Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İnsanların güvenliği değil, enerjinin güvenliği…

Şimdi anladık mı Anastasiadis’in neden sıfır asker, sıfır garantide ısrar ettiğini..?

Eskiden güvenlik, garanti dendi mi, akla devletlerin güvenliği, insanların güvenliği, o güvenliğin garanti edilmesi akla gelirdi.

Bir yere Barış Gücü gönderiliyorsa, orada kan dökülüyor demekti. Ya da bir yere asker yığılıyorsa,  o ülkenin topraklarının tehdit altında olduğunu anlardık.

Yirminci yüzyılı da gördük, yirmi birincisini de yaşıyor ve değişimi görüyoruz.

Hem de burnumuzun dibinde, felaket kapımızı çalıyor…

Artık güvenlik ve garanti sadece gücü korumak için.

Daha açıkçası parayı korumak için…

Bu enerji de olabilir, başka doğal kaynaklar da olabilir… Sizin dışınızda başkalarının egemenlik kavgası da olabilir…

Önceden çok ince bir şekilde planlandığı gibi,  müzakereler çöktüğü anda ENI ve TOTAL’in sondaj gemisi, 11. parselin içine giriverdi…

Ertesi gün bir de baktık, o sondajın güvenliğini sağlayacak Fransız savaş gemileri bölgede yerleşti.

Malum, o şirketler Fransız ve İtalyan…

Öyle olunca da onların “yüksek” çıkarlarının korunması, bağlı oldukları ülkenin askerine düşüyor.

Hani garantörlük, hani müdahale hakkı..?

Yazılı hiçbir şey yok…

Sadece Kıbrıs Rum Yönetimi’yle, şirketlerin imzaladığı ihale sözleşmesi var…

Nasıl ama…

Türk askerinin bölgeden çıkması için niçin bu kadar ısrarcı olmuş Rum ve Yunan tarafı gördünüz mü..?

Anastasiadis halkından çekinirmiş de oy kaybedermiş de, onun için Türk askeri çekilsin diye ısrar edermiş…

Boşversenize…

Yaptığı bu yavuz hırsızlık, kendi halkına zarar vermez mi..?

Öyle bir potansiyel taşımıyor mu..?

İşte yaklaşan bir kriz, içinde bulunduğumuz bir gerginlik…

Siz daha hala Kıbrıs Türkü, aktör mü figüran mı diye tartışın.

Yok kardeşim…

Bu büyük paylaşımda bırak Kıbrıs Türkünü, halkların adı yok.

Bakın Suriye’ye, bakın Irak’a, hatta Türkiye’ye…

Petroldü, doğal gazdı derken, her gün yüzlerce insan ölüyor.

O insanların o “yüce” stratejilerden bir çıkarı var mı..?

Ya da ölmelerini gerektiren bir kabahatleri..?

Kimdi o, ‘kapitalizm en son noktasına gelip de çökecek’ diyen..?

O teori çoktan çuvalladı…

Romantizmin alemi yok…

Bu dünyanın gerçekleri ve gittiği yol çok farklı.

Geldiğimiz noktada, kapitalizm giderek vahşileşiyor, insanı da ülkeleri de yok ediyor…

Sadece para için, güç için, enerji kaynakları için…

Paranın getirdiği güç de, ülkeleri şirketlerin elinde oyuncak ediyor, o kadar….


YERİN KULAĞI VAR

AKDENİZ ISINIYOR:

Doğal gaz sondajını gerçekleştirecek gemi çalışmalarına başladı. Sondajın ilk sonuçlarının 75 günde alınması bekleniyor. Türkiye’nin, Rum tarafının sondaj çalışmalarını tek taraflı yürütmesine karşı. Bunun bölgede sıcak bir çatışmaya bile gidebileceği ifade ediliyor. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Bu tek taraflı adımlara karşı bizim de atacağımız adımlar olacaktır” diyor. Türkiye, bölgede gerçi mermilerle tatbikat yapacak… Endişeyle bekliyoruz…

 

BİÇARE RUMLAR ANLAMAYA ÇALIŞIYOR:

Anastasiadis’in “0” asker, “0” garanti ısrarı Güney’de de tartışılıyormuş. Ah benim zavallı komşularım, hala farkında değil misiniz? Adam dibinize Fransız askerini getirdi. Sonra daha kim bilir kimleri getirecek. Bu ısrarının Kıbrıslı Rumların güvenliğiyle falan bir ilgisi yok… O dehşet planlarını bozan tek unsur, Türk askeri de ondan. Pis işlerini başka nasıl yapacaktı ki..?

 

AĞZI OLAN KONUŞUYOR:

Kıbrıs müzakere süreci çöktü ya, herkes yeni bir yol haritasından, B ve C planlarından bahsediyor bugünlerde. Ama dikkat edin herkes konuşuyor da, kimse bu planların ne olacağını söylemiyor. Tanınma seferberliğine mi çıkılacak, başka kararlar mı üretilecek kimse bilmiyor. ‘Masaya geri dönmeyelim’ diyorsunuz iyi güzel de, bundan sonrası için planınız ne çıkın onu açıklayın. Yok eğer “nasıl olmasa devletimiz var, bu şekilde yola devam” diyorsanız, o zaman oturun ve bu devleti yaşanabilir bir yer haline getirin… Sözüm hem iktidara, hem muhalefete, hem de bu ülke için kafa yoran herkese…

 

BAKANLIK AÇIKLAMALI:

Çalışma Bakanlığının 3 günlük 12.00-16.00 saatleri arsında güneş altında çalışmayı yasaklaması pek işe yaramadı. Bu konuda Bakanlığa onlarca ihbar yapıldı. Şimdi merak edilen, yasak olan saattlerde işçi çalıştıran şirketlere ne ceza verileceğidir. Bakanlık yasağa uymayan şirketlere ne ceza verildiğini ve bu şirketlerin hangileri olduğunu isim isim açıklamalıdır…

 

SENDİKALAR REHAVETTE:

Eğer bir gün bu ülkede gerçekten baştan aşağı bir değişim yapmaya karar verilirse, işe sendikalar kendilerinden başlamalı. Öyle hemen, eylemlerine, örgütlenmelerine karşı olduğumu sanmayın. Ben hiçbir sonuç alamıyor olmalarından bahsediyorum. Ne kitleleri örgütlemekte, ne taleplerine ulaşmakta uzun zamandır bir başarıları yok. İşte güneş altında çalışma yasağı, işte iş kazaları… Masa başında bildiri yazmakla bir yere varılmıyor. Sendikalar, geçmişte varolan kimliklerine geri dönmeli. Vurdukları yerden ses getirmeli…

 

ARTIK BONFİLE YİYECEĞİZ:

Et fiyatlarındaki artış nedeniyle evine et götüremeyen vatandaşı unutan hükümet, ülke turizmi ve ekonomisine katkı sağlayacağı düşünülen, gelişen turizm sektörünün ihtiyacı olan ve ülkemizde tedarikine sıkıntı yaşanan sığır cinsi bonfilenin ithaline onay vermiş. Allah razı olsun, artık fakir mutfaklarında bile kuzu yerine bonfile pişirilecek. Yahu milletle dalga mı geçiyorsunuz. Tamam otelin ihtiyacı var da, kendi insanını hiç mi düşünmüyorsun…

 

MURATPAŞA’NIN KALDIRIMLARINA DA BAKTINIZ MI:

Girne Belediye Başkanı, bir heyetle yine yurt dışındaymış, bunu da haber yaptırtmış. Baksın bakalım oralarda da kaldırımlar günün her saati işgal altında mı? Yoksa dağıtıcıların restoranlara, dükkanlara mal dağıtma saatleri belli mi? Ya da herhangi biri kafasına göre kaldırım işgal edebiliyor mu? Yoktur. Çünkü oralarda adam gibi çalışan Belediyeler ve onların 24 saat görevde zabıtaları kuş uçurmazlar…. Gelin bir de Girne’nin Atatürk caddesine bakın…

 

 


 

ZİRVEDEKİLER

Başaran Düzgün:“Bir avuç insan ‘geleceğimiz ne olacak, bizi ne bekliyor’ diye harıl harıl tartışırken ve hatta birbirlerini hırpalarken vatandaş onların tarafına bile bakmıyor….Vatandaşımız ne eylerse iyi eyler.Ve eylediğine de müstahaktır…Bunlar kurmuşlar bir saadet zinciri. Mutlu mutlu yuvarlanıp gidiyorlar.Arada bir celallenip ‘erken seçim’ falan diyorlar ama sonra numara yaptıklarını zaten kendileri söylüyorlar.Kurdukları saadet zincirini niye koparsınlar ki…. Saadet zincirini eğer koparırlarsa vallahi akıllarından şüphe ederim.Nasıl olsa saadet zincirini bir daha kuramayacaklarını çok iyi biliyorlar”…

 

 


DİPTEKİLER

Yorumsuz: “Çalışma ve Sosoyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 14 Temmuz’a kadar geçerli olan, 12.00-16.00 saatleri arsında geçerli olan dışarıda çalışma yasağına uyulup uyulmadığı konusunda Çalışma Dairesi Müdürlüğü tarafından tüm ilçelerde denetime çıkılacaktır. Lefkoşa İlçesindeki denetimlere basın mensupları da eşilik edebilecektir…” Eyyy yasağa uymayanlar, sizi denetlemeye geliyoruz haberiniz olsun da, önleminizi alın…