Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İŞLERİMİZ HER ZAMAN NANAY!

Türkiye kökenli ANEX diye bir Turizm Firması. KKTC’de yatırım yapacak. Şirketin Başkanı Neşet Koçkar ekibiyle birlikte ve özel bir uçakla Ercan’a geliyor. Galiba havaalanının Yangın kapısından çıkartılıyor bir turistik otele yerleştiriliyor.

Kimsenin haberi yok! Sanırsınız yangından mal kaçırtılacak! Neden?

Çünkü başta Sn. Başbakan Tatar olmak üzere Sn. Turizm bakanı  Üstel de çok iyi biliyorlar ki bu zatı muhterem kişiler ayni zamanda velinimetimiz olmamalılar, kendilerinin aldığı ve uyguladıkları bir yasaya göre “karantinaya” alınmaları gerekir.

Fakat dünya çapında bir turizm şirketinin sahip ve temsilcilerine böyle bir uygulamayı nasıl yapacaklar ki?

Kısaca bu ziyareti mesela Lapta Belediye Başkanından bile kaçırıyorlar ki başkan “haberim yok” diyor.

Tutun ki muhalefet ve virüs salgınından korkan insanlar bu karantinasız ziyarete ve gösterilen ayrıcalığa ayni zamanda gizliliğe olumsuz tepki gösteriyorlar…

Nitekim ben de ilgili yazımda diyordum ki “eğer gurur verici bir yatırım olayı söz konusuysa haber verseydiniz de hep birlikte gururlanalım, gizlemeye ne gerek vardı!”

Ve biliyorsunuz ardından Sibel Siber Başkanlığındaki Covid 19 Koordinasyon Konseyi Üyeleri de kendilerine bilgi verilmemesi, danışılmaması nedeniyle de istifa ediyorlar!

(Yalnız hatırlatayım: Sibel Siber bir süre önce de bir Tv. programında konuşurken “Bakanlar Kurulunun ne zaman aldığı kararlara ağır eleştiriler gelse ya aldığı kararı yumuşattığını yada değiştirdiğini” söyleyerek eleştiride bulunuyordu..)

Şimdi işitiyoruz ki Koalisyon ortakları arasında da bazı anlaşmazlıklar varmış..

BEN, “iyi bile dayandılar” diyorum! Fakat asıl “zorluk” bundan sonra başlayacak. Ki Tatar’lı Koalisyon hükümetinin dağılmaması mümkün değil. Mesela bu “istifa” Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde olabilir mi? Neden olmasın..

Çünkü adaylıkların açıklandığı günden beridir kafama taktım: “Bir hükümetin Başbakanı da Yardımcısı da Cumhurbaşkanlığına aday olursa ayni zamanda birbirlerine de rakip olmazlar mı? Üstelik iki ayrı partiden adaylar..

Diğer adayları da dikkate aldığımızda şöyle demez misiniz? “Bunlar birbirlerini yerken, Akıncı sandıktan yine çıkmaz mı?” Galiba olacağı da budur..

FAKAT asıl “olacak olanlar Kıbrıs Türk halkına olacaktır.. Çünkü ne Sn. Tatar’ın ne Sn. Özersay’ın Cumhurbaşkanlığına aday olmamaları gerekirdi. Çünkü “uygulamaları, devre devre hesap verirken ödemeleri gereken borçları ve KKTC’i yeniden dizayn edecek ödevleri ve görevleri vardır. “Protokolden” söz ediyorum! Nitekim bir süre önce Ankara ile imzaladıkları “İktisadi ve Mali Protokol”e attıkları imzaların mürekkebi bile daha kurumadı.

ÇOK açık yazayım. Bu gün bu hükümet istifa etse, akıl mantık der ki kimse yeni bir hükümet oluşturmak için yerinden bile kımıldamaz çünkü kimse altına imzasını atmadığı “Protokolün” sorumluluğunu yüklenmek istemez!

Ha Cumhurbaşkanlığı seçimine katılırım kazanamazsam görevime dönerim gibilerinden düşüncelerin de ne hükmü olabilir bilmiyorum ama bir Başbakanın seçim kaybetmesi “itibar kaybetmesi” demektir.

VESSELAM Anayasa’yı yapanlar birgün bir Koalisyon Hükümetinde hem Başbakanın hem Yardımcısının Cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olarak katılabileceklerini düşünmedilerdi!..

Bir Koalisyon Hükümetinin TC ile “mutlaka uygulanacaktır” koşuluyla “İktisadi ve Mali Protokol imzalayacağını” fakat daha aradan birkaç gün geçmeden Cumhurbaşkanlığı Seçimlerine aday olacakları için “protokolü” kimin devralacağını da düşünemedilerdi!.. Vesaire..

Ne derler? Dam başında saksağan vur beline kazmayı! İşlerimiz hem nanay hem şinanay!

NOT: Sn. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Cumhurbaşkanlığı seçiminin erkene alınmasını istemesine de “durun bakalım ne olacak” diyorum. Bu ülkede başka ne olur ki?***


KISACA TAKILDIĞIM: (İYİ ETTİLER!)

Mağusa’nın Othello giriş kapısının hemen yanındaki alanda, Mağusa belediyesi Doğruya doğru bir çiçekli yeşilli park oluşturduydu ki bravo..

İşte o alana Othello piyesinin ünlü İngiliz yazarı William Shakespeare’nin daha önce de Köşemde eleştirdiğim “kafasından” ibaret  büstü konduydu. Eleştirimin nedeni işte o “kafa”ydı! Çünkü koskoca bir mermer kaidenin üzerinde Shakespear’ı mezarından fırlatacak kadar acaip ve portakal kadar küçük bir “büsttü” ki ne estetiği vardı ne sanatı! Ha bir süre önce işte o kafayı çaldılar. “İyi ettiler” diyorum!