“Hemen çözüm” diyenler kervanına sonunda işinsanlarımız da katıldı. Diyorlar ki eğer çözüm olursa Güney’le yapacağımız iş ve güç birliği ile ticari ve ekonomik ortaklıklar sonucunda var olan ekonomik darboğazlardan çıkma olanağı bulacağız! Geleceğin istikrarlı ve mutlu Kıbrıs’ını yaratacağız… Barışçı ve hamaset kokulu tasavvur çok güzel! Çok güzel de soralım:
BİR: Siz sayın ticaret erbabımız bırakın üç dört kişinizin bir yere gelmesini, iki işinsanı hatta ayni kandan ayni candan iki kardeş olmasına karşın bugüne kadar bir araya gelerek her hangi bir “ticari ortaklık” kurabildiniz mi? Bu nedenle büyük ihaleleri bile TC’den gelen firmalara kaptırırken memleket ekonomisini hâlâ aile şirketleri ile götürmeye çalışmıyor musunuz? Şimdi “az olsun da benim olsun” zihniyetini şiar edinirken; hangi Rum işinsanı ile kapitallerinizi birleştirerek gönül rahatlığında “iş ortaklığı” yapacaksınız?
İKİ: Nasıl bir çözüm sonucunda ve hangi koşullarda Güney ile ortaklıklar arayacaksınız? Ki onlar hem AB üyesidirler hem dünya devleti. Bu nedenle tecrübeleri, bilgileri, deneyimleri var. Üstelik dış ülkelerdeki lobileri ve diplomatları ile de ticari ve ekonomik ilişkiler oluşturdular.. Ya sizin?
ÜÇ: Kaldı ki Nasıl bir çözüm ortamından söz ediyorsunuz? Mesela “iki bölgeli iki toplumlu, iki kurucu devlete dayalı bir federal çözüm mü?” Yoksa “Rum’un nüfusu ile Kuzey’i delerken, mülküne yeniden sahiplik koyacağı bir Kuzey mi görüyorsunuz? O zaman delinmiş Kuzey’de nasıl bir ekonomik ortaklığı oluşturabileceğinizi de düşündünüz mü? Yoksa “varsın müzakerecilerimiz düşünsün” mü diyorsunuz?
DÖRT. Öte yandan Doğu Akdeniz’deki gazı nereye koyacaksınız? Güney o gazı Türkiye üzerinden değil, Mısır üzerinden geçirmek için uğraşmaktadır! Sürekli Türkiye ile dalaşan ve garantörlüğünü de istemeyen Güney Rum liderliği ile “Türkiye”den kopuk nasıl sağlıklı ekonomik ilişkiler oluşturabileceksiniz?
KALDI Kİ: Hatırlamakta yarar vardır. Bu ülkede 1974’den sonra TC ile sayıları unutulacak kadar çok Mali ve Ekonomik protokoller yapıldı. Bunların hiç biri istenen hedeflere ulaşmadı! Üstüne üstlük Mersin Gümrüğü sorununu aşacak “sıfır gümrük” olayı da yaratılamadı! Kırk bir yıldır da Türkiye ile olagelen ticaret hırgürden öteye gidemedi. Dolayısıyla “anavatan” Türkiye’yi bile aşamayan Kuzey ekonomisi “Rum ekonomisini” velev ki işbirliği de olsa nasıl aşacak? Bu konuda Güney’in samimiyetine inanıyor musunuz?
Ha olur! 1963’lerden önce olduğu gibi! İthalatın, ihracatın, sanayinin, tarımın falan “anası” onlar olurlar, “komisyoncuları ile acentaları” da biz oluruz! Kaymağı onlar yerler, bize de külahını yedirirler! Yani diyoruz…
**********
OKULLAR AÇILDI: (SORUNLAR BÜYÜK!)
Bugün yeni ders yılı için okullar kapılarını öğrencilerine açtı. Eğitim bakanı Dürüst bu nedenle yaptığı açıklamada hem bugüne hem de geleceğe yönelik umutlar verdi. Fakat bugüne kadar hangi bakanımız “bu gibi özel günlerde” benzeri güzel sözlerle umutlar dağıtmadılar ki? Sonuç ortadadır ama! Nitekim dün de yazdıktı:
Okul var, öğretmen var, kitap kalem defter var, araç gereç var fakat istenen eğitim ve öğrenim yok! Bu konuda birbirimizi suçlamak da abes! Yıllardır sendikalar Eğitim Bakanlığını, Eğitim Bakanlığı sendikaları suçluyorlar! Oysa gerçek şudur: Eğitim büyük bütçeleri gerektirir. Nitekim bu konuya değinmek gereğini duyan sendikacı Gökçebel şöyle yakınıyor: “Okullara bütçe mi verdiniz de vatandaştan okul kayıt ücreti alınmasın diyorsunuz!”
“ONLAR EVLATLARIMIZDIR:” Güzel bir ifade! Bu sözü yeni ders yılına başlanması nedeniyle Eğitim Bakanı Dürüst söylerken şunu ekledi: “Ailelere ve öğretmenlere; evlatlarımıza hep beraber sahip çıkalım. Hiç bir çocuğumuzun kötü bir alışkanlık edinmesine fırsat vermeyelim…” “Hedef kaliteli nesiller yetiştirmektedir…”
NEDİR O KALİTELİ EĞİTİM? İşte olmadığı için eğitimin bam teline vuran olay! Çünkü eğitim öğrenim anlayışı ile okullardaki öğretmenlerden istenen eğitim öğrenim Matematik, Türkçe, fizik, kimya gibi derslerin ve bilgilerinin öğrencilerin kafataslarının açılarak beyinlerinin içine şırınga edilmesidir! Ezberletilmelidir ki bitmez tükenmez sınavlar furyasındaki testlerin “A,B,C,D’lerini doğru işaretlesinler! Bu nedenden dolayıdır ki artık okullardaki öğrenciler “kıyaslama melekelerini kaybettiler!” Çünkü artık okullarda müfredatlarla kalıplaşmış bilgiler öğrencilere yoğrularak pişirilip kortarılan “hazır lokmalar olarak sunulmaktadır!” Öğrenciden tek istenen o lokmayı en iyi şekilde yutmasıdır! Dolayısıyle ne olmaktadır? O ağızlarda sakız gibi çiğnenen ve “olmalıdır” denilen “yaratıcılık ve olayları kıyaslama” kısaca “beyin cimnastiği” yapabilme becerisi kısırlaşmakta öğrenci ezberlemesi gereken kupkuru hazır bilgilerle kalakalmaktır!
EĞİTİM SÜRECİ GELECEKLERİ KARARTIYOR: Hem de çok fena! Çünkü gitgide fasit daire haline gelmiş bu süreçte öğrenci ilkokuldan üniversiteye kadar o tekdüze ve kalıplaşmış, (eğitimden değil) öğrenimden geçmekte ve memleket bir makastan çıkmış modeller gibi ayni kalıbın öğrencileriyle dolmaktadır! Tabi yüzde yirmiye yakını da işsizdir! Üstelik kırsal kesim bu fasit daire nedeniyle sürekli boşalmakta, üniversite mezunu gençler devlet tarafından istihdam edilmeyi bekler duruma gelmektedirler!
Tabi ki adaların kaderidir! İşsizlik de göç yollarına düşmek de! Fakat KKTC’de olan, “mesleki kesimler arasındaki dengesizlik ve belirli mesleklere yığılma olayıdır!” Mesleki eğitimi gerçek işlevi ile öne çıkarmak artık kaçınılmaz olmuştur…
**********
KISACA TAKILDIĞIM: (MÜZAKERELER NEDEN YİNE ERTELENDİ?)
Yazacaklarımı yazdım sayfayı kapatacağım haberi geldi: “Liderler görüşmesi 4 saat sürmüş. Ortak açıklamada önümüzdeki ayların kritik olduğu vurgulandı! Görüşmelerin 30 Ekimden sonra yoğunlaştırılacağı da açıklandı…”
Bizim taraftan çıkan açıklama ise her zamanki gibi “olumlu geçti” havasında! Neyse diyelim ve ekleyelim. Neden müzakereleri 30 Ekim sonrasına ittiler! Çünkü bu sürede “Rum tarafına ne kadar ve nerelerde mülk iade edeceklerinin çalışmalarını yapacaklar!” Ne diyelim? Hayırlısı mı olsun?
































