Dörtlü koalisyonlar hükümetlerinden “azınlık hükümetlerine” kadar düştüğümüzün siyaset garipliğinde tutun ki şu kadarcık milletvekiliyle Meclis’te hükümet ortağı olan DP bile “anahtar” rolü oynayabiliyor!
Zaman içinde doğraya kıya Dernek esamesine düşürdüğümüz “koalisyon hükümetlerinin” bundan sonrası seçimlerde de Mecliste beklentilere cevap verecek büyük farklılıklar yaratabilmesi mümkün değildir..
Nitekim artık bizatihi milletvekili seçilenlerin de canı sıkılıyor.. Mesela Afet Özcafer dayanamadığı yerde “artık yeter” diyerek feveran ederken, partisinden bile istifa edebiliyor.. Bunalım öylesi yükseklerde yani.. ***
…BENİM asıl söylemek istediğim şudur ama: Eğer balık baştan kokuyorsa “yüce” dedikleri Meclisimiz çoktan kuyruğa kadar geliverdi! Ki sadece çıkması gereken yasalar beklemiyor! Yıllardır Kıbrıs Türk halkı da bekliyor: Huzuru, istikrarı, barışı, çözümü… ***
NE VAR Kİ YİNE UMUT YOK! Memleketin kaderi bir kez daha “olası seçim sonrasına” ertelendi..
Ömrümüz seçim yapmakla geçmekte.. DP kanadı diyor ki Ocak ya da Şubatta…
Neden Ocak yada Şubatta! İşte burada ayağınızı bastığınız yerden kaldırın. Çünkü bu memlekette erken seçim düşünülürken bile “KKTC’nin dolayısıyla Kıbrıs Türk halkının esenlik ve mutluluğunun bozulmaması da düşünülüyor!”
Nitekim diyor ki DP Genel Başkan yardımcısı Tözün Tunalı söz konusu dönemde bütçenin geçmesi gerekiyor, sözünü verdik. Dolayısıyla şu anda hükümetten ayrılmamız söz konusu olamaz…
***
FEDAKARLIKLARIN vatan millet sevgilerinin sınırları yoktur!
Kimileri memleketi meşgul etmemek için görevlerinden hatta partisinden istifa eder kimileri de artık hükümette kalmanın bir anlamı olmamasına karşın KKTC’nin yüce çıkarları için göreve devam etme kararı alır…
…Dedikten sonra izninizle dikkatinizi asıl büyük soruna çekeyim: ***
PANDEMİ TEHDİT EDİYOR: Vaka sayısı her gün biraz daha artıyor.
Mesela Mağusa’da günlük vaka sayıları bir ikiyken, şimdilerde on üçlere kadar çıkıyor..
Çok kısaca ve aslında “dört ucunu koyuverdik!” Toplu yerlerde maske mesafe gibi çok önemli olması gereken iki tedbiri bir kenara ittik.
“Ben aşılarımı oldum” diyenler “artık bana asla virüs bulaşamaz” rahatlığında sadece bulaşmakla kalmıyorlar, bulaştırıyorlar da..
***
LAF ARAMIZDA, ben erkenciyim. Sabah mutlaka saat yedi falan surlar içinde kahveye giderim. Akşama doğru limana falan..
Dolayısıyla gördüklerimi yazıyorum. İnsanlar “pandemi yokmuş” gibi hareket ediyorlar. Kendilerini o kadar bıraktılar ki olağan günlerde bile ne bu kadar yakın ve iç içe olabilirlerdi ne de bu kadar kaygısız ve tedbirsiz! ***
OYSA kuşku duymanın da ötesinde korona virüsten hâlâ “çok korkmalıyız” diyorum. Çünkü “korkarsak” zorla tedbirler aldırtmadan, beterince yasaklar konmadan biz kendimiz kendimizi koruruz ki sonrasında şu aylarca “aç kapa, kapa aç” kararlarıyla yeninden canımızı çıkmaz!
Bu konuda birbirimizi uyarmak tutun ki artık bir insanlık görevidir.. ***
DERVİŞ ZAİM BU MEMLEKETİN İNSANIDIR: Kaç gündür “mutlaka yazmalıyım” diyordum. Nitekim bazı gazeteci refiklerim sıcağı sıcağına yazdılardı bile.. Ben de yazmalıydım çünkü bazı olaylar vardır: Yazılıp söylenmez, haberleriyle yorumları yapılmazsa “yarattıkları eserleri, gerçekleştirdikleri faydaları, toplumlarına yönelik katkıları; suskunlukla bilinmezliğin acımasızlığında kaynayıp giderken, unutkanlığa mahkûm edilir! Oysa sanatkârlar “alkışlar takdirle” büyürler.. Kıbrıs Türk halkının bir yurttaşı olan Derviş Zaim öylesi sanatçılarımızdan biridir. ***
FİLM YAPIMCISIDIR. Ama öyle sıradan değil.. Peş peşine aldığı ödülleriyle.. Alkışlarla.. Her gün daha büyüyerek ünlenerek..
Nitekim bir süre önce Amerika’nın Arizona’da gerçekleştirilen bir dünyasal film festivalinde en iyi film ödülünü kazandı..
İnsan gurur duyar. KKTC nire Amerika nire.. *** OYSA Derviş Zaim her şeyden önce bizim yurttaşımız, bizim insanımız. Ailesi burada.. Nitekim Hasan adlı kardeşi Mağusa’da ikamet etmekte. Ailece onlar da sanatla iç içeler.. ***
NE DİYECEKTİM? Her ne kadar acımasızca eleştirsek de “KKTC bizimdir, KKTC biziz..”
Derviş Zaim bu memleketin insanı yurttaşı.. Filmleri ödülleriyle dünyasallığa ulaşmış.
PEKİ bugüne kadar bu büyük “ustaya” karşı “devlet olarak” hangi ilgiyi gösterdik ki? KKTC’ye yönelik sağlayacağı katkılarından yararlanmayı hiç düşündük mü? Başarılarından, aldığı ödüllerinden söz etmenin de ötesinde Meclisimizden ilgili Bakanlıklara, ilgili STÖ’lerine kadar hangimiz Zaim’i kutlamış, hangimiz onurlandırmak gereğini duymuş ki? Her hangi bir Meclis toplantısında adını anan olmuş mu? ***
DAHASI bu dünyasal sanatçımızdan siyasi davamız için yardım istedik mi? Ki böylesi dünyasal insanlar “mensubu oldukları ülkelerin doğal elçileri” olurlar.
VEYA her ne kadar yıllar önce ulusal mücadelemizle ilgili bir film yapmışsa da kendilerine sağlanacak olanaklarla Kıbrıs Türk halkının ulusal mücadelesini beyaz perdeye yansıtacak şöyle dört başı mamur bir film yapmasını rica ettik mi?
***
YERİ GELDİĞİ İÇİN YAZAYIM? Toplum olarak “ulusal mücadele direncimize, devlet oluşturacak kadar siyasi becerimize karşın, vefa duygularımızda cimri davranıyoruz..
TAKDİR etmek yerine tekdir etmeyi daha çok seviyoruz ki “bu toplum hâlâ nasıl bir çözüm istediğinin bile kararına varamadı!”
Kaldı ki Derviş Zaim gibi dünyasal sanatçılarımıza sevgi ve vefada buluna!
































