Köşe Yazarları

Ainesi İştir Kişinin

Bugünlerde olanlara, zaman geçtikten sonra bakacak olanlar acaba ne diyecek?

Ava giden bir avcı, her harekette tüfeğine sarılır ve ateş ederse, ya arkadaşını veya  av köpeğini vurur.

Kıbrıs’ta insanlar felsefeye önem verdiklerini iddia edebilirler.Bu konuda ciltlerce yazı da yazabilirler. Ancak, görülen o ki, Felsefe alanında da sadece lafazanlık yaparlar.

Siyasi arenada, keskin sloganlara sarılmak, her zaman doğru sonuçlar vermeyebilir. Keskin siyasetler, keskin sirkeye benzer.Esas olarak kendi küpüne zarar verir.

Kıbrıs’ta, Rumlar olsun, Türkler olsun, içinde geçtiğimiz süreçte, tüm gelişmeleri belirleyen ana çelişkinin, diğer adıyla BAŞ ÇELİŞKİ’nin tahlilini yapmadıkları için, hedefsiz,ilkesiz siyaset yapmaktadırlar.Bu siyasetlerin sonuçları ise ava giden avcının yarattığı tahribattan daha büyük  olmaktadır  Kıbrıs Sorununda, çözüm olmadan tüm diğer çelişmeler belirleyici değildir.

Kıbrıs sorunu hukuksal olarak yeni bir çerçeveye taşınmadan, keskin sloganlarla yapılan siyasetler, en fazla çözüm isteyen BARIŞÇI GÜÇLERİ böler ve dağıtır.

Annan Planının referandumu döneminde, DENKTAŞ ve Papadopullos ile birlikte HAYIR oylarını arttırmak için çalışanların, belirli bir sol kesimi de etkilemesinin özeleştirisi yapılmadan, Montana sürecinde de Akıncı’ya saldıran aynı çevreler olması düşündürücüdür.

Rumların görüşme heyetinin içinde yer alan Thumasos Çelebi, “Anastasiadis, 15 dakika daha ciddi olarak görüşseydi, bu sorun çözülecekti” derken, Kıbrıs sorununun çözümlenmemesinden esas olarak Türkiye’yi suçlayan belli çevrelerin gerçekte istediği nedir?

Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Sorununda belirli ilerlemeler yapmadan, Doğu Akdeniz’deki enerji oyununun içinde yer alamayacağını bildiği için, şimdiye kadarki süreçlerde, Kıbrıs Sorununun çözümlenmesi için BM’yi harekete geçiren ana güçtü.

Kıbrıs Sorunu çözümlenmeden, Türkiye’nin AB ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini düzeltmek mümkün değildir.

Oysa, Türkiye, AB  ülkeleri olmadan, ekonomisini düzeltemez ve yeni teknolojileri elde edemez.

Türkiye için hayati önemi olan ENERJİ Faslı açılmadan, Türkiye , Doğu Akdeniz ve Orta- Doğu’daki enerji savaşlarında belirleyici bir rol alamaz.

Tüm bunlar ortada dururken, Kıbrıs’ın Kuzeyinde, Türkiye  karşıtlığını körükleyerek, belirli çevrelerin provakasyonuna yol açmak, halka solculuk olarak nasıl yutturulabilir.

Son 3 aydan beri, belirli çevrelerin kışkırttığı Türkiye düşmanlığı, esas olarak halkın gücünü parçalamaya ve SAĞ SİYASETLERİN güçlenmesine yol açmaktadır.

Mücadelede, ana hedefi etkisiz hale getirmek için, GÜÇ BİRİKTİRMEYE hızmet eden siyasetler esastır.

Güç biriktirme siyasetlerinde, biriktirilen gücün hangi hedefe yönlendirileceği de tayin edicidir.

Bugünkü süreçte, Kıbrıs’ta çözümü sağlamak için, vatandaş olan herkesi kucaklayacak bölücü değil, birleştirici ESNEK bir siyaset izlemek şarttır.

Bu siyasette, çözüm isteyen herkes, kim olursa olsun, müttefik kavramının içindedir.

Çözüm istemeyenler ise, kim olursa olsun KARŞIYA ALINACAK GÜÇLER arasındadır.

“Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz

Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde”  ZİYA PAŞA




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı