Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İŞTE PARA, İŞTE HOVARDACA HARCANAN MİLYONLAR…

KKTC’nin kendi ayakları üstünde durması diye bir hedef var. Kimi inanarak söyler, ama kimisi de laf olsun diye…

Sanki KKTC’nin kendi ayakları üstünde durması kadar, tam tersi de bir siyasi tercih var. Hani ısrarla kendi kaynaklarımızla aşı almanın peşine düşmediğimiz gibi…

Her zaman söylerim, bu ülkede para vardır, yeter ki, almayı bilelim…

Devletin hakkı olanı, ona buna peşkeş çekme, adil ol, devletin leyhine, halkın leyhine politikalar yap, siyasi çıkarları, kamunun çıkarlarının önüne koyma, o zaman göreceksin ki, bu ülke kendi kaynaklarıyla, kendi kendine yeter…

Önceki gün Havadis web tv’de Kahve Sohbetlerinde Sevgili Öntaç Düzgün’le konuğumuz, ekonominin iyi bilenlerinden, bütçenin ve kamunun işleyişinin en iyi takipçilerinden Devrim Barçın’dı…

Öyle rakamlar ortaya koydu ki, istenirse KKTC’nin bal gibi de kendi kendine yetebilir olduğunu gösterdi. Hem de daha vergi, kumarhane gelirleri v.s konulara girmeden, hükümetin hesapsızca yaptığı para dağıtmasını ortaya koydu, kamu maliyesine verilen zararları bir bir saydı.

İşte aldığım notlar…

  • Mart 2020 ile Mart 2021 arasında yerel gelirler sadece 30 milyon azalmış, yüzde 2’ye tekabül ediyor. Bu da ülkede korkunç boyutlarda bir kayıt dışı ekonomi var demek.

 

  • 2021’in ilk 3 ayında, yerel gelirlerimizin, yerel giderlerimizi karşılama oranı eksi 117 milyon lira. Sadece 117 milyon…

 

Devrim Barcın bu tespitten sonra, 117 milyonluk açığı kolayca kapatabileceği halde, hovardaca yapılan harcamalara dikkat çekti ve birkaç örnek verdi.

  • Cumhurbaşkanlığı seçim döneminden bu yana, hemşireler hariç, devlete arka kapıdan yapılan haksız, adaletsiz, hesapsız istihdamların maliyeye getirdiği yük; 18 milyon…
  • Öğrencilerinden kayıt ücretlerini bir tamam alan üniversite patronlarına karantina ücretlerini üstlenerek çekilen kıyağın bedeli, 120 milyon lira…
  • Sadece bu iki kalemde tasarruf edilmiş olsa, yerel gelirlerle yerel giderler arasındaki fark kapanmış oluyor…
  • Vakıflar İdaresi, bir döner sermaye. Üstelik Vakıfların yıllık geliri, bütçe beklentilerinin üstünde. Din İşleri Dairesi, Vakıflar’a bağlı olduğu halde, devlet din adamlarının maaşlarını ödemeye devam ediyor. Ödenen miktar, 42 milyon…
  • Pandemi döneminde gelirleri artan marketler müşteriden KDV’yi peşin peşin alıyor. Ama hükümet, toplanan para direkt kendine yatması gerekirken, hiç de ihtiyacı olmayan bu sektöre kıyak yapıyor, “KDV’yi zamanında ödersen, yüzde 5 bağışlarım” diyor. Binlerce esnaf, binlerce çalışan 1500 liraları bile bir tamam alamazken, memurdan hayat pahalılığı kesilirken, hükümet, zengine hiç gereksiz bir teşvik yapıyor…
  • Ercan işletmecisine önce 20 milyon liralık KDV ertelemesi çıkarıyor, hem de süresiz. Yetmiyor, bundan bir ay sonra, devletin hakkı olan ciro paylaşımını bir yıllığına erteliyor, “bana 2 yıl sonra ödersin” diyor.  Bütçede bu alacak 100 milyon olarak görülüyor. Demek ki, 100 milyonu, 3 yıl sonra alacak şekilde erteliyor.
  • Ercan İşletmecisine 100 milyonu bağışlarken, aynı anda dönüyor, bankalardan borçlanıyor. 100 milyon lira borçlandığında, halkın sırtına 9 milyon yeni faiz yükü bindiriyor. Yani devleti faiz yüküyle zarara uğratıyor. Bunun sadece siyasi değil, hukuki bir yönü de olmalı ama yapıyor. Devrim Barçın, Ercan İşletmecisinin aynı zamanda pandemi hastanesini de yaptığını hatırlatıyor ve “bu durumda biz, dolaylı da olsa pandemi hastanesinin parasını da ödemiş oluyoruz” diyor…

Marketlere bağışlanan KDV toplamını bilemediğimiz için, diğerlerini topladım, tam 300 milyon lira. Yani açığın, iki katı.

Bu ülkede para var, işte para, işte hovardaca harcanan milyonlar.

Şimdi siz söyleyin, bu ülkenin kendi kaynaklarıyla kendi kendine yetmesini isteyenler, bunu yapar mı?

“Kendi ayaklarımız üstünde duracağız” diyen ve buna gerçekten inananların da bu hovardalığı bir bir ortaya koyarak, iktidarı halka ihbar etmesi, hovardalığı yapanlardan da hesap sorması gerekiyor…

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

 

EKİM’DE PANDEMİ BİTER DİYE DÜŞÜNMÜŞLERMİŞ:

Seçimden ödü kopan Ersan Saner ne trikler geliştiriyor, akla ziyan. Stenolar grev yapacakmış diye Meclis’i 10 gün kapatıyor. E önümüzde seçim takvimi dayatması var, ne olacak? Olmayacak. Yapacak ara seçimi, suçunu da başkasına atmaya çalışacak. Dün yaptı da zaten. Sanki Meclis’e girmeyen muhalefetmiş gibi. Ekim’de erken seçimden niye caydığını açıklarken de bir o kadar komik duruma düştü. Meğer Ekim’e kadar pandemi biter diye düşünmüşler…  Mantıklı bir eleştiri getirmek mümkün değil, sadece güldüm. İpin ucunu iyice kaçırdılar. Bir politik yapı, asla bu kadarını kendine yapmaz…

 

PES DOĞRUSU:

Dedik ya Başbakan’da trikler bitmiyor. Yeter ki gollayla yapıştıkları koltuklardan ayrılmasınlar. Ne yasa kaldı, ne anayasa, ne etik ne teamül. Seçim tarihini belirleyecek olan Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi’nde muhalefetle iktidar eşit sayıda olduğundan, muradına eremeyen hükümet, Komite’yi bypass edecek formülü de bulmuş. Şimdi kendilerinin çoğunlukta olacağı bir ad hoc komite kurmaya çalışıyor. Erhürman “bu iş yargıda biter” diyor. Hani Devlet Bahçeli’nin “çıbanbaşı” dediği Anayasa Mahkemesi’nde.

 

TATAR-ÖRP ORTAKLIĞI:

Tarihin çöplüğüne giden ÖRP şu anda Ersin Tatar’ın iktidar ortağı olmuş. Enver Öztürk Yüksek Adliye Kurulu’na, Turgay Avcı YÖDAK Başkanlığı’na Cumhurbaşkanlığı kontenjanından atanıyor.  Enver Öztürk aynı zamanda YDP’nin Genel Sekreteri oluyor. Baktım, yasa yapılırken, gerekli olan kriter atlanmış, “Bir siyasi partinin yetkilisi olamaz” denmiyor. Ama en azından etik mi şimdi bu durum? Yargının bağımsızlığı ile uyuşuyor mu?

 

ÖZLENEN TABLO:

Yargıya yapılan çirkin müdahaleyi protesto eden avukatların eyleminde bence en önemli kazanç, Yüksek Mahkeme üyelerinin balkon görüntüsü yanında, siyasi görüşü ne olursa olsun birçok vatandaşın eyleme verdiği destek oldu. Protesto alanında, son günlerde en çok ihtiyacımız olan, “birlik, mücadele, dayanışma” konusunda en güzel tabloyu verdik. Hani derler ya, “bir musibet, bin nasihattan iyidir” diye. Bu olay belki tüm toplum için bir kırılma noktası olur…

 

KKTC MÜSLÜMAN DEĞİL, LAİK BİR ÜLKEDİR:

Ersan Saner; “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Müslüman bir ülke, Kur’an kurslarını kapatmak söz konusu olmaz” diye buyurmuş. Ne acıdır ki, KKTC Anayasasında, “KKTC laik bir hukuk devletidir” yazdığından bile haberi yok. Laik devletin dini olmaz efendi. Yaranacağım diye iyiden rezil olma. Kendinden o kadar geçmiş ki, ne söylediğinin bile farkında değil…

 

3 GÜNLÜK GELENLERDEN 2 POZİTİF:

Kapalı turizm maskaralığından, önceki güne kadar 2 corona vakası çıktı. Bunları karantinaya almışlar, nasıl karantinaysa belli değil. Peki sonuç çıkana kadar temas ettikleri? O insanlara bulaştırmadılar mı? Turizm Bakanı, onların otelden çıkmayacağını söylüyor. Yani bulaşan, bulaştığı yerde kalacak, 3 günün içinde hepsi Allah’a emanet.  Bari test sonuçları çıkana kadar izole etseydiniz. Yine bu 3 günlük karantinasız işler başımıza dert açacak.