Köşe Yazarları

İŞTE BİR KKTC GERÇEĞİ DAHA!







Bugünden yarına geleceği ne kadar ve nasıl düşündüğümüzü bilmiyorum ama çok da düşünüyor  olabildiğimizi sanmıyorum!




Oysa  bilmemiz gerekir: Bir başka KKTC yoktur ve gelecekte de bugünün çocuklarına gençlerine bırakacağımız; işte şu anda idaremizin ve irademizin yönetiminde olan sadece  bu Kuzey coğrafyasıdır!                                                                          Ki henüz ne “vatanımızdır” diyebiliyoruz  ağız dolusu sahiplikte ne kabul ettirebiliyoruz gerçek anlamda  devlet olduğumuzu dünyaya…



KALDI ki en büyük sorunlarımız da üzerinde yaşadığımız bu topraklara yönelik “ihanetlerimiz” olmakta!  Nitekim:

BİR ucundan bir ucuna bir Saatte ulaşılabilen bu küçücük coğrafyamızı yakıyoruz  da kirletiyoruz da…                                                                                                 Çarpık yapılaşmalarla bozuyor çirkinleştiriyoruz da…

Kentleri şantiyeye çevirdik ama mevcut yollara bir metrelik yeni yol ekleyemedik! Yarım kalmışları da daha yeni tamamlıyoruz! Fakat gelecekte bu ihmallerimizle vurdumduymazlıklarımızı çok pahalıya ödeyeceğiz şimdiden biline!                                                                                                 ***

LAF ARAMIZDA KALSIN AMA: Hani çok da kabahatli olduğumuzu söyleyemiyorum! Çünkü yarım asırdır bu adada bizleri  hep bir çözüm beklentisiyle oyaladılar!                                                      Çoğu zaman radikal kararlar alamayacağımız şüpheli çözüm modelleriyle aldasttılar!

Fakat hevesler kursaklarda kaldıkta, bu kez de Kuzey’de “kalıcılığımızın” gailesine düştük ki artık ne dağlara  ovalara sığabiliyoruz ne denizlerle kıyılarına!  Ki artık dağların bile  tepelerine tırmanıp evler, villalar, apartmanlar inşa ediyhoruz!.

BU NEDENLE KKTC  BİR RANT ÜLKESİ OLDU: Ki şu anda da en büyük sektör her halde İnşaat sektörü olmalıdır..

Çıkartılan “İmar İskân Toplandırma Emirnamelerine,” yapılan uyarılara karşın Rumdan kalan toprakları hâlâ devam eden büyük bir seferberlikle çok katlı binalarla dolduruyor her tarafı öbek öbek inşaat alanlarına çeviriyoruz! Nitekim:

İSKELE gibi bir zamanların cicim bicim beldesini, yamacındaki ekilip biçilecek Bahçeler yöresini artık lağım sularını denize boca eden iskân alanları haline getirdik! Her tarafı şantiyeye çevirdik!                                                                                                                 ***

UZUN LAFA HİÇ GEREK YOKTUR! “Kalkınma, büyüme” kulpu taktığımız ve bu nedenle haklılığına     sığınarak   dilim dilim, karış karış Kuzey’in topraklarını kıyıyor, doğruyor, maydanoz ekecek bir karışını bile bir kenara ayırmadan  sürekli evler apartmanlarla dolduruyoruz!                                                  ***                                                        BAKIN: Artık “gelecek” demek abestir ama hadi öyle olsun dediğimizce; “gelecekte KKTC’yi bekleyen üç büyük sorun vardır:”

ARTAN ARABALARA karşın bir karışlık yol yapılmaması! Ki artık yollar arabaların birbirleriyle çarpıştıkları  lunaparkların oyun alanlarına döndü!

VE KİRLİLİK! Bu konuda ne Belediyelerin uğraşları yeterli olmakta  ne türlü çeşitli ilgili yazılı yayımlarla şikâyetler işe yaramakta! Memleket süratle kirletilmekte sonuçta herkes birbirini suçlamakla yetinmektedir!                                             VE YABANCILAR SORUNU: Ki artık avuç içi kadarlık KKTC de Afrika’nın bir yarı nüfusu cirit atıyor! Dünyaca ünlü gansterlerden casuslarına kadar türlü çeşidi KKTC de  icarai sanat eyliyor!..

VE ÜNİVERSİTELER kendilerini idame ettirmek için taşı kaldırıp altından öğrenci arar durumlara  gelirlerken; kimseler bu öğrencilerin küçücük bir coğrafyada nasıl sıkışık düzende yada düzensizlikte,  neyle iştigal ettiklerini umursamıyor!                                                                          Bütün derdi davaları sağlayacakları parasal gelirler yüzü suyu hürmetine  önlerine geleni “öğrencileri” olarak kaydetmek oluyor!                            Yarattıkları ötesi sorunları ise önemsemiyor bu nedenle  tırnaklık sorumluluk almadan sadece öğrencilerin harçlarını söğüşlüyorlar!                                                       ***

ÖTE YANDAN: Artık  Ercan hava alanından gerisin geri çevrilen yolcular sorunları yaşanıyor!

Ve KKTC gitgide “uyuşturucu” mafyalarının merkez üssü haline geliyor! Şöyle ki memlekette en kolayından ulaşılan madde uyuşturucu oluyor!

***

TTRAFİK SORUNU: Bir diğer ve en önemli sorunlarımızdan biridir! Şöyle ki son beş yılda bu küçük ülkede 165 bin 664 trafik suçu davası dosyalanmış!

Son bir yılda ceza davalarında ise yüzde 2657 artış olduğu açıklanıyor.

DAHA geçen gün açıklandı. Trafikte 17 bin 637’isi dolmuş, kamyon, kiralık minibüs, otobüs ve taksi seyrüsefer eyliyor..                                      Gün gelecek devam  eden motorlu araçlar artışı sonucunda bu ülkede araba kullanmak ya  mucize olacak.. Yada arabalar  plaka numaralarına göre  kategorilere ayrılıp trafiğe  münavebe ile çıkabilecek!..   Fakat:

***

BİZ BU ÜLKEYİ BÖYLE HAYAL ETMEDİKTİ!  Mevzilerden çıkıp Kuzey’i teslim aldığımızda böylesi yaşamları değil;   “yaşanası”  bir Kuzey tasavvur ettikti! Şöyle ki Güney’deki Rum’u hasetinden çatlatacak kadar!

OYSA şimdilerde Güney’e bakıp bakıp hasetinden çatlayan biz Kuzeyliler olmakta!

Bunlara karşın derniyor ki “ama onların  ardında AB var, tanınmış oldukları için dünyasallıkları var! İttifakları, parasal yardım aldıkları ülkeler, içinde  oldukları dünyasal örgütleri var!

DOĞRU! Ancak bizim de arkamızda 80 milyonluk devasa yatırım ve ekonomik gelişmesiyle dev bir Türkiye var! Ki bugün ne olduksa, ne aynalanmışsa Türkiye sayesinde sağladığımız kazanımlarımızın yansımalarıdır.

FAKAT yine de Türkiye’nin sıradan bir vilayeti kadar olamadık! Ki bizim kuşak 1960’lar Türkiye’sini de gördü! Pejmürde  bir ülkeydi. Bugün dünyada parmakla gösterilecek bayındır ve turistik kentleriyle, sahilleri ve tarihi servetiyle  bir dünya ülkesidir..

PEKALA “yavrusu” denilen Kuzey Kıbrıs nedir?  Söylemeye izah etmeye ne gerek var! İşte yazıyoruz!

Hâlâ Türkiye’nin ne şanı oldu ne şerefi! Galiba Türkiye için de biz öyle olduk ki  “grak dedik  mi su gruk dedik mi para verip para pompalayan” bir velinimet!                                                          Çoğumuzun artık “anavatan” demekten bile sarfınazar eylediği bir ana-yavru ilişkisinde ancak işte bu kadar olduk!

***

SONUÇ: Osmanlı’dan beridir  Kıbrıs Türk halkının üzerinde yaşadığı bu adadan gayrı gidecek ne bir başka toprak parçası vardır ne de alternatifi!

BU NEDENLE bu ülkede öncelikle “ana” dediğimiz sorunlarımızı çözüp bertaraf etmek zorundayız!

Bunu yapmadan dolayısıyla o büyük değişimleri gerçekleştirmeden geleceklere sağlık ve afiyetle yürümek mümkün olmayacaktır.

Kİ artık bu yollarda  “mücadele edecek  insanlarımız ise   gençlerimiz olacaktır..”

TABİ bu da ayrı sorundur! Nitekim son hükümet krizinde de devamında da gördük:           KKTC’deki  siyaset sahnesinin önünde şov yapanlar hâlâ kaşarlanmış politikalardır! Hâlâ Lefkoşa krallığı bu politikacıların  sultasında hareket etmektedir!   Buna karşın gençler sus pus olmuşlar! Felik olma pahasına bile aralarına giremiyorlar!     Bu nedenle olmalı                                                             ***

MESELA Bazen Kudret Özersay gibi genç politikacılar fincancı katırlarını ürkütmek pahasına  siyasi ve sosyoekonomik iyileştirmeleri zorlamak amacında siyasi çıkışlar da yapsalar, “parlamento dışı muhalefet” erkini de kullansalar, “komprador burjuvaziyi” saf dışına itmeleri mümkün olmuyor!

Kİ bu ülkenin şimdilerde siyaset sahnesinde yer alan genç insanları bir zamanlar Ecevit’in “toprak ekenin su kullananındır” dediğinin mefkûresinde yetiştiler!                                             Araya girmeye, öyle geldi böyle gider kaderini yıkmaya çalışıyorlar ama hâlâ ülkede komprador burjuvazinin sultası var, yıkmak ne mümkün!

Kİ bu ülkede “idealizmin” eşeklik kadar bile hükmü yoktur!









Başa dön tuşu