Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Şimdi bu mesele mi?

Bunu mu tartışacağız biz…

“Demokrasi demokrasi” diye yırtınırken…

“Laiklik rehberiniz olsun” derken…

“Laiklik ve demokrasi için ölünür. Çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras budur” diye feveran ederken…

“Hüseyin Ekmekçi FETÖ’cü”

“Havadis hizmetin gazetesi…”

“Başaran Düzgün, Türkiye’de demokrasiyi hedef alan darbenin ve örgütün destekçisi…”

Şimdi ben, “Yok yahu ne FETÖ’sü… Alakam yok” mu deyim…

“Havadis ile Fethullah Gülen’in ne alakası var” diye mi sorayım…

“Başaran Düzgün hayatını gericilere ve demokrasi mücadelesine atadı. Bunun için çok bedel ödedi” diye cümleye mi başlayım…

Zul sayarım.

Ayıp sayarım…

Ama bunu söyleyen birisi çıktı.

Sadece bununla kalmadı…

Türkiye Dışişleri Bakanına…

Türkiye yargısına…

Ve Türkiye Cumhurbaşkanına bizi şikayet ediyor aklınca…

Ve biz de bununla uğraşıyoruz.

Herkes uyanık olsun

Gündemi de bununla meşgul ettiğim için özür dilerim ama…

Konu o kadar basit değil.

Bizim üzerimize oynanan oyun, geçmişe dayanan bir husumetle ilgili.

Ozan Ceyhun, içinde biriktirmiş, şimdi gelmiş, kusuyor.

Ancak, Kıbrıs Türk siyaseti düşünmeli…

Sivil toplum düşünmeli…

İş dünyası düşünmeli…

Toplum dinamikleri düşünmeli…

Yoksa, “bir lafa bakarım laf mı, bir adama bakarım adam mı” der geçerim…

Ama bu o kadar basit değil.

Adam diyor ki:

“Hüseyin Ekmekçi sen FETÖ Terör Örgütü’nün bir parçasısın…”

Bu nasıl bir suçlama…

Ya diğerleri…

Önce, KKTC hükümetinin Türkiye ziyaretinde, bakanlar kurulu hedef yapıldı…

“İki bakana FETÖ fırçası” diye haberler yayıldı…

Sonra, üniversitelerimiz FETÖ’cü diye fişlenmeye çalışıldı.

Koca koca üniversite sahibi, yıllardan sonra halkla yürüme ihtiyacı duydu…

“Ben FETÖ’cü değilim” demek için…

Ve şimdi de, medya içerisinde Havadis…

Bir de kanal kanal gezilerek verilen mesajlar var.

“İşdünyası içerisinde de FETÖ’ye kaynak sağlayanlar var…”

Fethullah Gülen’in Türkiye’de ne kadar faaliyet alanı varsa…

Eğitim…

Finans…

Medya…

Tümünü buraya ithal etme gayreti var…

Ozan Ceyhun’un çabasını “basit bir öç alma girişimi ve garez” olarak görürsek, hafife almış oluruz.

Bu bize…

Elimiz kalem tutar…

Yargıya güveniriz…

Geçmişte de yaşadık, en ağır şekilde suçlandık…

Sadece yargıya güvendik.

Ancak şimdi, toplum dinamiklerine bir saldırı ve bu beni kaygılandırıyor…

Kimin maşası?

Daha kötüsü var…

Ozan Ceyhun kimin maşası?

Ne için burada?

Hangi makamın değnekçisi olarak geldi?

Günlerdir TC elçiliğine soruyoruz:

“Sizinle alakası ne?”

Elçilik aracı ile geziyor çünkü…

Kanal kanal…

Tık yok…

Eğer, Türkiye Dişişleri’nin burada cadı avı başlatma politikası varsa…

Bilelim…

“FETÖ”…

Emre Uslu…

Hain…

“Alçak vatan haini”

Bende durmaz…

Başaran Düzgün’de durmaz…

Cenk Diler’de durmaz…

7 yıldır demokrasi ve laikliğin yanında gale gibi duran Havadis Gazetesi’ni ve pırıl pırıl ekip arkadaşlarımızı hiç tutmaz…

Ama oynanan oyunu fark etmez…

Değnekçilere…

İftiracılara…

Prim verirsek…

Devlet kanalında ağırlar…

Bakanlıklarda sofra kurar…

Elçilikle kalkan olunmasına göz yumarsak…

Zararı büyük  olur…