Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İNSAN TAŞ OLSA ÇATLAR! (BU BİR KADER DEĞİLDİ AMA OLDU!)

Rahmetlik pederim çok çaresiz kaldığında  “insan taş olsa çatlar”  derdi!  Ki  Kıbrıs gibi bir adada yaşayıp da o çaresizlik anaforunda  dönerken çatlamayan insan mı kaldı?  Dolayısıyla geçen Akşam Eroğlu Mağusa’nın Maraş bölgesinde  halka müzakerelerdeki son gelişmelerle ilgili açıklamalarda bulunurken,  çoktan açmazların  girdabında dönüp durduğunun  çaresizliğinde şöyle  sesleniyordu:  “Rum tarafı Mağusa’dan Güzelyurt’a kadar ne varsa hepsini de istiyor!”
EVET İNSAN TAŞ  OLSA ÇATLAR! Çünkü her defasında Rum’un masaya kaybettiklerini geri almak,  Türk’ün ise kazandıkları ile hak bildiğini elinde tutmak için oturacaklarını bilmeyen yoktu! 
Buna karşın  eğer hâlâ deniyorsa ki  “Rum bize Kuzey’de hayat hakkı tanımıyor,  tüm damarlarımızı kesip bizi kansız ve cansız bırakmak istiyor!”  Evet bir daha çatlarız!
Kİ 1974’ten önce de çatladıktı!  Çünkü kimselere Harekâttan hemen sonra sıcağı sıcağına çözüm olması gerektiğini anlatamamıştık!  Her çözüm olasılığını hep zamana bırakmışlar,  Rum’un  zaman içinde  mahvolup gideceği varsayımından hareket etmişlerdi!
Çözümsüzlüğe karşın Kuzey,  Türk halkının ve TC’den gelen nüfusun  iskânına açılırken, evler köyler dağıtılırken,  yağmalama sürerken, sandılardı ki  “oldu bitti maşallah,  iyi olur inşallah!”   İnsan taş olsa çatlardı!  Ganimet, rant ekonomisi bir yandan;  puanlarla yağmalama öte yandan!
Harekâttan sonra  Kuzey’i ziyaret ederken   dönemin “bohça turizminden” yararlanmak isteyen TC’lilerin   “sizi biz kurtardık ha”  demekten  ağızları kuruduydu!  İnsan taş olsa çatlardı,  çatlattılar!
UZATMAYALIM.  Şimdi gerçeklerle yüzleşiyoruz!  Hayaller bitti!  Artık biliyoruz ki  barışçı çözümü sağlamak için Rum’un istediği  toprakları da vermek zorundayız,   çoğunluğuna dayalı  “egemenliğini”  de kabullenmek zorundayız…   Çatlamaz mısınız!
Şimdi denecek ki   “vermezsek ne olacak?” 
Hatırlatalım:  1977-79 doruk anlaşmalarını,  Gali Fikirler Dizisini,  Annan Planı’nı biz değil Rum tarafı ret ettiydi!  Niçin diye soralım mı?  Çünkü hiçbiri de  “istediklerine  cevap vermiyordu!” 
Şimdilerin daha adı konmamış müzakerelerine bu  yalın  gerçekle  oturduk!  Biliyorduk ki  Annan Planı’nı bile ret eden Rum tarafı artık arkasına hem AB’nin desteğini  almışlığı  hem de Doğu Akdeniz’de gazın sahibi oluşu ile daha güçlüdür ve çok daha büyük ödünler isteyecektir!  İnsan taş olsa çatlar çünkü bunlar biliniyordu,  masaya bile bile oturuldu!
ÇARE?  Biz çözümsüzlükten korkmuyoruz!  Fakat artık yetişen yeni nesiller,  çocuklarımız çok korkuyorlar! Aş, iş, yaşam hakkı git gide  gözlerinin önlerinde seraba dönüşüyor!  Çünkü bizatihi  “çözüm olasılığının”  kendisi serap oluyor!  “Uzaklarda bir yerde,  belki bir gün”  gerçekleşir umutlarında yaşatılıyor ama olanlar,   Rum’un, AB’nin ambargoları altında elleri kolları  bağlanıp muhtac’ı dide durumuna düşürülmüş Türk halkına oluyor!
Bu bir kader değildi ama oldu!  İnsan taş olsa çatlar!         

         **********    

  ÇOBAN KULÜBESİNDE PADİŞAH RÜYASI GÖREN BELEDİYE ADAYLARIMIZ
Yerel seçimlerle  Anayasa oylamasının son haftasının  ortasındayız.  “Önde zeytin ağaçları arkada yar,  sene 2014 mevsim yaz!”  28’inin sadece üçü ayakta kalmış,  ötekiler yerle yeksan olmuş belediyelerimizin hem başkanlarını seçeceğiz hem Meclis üyelerini…
Zaman zaman  “ne işe yararlar” diye sorup da cevabını veremediğimiz,   adlarını sanlarını  bilmeden,  mah cemallerini görmeden  dört yılda bir sandığa gidip  seçtiğimiz Muhtarlarımızla üyelerini de   seçeceğiz…

Ve Anayasa’daki değişikliklere ya “evet” diyeceğiz ya “hayır!”
Hayırlı uğurlu olsun da soralım.  Seçtik seçtirdik,  oyladık karaladık  derken  sonrası ne olacak?  Belediye başkanlığına  adaylıklarını koymuş insanlarımızın bildirgelerine bakıyorum:   
Ve bir kez daha anlıyorum:  İnsanın hayal gücünün gerçekten sınırı yokmuş!   İmkânsızlık tanımıyor,  Parasızlığı takmıyor,   uyuma aldırmıyor,  zamanlamayı hesaba katmıyor,  doğrusu ile yanlışı ayırmıyor!  Allah ne verdiyse tevekkülünde değil,  vermese de olur diyor…  Kısaca çoban kulübesinde padişah rüyası da görse hayallerinin ulaşabildiği yere kadar gidiyor!
OYSA:  Pazar gün seçimler bitecek!      Kalındığı yerden devam denilecek!    Belediyeler yine o belediyeler olacak!    İnsanlar yine ayni insanlar!       Devlet yine bildiğimiz şu devlet!     Olanaklar,  siyasi sorun hepsi yerli yerinde olacak!   Ve yine belediyelerin büyük çoğunluğu  “onca hayale”  karşın  “battık”  diyerek feryat ederlerken…  Kentleri yine çöplere boğacaklar!      Yine çalışanlarını ödeyemeyecekler!     Yine karşıt eylemlerle sarsılacaklar!      Yine vaat ettikleri hizmetleri veremeyecekler!    Ve yine bir kez daha  bir seçim öncesinde, bir önceki seçimde olduğunca sözlerini tutamamanın  “yalanla”  ifade edilen şaibe ve töhmetinde  kalacaklar!
Fakat onlar  “hayal kurmaktan vazgeçmeden bir sonraki seçimde yine aday olacaklar ve yine devleti suçlayarak seçmeden oy isteyecekler!” 
KISACA:  Eğer seçmen bu senaryoyu  kökünden temizleyip  “başarısızlığa”  oy vermekten vazgeçmezse  bu memlekette sittin sene daha belediyeler borç harç içinde sürünmeye devam edecekler!