Köşe Yazarları

İŞTE ŞİKÂYETLERİMİZ:







İnternetten kendilerine yağdırılan hakaretler karşısında bile göstermeleri gereken tepkilerini kaybetmiş, buna karşılık memleket sorunlarının “sorumluları” durumundaki siyasilerimizin içine düştükleri açmazlara üzülüyorum..




Çünkü bizzat devleti yönetme iddiasıyla halkın önüne “yöneticileri” olarak geçmiş  politikacıların başları dik, göğüsleri ileride, tertemiz alınlarıyla basiret ve haysiyet sahibi olmaları gerekir ki devlete de   aynileriyle yansısın..



NE VAR Kİ acı gerçek şudur: Bu ülkede “kalite de düştü kantite de!”                                                              NİTEKİM  kaç günlük, kaç aylık olacağı meçhul olan UBP, DP, YDP Koalisyon Hükümetinin “Programını” önce bu  yargılı düşüncelerimle okudum..

OKUDUKÇA açıldım, ferahladım, umutlandım…       Ve ellerimi havaya kaldırarak “Yarabbi sen Ünal Üstel Koalisyon Hükümetimize yardım et! Başarılı olmasına sağla!  İcraat hükümeti olması, vaatlerini gerçekleştirmesi için kendisine uzun ve sağlıklı iktidar nasip eyle…” Dedim!

VE sonra daldım söz konusu programın madde madde yazılmış vaatlerini incelemeye.. Ki yok yok! Nitekim daha birinci maddede şu var: “Seçim ve Halk oylaması yasasında düzenleme yapılacak!…”            Ve sadece bu girizgâhı okumam yetti..

“HAH” dedim kendime. İşte aranılan günah keçisi. Demek ki bu ülkede onca zamandır sürüp giden “Hükümet Krizlerinin” nedeni seçim ve halk oylamasındaki yanlışlardır!

BU nedenle gelip giden koalisyon hükümetlerinin ak pak çıkmasına çok sevindim  ve Üstel Hükümetini takdir ettim. Çünkü göreve gelecekler için umut vaat eden “problem şuuru ile başladı!” Bilirsiniz bir problemi çözmek için önce çok iyi anlamak gerekir.. Üstel’li Hükümet anladı mı diyelim?

***

HER ŞEYE KARŞIN: Sık sık yıkılıp yenilerinin kurulduğu Hükümetlerin birbirlerine devrettikleri bu “programlardır” ki doğrusu biz “köşeciler” hatta medya için de memleketin ahvalini öğrenmeleri yönünden çok faydalı olmaktadırlar..

EN azından memlekette çözüm bekleyen sorunları bir liste halinde elimizin altında bulabilmekteyiz.. Tutun ki ülkede var olan sorunların el kitabı gibi bir şeyler işte!

TABİ artık kendi içinde bile defatla yıkılıp yeniden kurulan  koalisyon Hükümetleri hiçbir şey yapmıyorlarsa, en azından haleflerine fazla kafa yormadan hemen uygulamasına geçebilecekleri “böylesi icraat programları” bırakmaktadırlar..           YANİ artık yeni koalisyon hükümetleri olarak göreve başlarken “yapmaları gerekenler için kafa yormaları gerekmiyor! Gidenin bıraktığı programla yola devam ediyorlar..Pekala önemli olan ne?

***

BU PROGRAMLARI ciddiyetle uygulayacak  olan Hükümetlere istikrarlı ve yeterli olacak bir “zaman süresi!”

Kİ söz konusu Hükümet Programına baktığımda hatırıma geldi: “Deveye sormuşlar neren eğri” diye. Nerem doğrudur ki” demiş!                                              KKTC de yıllardır gelip giden Hükümetlerinden  den kalma  programlarında yer alan   tek bir toplumsal sorunun bile çözülmemiş olması  artık “kader” olmamalıdır!

ÇÜNKÜ ülkelerin geçen yıllar içinde “eskimeye  yıpranmaya” değil, ayakta durabilmek, varlıklarını sürdürebilmek için  kendilerini “yenilemeleri, revizyondan geçirmeleri” gerekir..

OYSA KKTC kurulduğu günden beridir hâlâ “hantal ve merkeziyetçi yönetim” şekli ile üstelik sık sık yaşanan hükümet krizleri nedeniyle de bırakın Telekomünikasyonu, bırakın Belediyelerin Birleştirilmesini, bırakın vergi alımlarında reformları, limanlarını, yollarını… Restore edip yeniden yapmaya, gerçekleştirmeye, ilgili yasalarla yenilemeye… Artık hastalarına bile günlük ilaçlarını tedarik edemeyecek çaresiz bir devlettir!                                                                   ***

EĞER bu durumlara düşmemizde Ankara’nın hatası ve günahı ile kastı varsa,  bu Kıbrıs Türk halkına düşman başına bile gelmemesi gereken bir  ceza bir kasıttır!

Kİ bir yılda KKKTC’e akıttığı para geçen hafta açılışı yapılan Rize Artvin havalanının bir pisti için harcanan kadar bile olmamalı!

***

NEREDEN NEREYE GELDİM demeyin! Son dönemlerde KKTC de sistemli bir şekilde başına “Erdoğan”ı koydukları cümlelerde nasıl koloni durumuna getirilmişliğimizin protestoları yer almaktadır!

Ankara bizim Kuşak da göçüp gittikten sonra yetişmekte olan bu yeni kuşakla muhatap olacaktır.. Vatan millet hamaseti peşinde koşan değil, aş iş hayat hakkı peşinde koşan bir yeni kuşak!

BU GENÇLER için ne Türk tarafının siyasi egemenliğine dayalı federal sistem önemlidir ne de geçmişte adada yaşanan Türk Rum kavgaları..

Önemli olan Avrupalı olacakları, yuro bölgesine tabaları olarak katılacakları  bir siyasi çözümdür.. Dolayısı ile Kuzey’in Türkiyeli yurttaşlarla “Türkiyleştirilmesine” yönelik politikaların da savunucularıdırlar ki bu uğurda “bozuk ve çarpık dilden” başka bir şey olmayan “Türkçe Rumca karışımı” dili bile  “Kıbrıslıca” olduğu için kullanmaktadırlar!  Neredeyse “resmi KKTC dili” budur dercesine..

YANİ bırakın bugünü! Kıbrıs Türk halkını asıl bekleyen sorunlar “yarındır!”                                          Neyse ki şimdilerde Güney’de Anastasiadis gibi siyaset acemesi bir fanatik Cumhurbaşkanı vardır da henüz Rum siyasi ve ekonomik propagandaları ile sarmalanmadık..

***

SON SÖZE GELİNCE: Bizim kuşaklar için artık düşünülen de umut edilen de ötesi dünya olmalı!         Onca yılları orsa etmiş hayatlarımızı   ölümden gayrısı  paklamaz ama tutun ki onun bile Cennet cehennemi vardır umut edilen!

Bu büyük ve ilahi gerçeğe karşın  adada siyasi çözüm olana kadar “son söz” sahibi olamayacağımızı iyi biliyoruz!

NİTEKİM Bundan elli altmış yıl önce de  yine “geleceklerden” söz ediyorduk..  Geldiler geçtiler, yine geldiler geçtiler hâlâ gelip geçiyorlar..Güneş’in etrafında dönen dünya gibi.  Değişmeyen yazları kışları, geceleri gündüzleri gibi.. Bizim için değişmeyen siyasi çözümsüzlük gibi!  Bir dünya devleti olamadığımız gibi!

OYSA  bizim değişmeye, değişirken yenilenmeye, büyümeye ve güçlenmeye ihtiyacımız vardır..

***

NE TÜRKİYE başarabildi bunları  ne biz Türkiye ile birlikte başarabildik! KKTC Egemen bir devlettir demek yetseydi amenna! Ama içi boş ve kof oldu mu bu söylem insanın canını acıtıyor! Neyin egemenliği neyin Devleti sorusuna verilemeyen cevabı da bedava!

TABİ tek umudumuz yine Ankara’dır da Eee gerçekleşsin artık umut! Çünkü KKTC battı, iflas etti! Daha beklenen nedir ki kurtuluşu için?









Başa dön tuşu