Köşe Yazarları

İSMET KOTAK’I ANARKEN: VE ÜNAL ÜSTEL’in TEKLİFİ!

Eşref Çetinel yazdı







Önce akde vefada, geçtiğimiz gün mezarı başında anılan rahmetlik İsmet Kotak’tan söz etmek istiyorum.. Benden bir tık büyüktü.. Çocukluk arkadaşım değildi. Çünkü Mağusa surlar içi gibi en uzak yerinin bir adımlık olduğu kasabada bile ayrı mahallelerimiz vardı. Ben Akkule mahallesindendim. Kotak ise şimdilerde Namık Kemal Meydanı denilen ama yıllar önce “dizi dizi bakkal, manav, kebapçı, kasap, berber dükkânlarının toplandığı meydan  olduğu için bizim “Çarşı Meydanı” olarak çağırdığımız merkezi yerde doğduydu.. Ayni mekânda babasının hem ekmek fırını hem kendi evleri vardı..




NAMIK Kemal Lisesinden sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun olduydu. Tek kelimeyle “alışılmışın üzerinde sosyal bir öğrenciydi..” Uzun yıllar göz ucuyla birbirimizi sadece izledikti..



ÇÜNKÜ ayni kulvarda koşuyorduk fakat arkadaş değildik.. Oluşturduğumuz kendi gruplarımızla ki başı her zaman Hasan İskeleli (Korudağ) çekerdi; Ayrı ayrı Ulusal Bayramları organize eder kutlar; yılda en az bir iki tiyatro eserini sahneler, faaliyetlerimizle Mağusa surlar içinde sanat etkinlikleri yaratırdık. Tutun ki ayni zamanda rakip iki ayrı sosyal örgüttük.. BU nedenle o dönemlerde Mağusa cıvıl cıvıldı.. Toplumsal faaliyetlerin hatta Payitaht Lefkoşa’da bile görülmeyen yoğunluktaki türlü çeşitli sanat aktivitelerinin kasabasıydı. ***

FAKAT KOTAK ile asıl arkadaşlığım Rumların EOKA’cılarla Türklere saldırılarının başladığı ve “Kanlı Noel” dediğimiz olay ile başladı.

Mağusada Lala Mustafa Camisinin hemen arkasındaki bir eski Venedikten kalma bir şepalde radyocu Halil’in oluşturduğu bir “vericiyle” yayına geçen “Haberler Merkezini” kurduydu. Radyo Yayınlarını sadece Mağusa halkı ve civar köylerdeki insanlar işitebiliyordu.

…KOTAK ile arkadaşlığım beni arayıp yardımcısı olmamı teklif etmesi ile başladı.. Sancaktarlık tarafından tanınıp desteklenen Mücahitlik göreviydi.. Cambulat Radyosu Kısa sürede İsmet Kotak’ın Rumlara yönelik yorumları, derlediğimiz haberiyle ayni sıralarda kurulan Bayrak Radyosuna bile rekabet yapacak düzeydi. Vatan diye bir de gazete çıkarmıştık. Bozkurt gazetesinde yazmaya o yıllarda başladımdı..

İŞTE rahmetlik Kotak ile “”dava arkadaşlığım” dediğim birlikteliğimiz de öyle başladı.. Sonrasında da sürdü ki önceleri ayrı ayrı “tiyatro eserleri” sahnelerken birlikte sahnelemeye başlamış bu arada Buğday Camisini “Halk Evi salonu” haline getirmiş” ve Hasan İskeleli olarak bilinen rahmetlik Hasan Korudağ’ın da büyük hatta önemli katkılarıyla “Sanat Severler Derneğini” de kurarak Mağusa surlar içi halkının o yıllara kadar yaşayıp görmediği cıvıl cıvıl bir dönem başlatmıştık.

HATIRLAYANLAR VARDIR. Bir iki kez Müzik festivalleri ve yarışmaları organize etmiş, şiir okuma akşamları da oluşturmuştuk… ***

KISACA İsmet Kotak’la arkadaşlığım yanı sıra sonradan Lefkloşa’dan helikopterle gelerek Mağusa Sancak Karargâhında “Serdar” olarak göreve başlayan   Burhan Nalbantoğlu’nun da Sancak karargâhında yardımcısı olmuştum.. Doğrusu söz konusu türlü çeşitli çabalar ve etkinliklerdir ki o yıllarda Mağusa halkını sarıp sarmalayan derli toplu bir düzen yaratılmıştı. KOTAK SİYASETE atıldıktan sonra Bakanlığı döneminde batıp giden daha doğrusu yolsuzluklarla batırılan Kooperatiflere el atmış ve sil baştan yeni bir örgütlenmeyle pek çok köyde, yörede, Mağusa’da Koop. Örgütlenmelerine bağlı kuruluşlar oluşturmuştu..

ÇÇK erken öldü. Biri kız olmak üzere üç kardeştiler. Bildiğimce üç kardeş de aort damarlarının patlaması nedeniyle vefat etiler…“Dava arkadaşım” dediğim İsmet Kotak’a Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı dilerim.

***

KISACA TAKILDIĞIM: Kıbrıs Türk halkının “Ünal Üstel’in şahsında yeni bir lider mi kazandığını yoksa bir kez daha bir parti lideri tarafından hüsrana mı uğrayacağını tabi zaman gösterecek!

Çünkü çok kısa zamanda hem Parti Başkanı hem de Başbakan oluşunu bileğinin gücü ile değil, yaver giden talihi ile kazandı..

BUNA karşın Sn. Üstel yine de (çoktan baştan kara etmiş UBP”nin hem “Başkanı” hem de “KKTC Başbakanı” olması hasebiyle (kulaklarda tatlı bir sedayla titreşim yapması için yazıyorum) Muhalefete çağrıda bulunarak dedi ki “gelin birlik olalım!”

BEN bu “birlik” dediğinin hele CTP ile nasıl sağlanabileceğini hem anlayamadım hem de Kıbrıs Türk halkına mevcut siyasi rejimden dolayı çok yabancı ve uzak olan bu önerinin tırnak kadar gerçekleşme olasılığı yokken Sn. Üstel önderliğinde nasıl başarılacağını da kavrayamadım..

TABİ ki “Devletin” kaderini yüklenmiş “siyasiler” de elbette insandırlar, hayalleri vardır hep olacaktır da!

Fakat Koalisyon hükümetlerinin bile yönetemediği KKTC’ye nazire öylesi bir “ulusal birlik ve beraberlik” çağrısı galiba ayakları yere basmayan bir hayali söylem oldu!

YOKSA yeni bir “ulusal lider” mi yetişiyor da biz göremiyor, takdir edemiyoruz… Ki “ulusça o birlik beraberlik” felsefesi yeşertilecekse bir “baş” gerekecektir ki ne diyoruz uzun süredir: “Başkanlık sistemine geçin!”

YANİ ne? O Başkan işte o zaman Sn. Üstel olabilir, arzu ettiği dirlik düzeni oluşturacağı kadrosu ile gerçekleştirebilirdi. Şimdi ise sadece bir siyasi parti başkanı ve bu nedenle Başbakandır.. Buna karşılık her an partisi içinde bile ayaklarının sürçüp düşmesi muhtemeldir.

Bu kadar yamalama Yönetim örgütleri yaratılan memlekette “neyin birlikteliği” sağlanır ki..

FAKAT “Başkanlık sistemi” olsaydı “bizzat kendileri “Başkan” olarak sağlabilirdi.

 

 

 









Başa dön tuşu