Köşe Yazarları

İstanbul’dan izlenimler







Son bir haftadır İstanbul’daydım.




Öncelikle Türkiye’deki darbe girişimi sonrasında İstanbul’da hayatın normal bir şekilde devam ettiğini söyleyeyim.



Kaos ve kargaşa yok…

Günlük hayat kendi itiş kakışı ve koşuşturması içinde devam ederken, darbe girişiminin açtığı yaralar da hızla sarılıyor.

Yaşanan o kabus gibi gece sonrasında Türkiye’debir çok şey değişti.

Siyasette farklı bir anlayış ve işbirliği dönemi başladı.

Bu sokağa da yansıdı.

Farklı siyasi mahallelere mensup insanlar demokrasi ortak paydasında birleşirken daha bir bağımsız ve güçlü bir Türkiye talebi de öne çıktı.

Orada olduğum süre içerisinde halkın darbe karşısında nasıl tek vücut olduğunu gözlemledim.

Sağcısı ve solcusu ile, muhafazakarı ve ulusalcısı ile herkes tek yumruk olmuş vaziyette.

Yenikapı’da Pazar günü gerçekleştirilen miting de bunun bir göstergesi oldu.

Fethullah Gülen ve onun önderliğini yaptığı ve artık birFETÖ olarak tanımlanan harekete karşı Türkiye’de çok büyük bir tepki var.

Sivil halkın o gece taranması, tankların halkın üzerine sürülmesi, yüzü aşkın insanın öldürülmesi, Meclise bomba atılmış olması, kamu binalarının hedef alınması unutulacak gibi değil.

Televizyonlarda yer alan programlarda FETÖ ile ilgili yapılan itiraflar dikkatle izleniyor.

15 Temmuz gecesindeki kalkışmanın dış merkezlerden yönlendirildiği ve hedefin Türkiye Cumhuriyeti’ni bir iç savaşa sürüklemek olduğu inancı ağırlıklı olarak sokakta da hakim durumda…

FETÖ’nün bir daha 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi bir kalkışmaya girişmemesi için her türlü tedbirin alınması konusunda herkes hem fikir.

Sevgi ve hoşgörü gibi mesajlarla kendisini ‘demokrasi’, ‘ılımlı islam’ ve ‘dinler arası diyalog’a adadığını söyleyen ve  ‘eğitim ve barış gönüllüsü’ gibi gösterme gayreti ile hareket eden bu örgütün maskesi 15 Temmuz gecesi düştü.

O gece Türkiye, tarihinin en büyük ve organize terör saldırısı ile karşı karşıya kaldı.

Gelinen aşamada Türkiye’de siyasi partiler ve halkın büyük bir bölümü FETÖ’yüIŞİD’ten ayrı tutmuyor.

Bu örgütün IŞİD benzeri bir anlayış içerisinde etkinliğini dünya üzerinde yayma amacı ve hedefi doğrultusunda çalıştığı belirtiliyor.

Türkiye için nasıl bir tehdit ve tehlike olduğu ortaya çıkan FETÖ’nün   yıllık cirosunun 25 milyon dolara ulaştığı konuşuluyor.

Fethullahçıların Türkiye dışında da ciddi örgütlenme içinde oldukları ülkelerin başına bela olabileceği de ifade ediliyor.

Sonuç olarak Türkiye Cumhuriyeti 15 Temmuz akşamı çok büyük bir tehlike atlattı.

Türk halkı darbe girişimi ile kendisini karanlığa ve bilinmezlere, kaosa sürüklemek isteyenler karşısında kararlı bir şekilde durarak demokrasisine ve geleceğine sahip çıktı.

Şimdi hedef Türkiye’yi her alanda daha da aydınlık ve güzel yarınlara taşımak olmalıdır.

Kazanılan demokrasi zaferi yakalanan birlik ve beraberlik ruhu ile ülkeyi daha ileriye taşıyacak bir zemin olarak kullanılmalıdır.

Yakalanan bu fırsat kaçırılmamalıdır.









Başa dön tuşu