Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İNÖNÜ KÖYÜ YENİDEN DOĞUYOR (FİLİZ SUNA’NIN ÇALIŞMALARI)

Geçen pazartesi arkadaşım Dinçer Raif telefon edip sorduydu.    “İnönü’ye gider misin?”  Yıllardır uğramamıştım.  Oysa Mağusa’dan bir çeyreklik mesafede…   İnsan arabası ile turlarken bile gider. Ki ben o etraf köylerde öğretmenlik de yaptıydım…
“Giderim”  dedim Dinçer’e.  Meğer köyde bir seminer varmış.  Konuşmacı da Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde öğretim görevlisi  Azerbaycanlı Elnara Bashirova.  Bakü doğumlu Devlet Üniversitesi’nde Azerbaycan Dili ve Edebiyatı alanında lisans eğitimini tamamlamış. 2006 yılından bu yana DAÜ’de Eğitim Fakültesi’nde çalışmakta,  Halk ve Çocuk Edebiyatı üzerinde dersler vermekte… 
Dinçer Hasan Raif’i davet eden ise DAÜ’de  Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu Hacettepe’de ihtisasını yapmış  genç kızımız Filiz Suna… 
Öğleden sonra saat iki civarlarında  köye girerken eski adı Sinde  olan İnönü’yü  tanıyamadım.  Benim yıllar önce gördüğüm köy değildi.  Pırıl pırıl tertemiz bir belde olmuş.   Bir kez daha somut ispatı ile anlıyorum ki   “belediyesi”  olan yöreler borç harç içinde  olsalar da  hizmet vermek için tüm olanakları  zorluyorlar.  Zaten bu gerçeği  belediyesi olan bölgelere gittiniz miydi  görüyorsunuz.             Oysa çok iyi hatırlıyoruz:   1974’lerden önce  köylerimiz virane ve pislik içindeydiler. Belediyelere kavuştuktan sonradır ki   bayındır hale geldiler.  Nitekim belediyesiz olmayan köyümüz kalmadı ki nereye gitsem   ayni güzellikleri,  pırıltıları,  tertip temizliği görüyorum.  Ve tabii nedamet getiriyorum. Çünkü    bundan bir süre öncesine kadar   “Belediyeleri birleştirip sayılarını azaltmalıyız”  ısrarımı sürekli  “Köşemden”   ayazlatıyordum!  O görüşüme bir nokta koydum.  Şimdilerde tam aksine  diyorum ki “ne pahasına olursa olsun mevcut belediyelerimizi yaşatmak gerekir.”
FİLİZ SUNA:    Kendisini tanıdıktan sonra Mağusa’ya dönerken  Dinçer’e de  söylediğimce şunu düşündüydüm.   “İşte bu memlekete,  doğduğu köyüne,   yöresine hizmet etmek için çırpınan o sessiz,  bilinmeyen kahramanlarımızdan biri daha.”   Ki hep şuna inandım.  Bu ülke eğer bugüne kadar onca meşakkat ve felâketlere karşın ayakta kalmış,  varoluşunu sürdürüyorsa,  işte bunu  “Filiz Suna’lar”  gibi insanlarımıza borçluyuz.  Onca akademik kariyerine,  maddi yönden belki daha tatmin edici istihdam olanaklarına karşın o doğduğu köyünü tercih etmiş.  İnönü Belediyesi’nde görev almış orada kan tere batarak  çalışıyor. 
Ve bakın neler başarmış?     Dokuz yüz kişilik İnönü köyünde Belediye’ye ait  bir “kreşin”  açılmasına ön ayak olmuş.  Şimdilerde bu kreş yetiştirilmiş eğitimcileri,  görevli personeli ile etraf köylerden de gelen kırka yakın minik çocuklarıyla   bölgeye sosyo ekonomik yönden büyük katkıda bulunuyor…
İnönü Belediyesinin  girişimleri ile UNOPS’la temasa geçilmiş. Pırıl pırıl bir kreş binası bitti bitiyor.  Hemen yanında da cicim bicim bir toplantı salonu.   Ki orada İngilizce kurslar veriliyor ilgi de gitgide artıyor.   Neredeyse kursa katılanların sayıları otuzu bulmuş… Yanı sıra toplantılar,  köylü ile oluşturulan sohbetler de o salonda gerçekleştiriliyor.  Suna,  “henüz çok yeniyiz ve işin başındayız”  diyor…  Özellikle köy sakinlerini etkinliklerine katmak,  onların görüş ve emeklerini de çalışmalarında  kazanmak için  daha yapacağımız başaracağımız   çok işimiz var diyor Filiz Suna.  
Bir süre Belediye binasında oturuyor sonra  sözünü ettiğim salona gidiyoruz.  Tabii İnönü’ye habersiz gittiğim için yazık ki Belediye Başkanı ile görüşmek imkânı bulamıyorum.  Buna karşın bir kez daha tekrar edeyim.            Belediye hizmetleri yönünden bilgi almaya bile gerek yok.  Zaten bizzat görüp elliyorsunuz. İnönü’de her şey pırıl pırıl,  ferah ve gönülleri sevgi ile okşuyorlar.    Bir saatı aşkın süre Elnara Bashirova  ki kendisi fevkâlede güzel Türkçe konuşuyor,  Filiz Suna,  Dinçer Raif sohbet ediyoruz.  İnönü’de nelerin yapılması gerektiğinden tutun dünya edebiyatı ve sanatsal olaylarına varıncaya kadar daldan dala atlamış da olsak konuşuyoruz.  Bir köy salonunda tutun ki  “büyük laflamalara”  dalıyoruz…
SONUÇTA ŞU GERÇEKTE BULUŞUYORUZ:  “Her güzeli ve olumlu işleri yaratan sevgidir.  Filiz Suna gibi gencecik insanların kendi yörelerine,  kendi insanlarına yönelik sevgileridir ki tırnaklarını topraklarına  geçirip öylesi şevkle heyecanla çalışıyorlar.  Tutun ki onlar  birer    Çalıkuşu’durlar…   Yahut  “köy-kent” gibi projelere reformcu kafaları ile imzalarını atandırlar.
Zaten geriye dönüp baktığınızda görürsünüz:   Kıbrıs Türk halkını,  memleketine  sevgilerinin terini akıtmış    insanlar var etti.  Onlar büyüttü onlar üretti… Gelecekler de böylesi insanlarımızla aydınlık ve kutlu olacaktır.