Köşe Yazarları

İşlenen Suçlar Cezasız Kalamaz…


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, hükümet görevini Hüseyin Özgürgün’e vermiş olsa da, şu an için en büyük olasılık, yine 4’lü koalisyon.

Bu koalisyona girecek olan partilerin de ortak bir söylemi var.

Her türlü yolsuzluk, hukuksuzluk ve yasa dışılığın soruşturulması, hesap sorulması, cezalandırılması…

Yani KKTC’nin hukuk devleti olmasının gereğinin yerine getirilmesi.

Pazartesi günü Lefkoşa’da yaşananlar da artık bu kapsama giriyor…

Toplum vicdanı yaralıdır.

Ama adalet de yaralıdır…

Gösteri yapmak bir hak olsa da, bu gösteride, kamunun huzuruna, güvenliğine, devletin saygınlığına yönelik bir tehdit oluşmuş, devlet binasına ve özel mülke zarar verilmiştir.

Bunların hepsi, ama hepsi, Ceza Yasamıza göre, çeşitli cezalar gerektiren davranışlardır.

Yapılanları görmezden gelmek, gereken cezayı vermemek, geçiştirmek, bizzat yasalara aykırı bir tutum olacaktır ve kimsenin buna hakkı yoktur.

Güvenlikle ve adaletle ilgili bir zaafiyet, bir devlet için en büyük zaafiyettir. İhmal kaldırmaz…

Kimin ne yaptığı bellidir.

Polisin ‘daha büyük olaylar çıkmasın’ gerekçesiyle o an için müdahale etmemesi, yapılanların cezasız kalacağı anlamına da gelmemelidir.

İşte yeni kurulacak hükümetin belki de ilk görevi bu olmalıdır.

Derhal bir komisyon kurularak gerekli soruşturma yapılmalı, Başsavcılığa iletilmeli, yargı süreci başlamalıdır.

Aksi taktirde, KKTC’de her isteyenin her şeyi yapabileceği algısı oluşur ki, bu korkutucudur.

Pazartesi meydana gelen olaylar zaten yeteri kadar gerginlik yaratmıştır.

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın ifade ettiği gibi, çevik kuvvet gelmese, kan bile dökülmesi muhtemeldi.

Olayın belli kesimler tarafından kutuplaşma için malzeme olma potansiyeli de vardır.

Hiç ihtiyacımız olmadığı şekilde bir Türkiyeli-Kıbrıslı ayrımcılığına dönüşebilir.

Kitle psikolojisinden birazcık anlayanlar, benzer bir gösterinin nerede duracağını kestirmenin zor olduğunu da bilirler.

En küçük bir kıvılcım, Kıbrıs’ta bir Madımak olayı yaşanmasına bile neden olabilir.

O halde caydırıcılık şarttır.

Herkes bu ülkenin yasalarına uyması gerektiğini görmelidir.

Kimsenin bu yasalardan muafiyeti, ayrıcalığı yoktur.

‘Geldi, geçti’ diye geçiştirilemeyecek bir olay yaşadık.

Hem provokasyonların, hem de yeni gerginliklerin önünü almanın tek yolu, hukuktur.

Tamam, sağduyulu olalım, birlik, bütünlüğe zarar gelmesin diye çabalayalım.

Şunu da unutmayalım ki, adalet sağlanmadığı sürece, o birlik-bütünlük sözleri havada kalacaktır.

Cumhurbaşkanı gereken girişimi başlattığını söylüyor.

Ama yetmez.

Umarım, protokol hazırlığında olan partiler de, bu konuyu öncelikli olarak gündemlerine alacaktır….

 

YERİN KULAĞI VAR

HAYDİ KUR BAKALIM:

özgürgün-kutlamaSeçimlerin hemen ardından görevlendirme ile ilgili olarak sürekli “UBP’ye verilmeli” diye ısrar eden Hüseyin Özgürgün sonunda muradına erdi ve hükümet kurma görevini aldı. Açıklamalarından, hükümet kurmaya pek de hevesli olmadığını anlıyoruz. Zaten fazla alternatifi de yok. Ya 26 sayısıyla UBP-DP-YDP koalisyonunu kuracak, olmazsa da 15 gün sonra görevi iade edecek. Burada DP’nin nasıl bir tavır alacağı önemli, YDP böyle bir ortaklığa dünden razı…

 KİM ZORLUYOR:

UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’ün “zorlama bir koalisyon sıkıntı verir” yönündeki açıklamasını değerlendiren DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, “Katılıyorum bu söze. Zorlama koalisyonlar sıkıntı yaratır. Şu anda üçlü bir koalisyon kurulması zorlaması altında olan benim”dedi. Zorlamanın kim veya kimlerden geldiğini söylemeyen Denktaş’ın işi gerçekten zor. Bunca olaydan sonra hala UBP ile bir koalisyona gidilmesini isteyenleri anlamakta zorlanıyorum…

TEK ŞANSLARI ORTAK OLMAK:

YDP Genel Başkanı Arıklı’nın “görev UBP’ye verilmeli” ısrarını anlıyorum. Çünkü onlar da biliyor ki, iki kişi ile hükümet dışında kalmaları halinde çok şey kaybedecekler. Bir seçime kadar bu işi görütmeleri oldukça zor. UBP ve DP’den aldıkları oyları büyük oranda yine bu partilere kaptıracaklarını onlar da en az bizim kadar biliyorlar ki, UBP’li bir hükümeti sonuna kadar zorlayacaklar…

SORUMLU MECLİS GENEL SEKRETERLİĞİDİR:

Yemin töreni sırasında Bertan Zaroğlu’nun yaptıklarının, anında Meclis Başkanı’nca değerlendirilmesi ve İç Tüzüğe göre, kararın da o anda verilmesi gerekiyordu. Maalesef yapılamadı. Hüseyin Angolemli’nin İç Tüzüğü ezbere bilmesi beklenmez. Bunun için Meclis Genel Sekreterliği’nin anında devreye girmesi, Başkan’ı uyarması gerekirdi. Burada bir ihmal varsa, Meclis Genel Sekreterliğinindir.

DAHA NE SÖYLESİN:

Cumhurbaşkanı Akıncı: “Oraya gittim, çünkü olay herhangi bir protesto olayını aşmış, fiili saldırıya ve binaya girmeye yönelmişti… Bir gün öncesinden başlayarak ve olaylar yaşanırken bizzat ben de konuştum, müsteşarım da sürekli konuştu. Ben olay yerine gittiğimde elbette olayların önlenmesi ve polisin görev yapması için gittim. Oradaki olaylar neredeyse kan dökülmesi noktasına varacakken, ben içeride yemin töreni dinleyemezdim. Bu mümkün değildi” diyor. Akıncı’nın çevik kuvvet talebi gerçekleşmeseydi, neler olurdu düşünmek bile istemiyor insan…

OH NE ALA MEMLEKET:

Pazartesi yaşanan olaylarla ilgili olarak ne tutuklama yapıldı, ne de tutuklanan bir iki kişiye herhangi bir dava okundu. Güvenlik zaafiyetinin olduğu çok net ortada iken, bu sorumluluğu alıp gereğini yapan da olmadı. Bu ülke eğer hukuk devleti ise yaşanan olaylara sebebiyet verenlerin nasıl bir ceza alacağı yasalarımızda bellidir. Yok eğer bu yasaları uygulamaktan korkuyorsanız, o zaman sorumlu davranıp istifa ediniz. Yarın benzer bir olayda yapacağınız uygulamadan kuşku duymamamız gerekir…

 

 

ZİRVEDEKİLER

Uğur Mumcu: “Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı, ya da susmuşlardı, bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile karşısındakilere bağırmamış insanların gözleri önünde, öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, batı uygarlığı adına, bizleri bir şafak vakti ipe çektiler.

Korkmadan öldük ey halkım unutma bizi!..”

DİPTEKİLER

Biz Kime Güveneceğiz: Canımızı, malımızı, hatta namusumuzu emanet ettiklerimiz bu görevlerini yapmıyor veya yapamıyorsa bizler kime güveneceğiz? Pazartesi yaşananları tüm ülke olarak, korku ve dehşetle izledik. Ama gördük ki, müdahale etmesi gerekenler de bizler gibi elleri kolları bağlı sadece seyrettiler…

 

Foto Gündem

derviş-delikurt
Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nda uzun yıllar komutanlık ve bir dönem de cumhurbaşkanlığında yaverlik görevi yapan ve önceki gün hayata gözlerini yuman Derviş Delikurt, dün son yolculuğuna uğurlandı
Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı