Eskiden bazı kurallar daha iyiydi.
Şimdi gemisini, hücumbotunu, uçağını alan geliyor.
Valizini alır gibi.
Fır hatlarında fır dönüyorlar…
…
Halbuki eskiden durum değişikti.
Denizlere bir yabancı gemi mi yaklaşacak?
Öyle kolay değildi.
Haber vermek, ardından selam alıp selam vermek şarttı.
İşin bir nezaketi vardı…
…
Üstelik önce “Buyuruldu” gelmesi gerekiyordu…
…
Osmanlı döneminde limanların düzenini sağlamak için bir “Gümrük Ağası”, bir de “İskele Ağası” varmış…
…
Şimdi ağa çok…
…
İskele Ağası ile Gümrük Ağası limanlardan yapılan ithalat ve ihracatı kontrol eder, kuş uçurtmazlarmış.
Hani hile falan olmasın diye…
…
1700’lü yıllarda Larnaka önemli bir liman kentiydi.
Yabancı konsolosluklar da uzun bir dönem bu kentte oturmuşlardı.
Eğer adaya yabancı savaş gemileri gelirse, adet üzerine diğer yabancı gemiler top ateşiyle onu selamlarlarmış.
Ondan sonra, savaş gemisi kaleden selamlama niyetine, ya da izin anlamında top atışı beklermiş.
Savaş gemisi ne kadar limana demir atsa da, Lefkoşa’da oturan Vali hazretlerinden “Buyuruldu” gelmezse, gerisin geriye dönmek durumundaymış.
Bunun için bir haberci Lefkoşa’ya gönderilir, durumu Valiye bildirirmiş.
Vali de herhalde gelen kim, giden kim, niye geldi, ne yapacak gibisinden meseleyi anladıktan sonra, “Buyuruldu”yu verir ya da vermezmiş…
…
Verirse buyuracak.
Vermezse buyurmayacak…
…
Şimdi herkes buyuruyor…
…
Haberci tekrardan tabana kuvvet (atla) Larnaka’ya ulaşır, “Buyuruldu”yu bildirir, böylece kaleden top atışı yapılır, o gelen gemi de aynı şekilde cevap vererek, karşılıklı top atışları ile muhabbet sağlanırmış…
…
Yani,
Gelen savaş gemileri ancak böyle memlekete buyurabilirlerdi.
Biri buyurduğunda, haliyle bir diğerinin de buyur etmesi gerekiyordu…
…
Akdeniz’de denizaltılar.
Hücumbotlar.
Fır hatlarında uçaklar.
Denizler parsellenmiş durumda.
Arsa misali.
9 No’lu parsel, 12 No’lu parsel.
İsteyen istediği parsele demir atmakta.
Ne selam, ne kelam.
Nezaket sıfır derece…
…
Şimdi buyurun!
Kim “Buyuruldu” dedi?
Kim buyur etti?
…
ABD’nin Lefkoşa Büyükelçisi John M. Koenig de “Eide ile çalışın” şeklinde buyurmuş.
Sanki İskele Ağalarının başka işi yok!


























