var yaptıkları işler arasında…

Partisi yaşananlara isyan edince aklına geldi siyasi etik. Meclis’i kapatamadığında aklına gelmeyen, işler UBP içinde “Partiye zarar veriyorsun” noktasına gelince aklına geldi…

Mesela, müstafi hükümetin terfi, tayin yapmaması gerektiğini, bunun en basit etik kuralı olduğunu umursamıyor bile…

Açtık bilenlere sorduk, anayasada “hükümet yenisi kurulana kadar aynen devam eder” dense de Genel İdare Hukuku’nda bunu kısıtlayan hususlar var. Gündelik işlerin dışında seçim yasaklarında belirtilen işleri yapmaması gerekiyor. O gene orada burada münhal açıyor, kamuya bağlı kuruluşlara adam yığmaya devam ediyor. Hem de hepsinin yasal yollarla iptal edileceğini bile bile…

Dedik ya bir ezberi var. İki gündür, çiftçinin kuraklık paralarını gündeme getiriyor. Bugün baktım, Tatar da aynı ezberi tekrar etti.

Meclis’te bekleyen tüm yasa tasarılarının kadük olduğunu söylerken, aynı cümle içinde “Şimdi Başbakanlığa gidip, kuraklık paralarının ödenmesi tasarısını Meclis’e göndereceğim” diyor. Muhalefet Meclis’e girmemeye devam edecek, o da çiftçiye dönüp, “Bak muhalefet paraları almanızı engelledi” diyecek.

Politikadan anladığı bu… Bu kadar basit, ucuz numaralar.

Bizim de anlamamız gereken, ne hava keserse kessin, seçime kadar elinden geleni ardına koymayacağı… Aman dikkat…

 

YERİN KULAĞI VAR

 

NİYE KENARA ÇEKİLMİYOR?:

“Bize tek başına iktidar yolları açılmıştır” diyor Saner. Madem bu kadar emindi, istifa edip niye kenara çekilmiyor? Bir teknokrat ya da geçici seçim hükümeti kurulmasını neden engelliyor? Seçim tarihi açıklandığı anda yasakların başlayacağı yasa maddesi olduğu halde bunu engellemesine ne demeli? Niye seçim tarihini belirleme işini 60 güne bırakıyor? Sandık gününe kadar başbakanlık koltuğunda oturacak, dağıtabildiğini dağıtacak.  Dur bakalım, kurultay bu oyunu bozacak mı?

 

UBP+DP+MP+BAĞIMSIZLAR OLUR MU?:

Meclisin bugünkü aritmetiğine baktığımızda yeni bir hükümet çıkmasının imkansız olduğunu söylesek de, aslında yeni bir yamalı bohça hükümetinin kurulabileceği de bir gerçek. Saner’in tek derdi hem kurultaya, hem de seçime başbakan olarak gitmek. İçinde HP’nin olduğu bir formül matematik olarak var ama HP buna karşı. Geriye kalan UBP+DP+MP+Bağımsızlardan oluşacak 26 sayısına ulaşan yeni bir model. Bu formül için gereken, Zaroğlu’nun bakan yapılması ve bu hükümete karşı olduğunu her fırsatta açıklayan Serdar Denktaş’ın da kabinede yer almasıdır. Bunun yanında 3 bağımlı bağımsız vekilden en az birisinin bakanlık koltuğuna oturması. Size çok bilinmeyenli denklem gibi gelebilir ama, Saner’in o koltuk uğruna yapmayacağı şey yok…

 

BİR YILDA 5 KEZ TARİH DEĞİŞTİREN BİR PARTİ BAŞKANI:

Tek başına iktidara hazırlanan Ersan Saner’e kim nasıl güvensin. Hükümet protokolüne seçim tarihi olarak Ekim 2021 olarak yazdı, ama vazgeçti. Ardından Resmiye hanımın Meclis Başkanlığını partisine kabul ettiremeyince, “hemen seçime gidelim” diyerek caka sattı. Sonra bundan da vazgeçti. Ardından uydurma bir ad-hoc komite kurarak seçimleri Nisan 2022’ye ertelemeye kalktı. Döndü, 6 Şubat dedi, şimdi tekrar “hemen, hemen” diyor. Tam bir yılda 5 kez tarih değiştirdi. Kusura bakmasın ama artık söylediklerine inanan kalmadı…

 

ABD’YLE KKTC’Yİ KARŞILAŞTIRDI:

Tatar Amerika’dayken televizyonlarda hükümetin sürekli borçlanma limitini nasıl aşabileceğinin tartışıldığını, bunun bütün dünyada böyle olduğunu söyledi. Öyledir. Peki o “gelişmiş” ülkeler, pandemide piyasaya ne kadar para pompaladılar? Bunu da söyleseydi ya. Sadece Biden, göreve gelir gelmez 1.9 trilyon dolarlık kurtarma paketi ile işe başladı. Halka çekler dağıtıldı, faizler indirildi, tahviller alındı, karşılığında para pompalandı. Trump’ın dağıttıkları ayrı. Vergi düzenlemeleri yapıldı, varlık vergisi geçiyor, kurumlar vergisi artırıldı. Bunları da mukayese etse ya? Kayıt dışı paraları sisteme dahil etmek gibi riskli bir iş için bile KKTC hükümetinin sadece yüzde 2,5 vergi aldığından bahsetse ya.

 

MAAŞLARIN ÖDENMESİ BAŞARI HİKAYESİ Mİ OLACAK:

Bir maaş sıkıntısı haberi sızdırılıyor sürekli olarak. “Bir katkı olmazsa 12 ve 13. maaşlarda sorun olabilir”… Bu sözler ülkeyi yönettiğini sanan ve orada kalmak için her şeyi yapan Saner’e ait. Böyle bir şey olursa, kendi ayıbı değil midir? Maaşları ödemek için bile kaynak yaratamayana ne denir? Maaşlar için dış kaynak aramak kadar ayıp ne olabilir? Aynen geçen yıl da böyle yapmıştı. Önce “Maaşlar tehlikede, güven oyu almamız lazım” demiş, sonra da maaşların ödenmesini başarı hikayesi olarak anlatmıştı. Yine plan bu galiba ama kaş yapayım derken göz çıkarttığının farkında değil.

 

YDP RAHATLAMIŞ:

İstifa sonrası psikolojik olarak rahatladıklarını söyleyen Arıklı, “UBP kurultayını Sucuoğlu’nun kazanması halinde zaten hükümetten çekilecektik… Kimyamız uyuşmuyor” değerlendirmesini yaptı. Yahu madem bu istifayı sevinç ve mutlulukla karşıladınız, 10 aydır niye bu zulme katlandınız? Toplum için demeyin bana, o zulmün bin katını yaşattınız topluma. Alay ettiniz, hakaretlediniz, fakirleştirdiniz. Bu muydu memleketi düşünmek? Bunun için mi katlandınız?





Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu