Bu rakamlara dikkat…
15 bin 344 memur…
3 bin 126 işçi…
13 bin 46 emekli…
8 bin 377 özürlü ve yoksul.
13’üncü maaş için yaklaşık 160 milyon TL bekliyor.
Dolayısı ile bilançoların güncellenmesi için çıkarılan yasa gücün de kararname ile toplanan 50 milyon TL’nin hizmete dönmesini kimse beklemesin.
Başbakan Özkan Yorgancıoğlu açıkladı:
“Vergi affı ve seyrüsefer affı gibi konuları kapsayan yasa gücünde kararnamenin ardından devletin kasasına 50 milyon TL girdi…”
Res’en vergiler…
İhmal’en vergiler…
Kayıt dışı arabalar…
Bu parayla çağdaş bir bina yapın
Mesela bu ülkede, 10 bin 68 araç kayıt dışı…
Kayıt altına alındı…
Emin olun o kadar daha var.
Kayıt dışı araçlardan devletin geliri 7.8 milyon TL.
7.8 milyon ile bu alana mesela, hiçbir yatırım yapılmayacak.
Mesela, o ucube araç kayıt daire binası, modern bir hale getirilebilir.
Seyrüsefer ödemeleri “aşağılık bir şekilde insanların sıraya sokulduğu” bir düzenden çıkarılabilir.
Bankalarla uzlaşılarak, ödemeler daha çağdaş bir şekilde yapılabilir.
Ama bu kaynak, devletin ortak kasasına gidecek.
Oradan da hükümetin, “13’üncü maaşta sıkıntı yok” böbürlenmeleri altında maaş olacak.
50 milyon TL
Bu operasyonuyla devlet, “hakkı” olan 50 milyon TL topladı.
Eyvallah…
Ama bu para nerede kullanılacak?
Yukarıda da yazdım.
160 milyon TL 13’üncü maaş için ödeme gerekiyor.
Zaten bu operasyon da, apar- topar Meclis’in de açılması beklenmeden yapıldı.
Neden?
Daha iyi okullar…
Daha donanımlı hastaneler…
Sporda daha iyi altyapı…
Yol güvenliği…
Sosyal politikalar…
Hiçbiri değil.
Çarpık kamu yapısı ile çalışanla emekli sayısının neredeyse eşit olduğu bu “kara deliğe” gidecek.
Üretim, verimlilik gibi hiçbir kavram halen daha sorgulanmadı.
Üretenle, yatan arasında ayrım yapılmadı.
Böyle gelmiş, böyle giden bir sistem var.
Bu 50 milyon TL de, bu deliğe düşecek.
Toplumun genel faydasına hiçbir adım atılmayacak.
Kalitede “1 gram artış var mı?”
Devlet yedi yıldır futbola 2.5 milyon TL aktarıyor…
Her yıl…
Bu para ne içindi?
“Sözleşme sistemi futbola gelecek, kalite yukarıya taşınacak, buna göre transfer politikası belirlenecek, para başarıya göme dağıtılacak, kulüpler bu parayı alt yapıların geliştirilmesinde kullanacak…”
Biliyorum, çünkü o dönem içindeydim…
Futbolda sözleşme sistemini getiren federasyon yönetiminde, Niyazi Okutan başkanlığında ben de vardım.
Önce sözleşme sistemi ortadan kalktı… Zaten bu para 1- 2kulüp hariç, alt yapıya hiç gitmedi…
Para başarıya göre dağılırken, o da ortadan kaldırıldı…
Peki devlet ne için veriyor bu parayı?
Öğrendik ki 2.5 ile de kalmıyor. Yılda 9 milyon TL.
Şeffaflık adına, bunun da kalem kalem açıklanmasında fayda var.
İşin bir boyutu, devletin bu parayı “hiçbir kriter aramadan” veriyor olması. Bana göre bu paranın her kuruşu kriter dahilinde dağıtılması.
Bir de kulüplerin tehdidi var…
Kulüpler Birliği Başkanı Aslan Bıçaklı tehdit ediyor: “Ligleri durdururuz…”
Durdurun…
Diyor ki, “7 yıldır bu para 1 kuruş artmadı…”
Ben de soruyorum, “Futbol kalitesi bir gram arttı mı?”
Bu işler böyle olmaz.
Sistemle olur…
Sistem de kaliteyi artırmaya yönelik olur.
Aksi halde, devletten gelen para, sorumsuz yöneticilerin har vurup harman savurmasıyla havaya gider.
Bu para, “futbolcu maaşı” olacaksa, devlet hiç vermesin.
Kriter…
Bu kriteri oluşturmanın ve verilen parayı “şartlara” bağlamanın zamanı geldi.
Öyle, hükm-ü garaguşi, bakan ve spor dairesi müdürü parayı istediği gibi dağıtacak…
Ne tesisleşme, ne altyapı gelişimi olmayacak…
Tehditler havada uçuşacak…
Kimse bunu yemez…
Zaten bu kalitede, ligi durdursanız kaç kişi etkilenecek?
Seyirci sayısına bakın, yeter…
































