Bu müthiş bir gelişme.
Katılım adına, demokrasi adına, vatandaşın sorunlarına sahip çıkması, elini taşın altına koyması adına.
İlk kez Girne’de duyduk “insiyatif”in adını…
Özellikle Zeytinlik’te yapılması planlanan yurt, otel gibi çok katlılara karşı veirlen mücadelede.
Girne İnsiyatifi’nin gerçekten başarılı olduğu alanlar da oldu, Kaya Otel konusunda olduğu gibi başaramadıkları da.
Önceki gün bir haber vardı; “Girne İnisiyatifi’nin çağrısıyla toplanan kent inisiyatifleri toplantısına başladı…
Mağusa İnisiyatifi, Lefkoşa Yenişehir İnisiyatifi, GÜKAD, Lefke Sivil Toplum Örgütleri Platformu, Her Daim Dostlar Derneği, Zeytinlik/Templos İnisiyatifi ve Boğaz İnisiyatifi hem deneyimlerini paylaşıyor hem de ortak mücadele alanlarını tartışıyor”…
Ne güzel…
İnsanımız sanki yavaş yavaş kendine güveniyor, söz sahibi olduğunu, yanlışı durdurabileceğini kavrıyor, en önemlisi cesaretleniyor.
Hakikaten heyecanlandım…
Bu insiyatifler, birer sivil toplum örgütü olarak, gayrı resmi birer yerel denetim organı. Aynı zamanda, aktivist. Ses getiren cinsinden.
Yerel seçimlerin yaklaştığı bu dönemde, yapacakları aydınlatma faaliyetleriyle, vatandaşı doğru yönlendireceklerine de inanırım.
Bence bunu yapmalılar…
Bölgelerinde yerel yönetimleri yakından takip ettiklerine göre, ellerindeki bilgileri halkla paylaşmalılar.
Malum artık körü körüne particilik asgari seviyeye düşüyor. Vatandaş yaşadığı yeri mamur edecek aday arıyor. İnsiyatifler belki aday işaret etmez ama, yapılabilecek olanı, yapılmayanı, yanlış yapılanı halka hatırlatabilirler.
Bu da insiyatiflerin amacına da en uygun faaliyet olacaktır…
SANAYİCİLER MEMNUN DA…
Başbakan Erhürman’ın geçtiğimiz Cuma günü açıkladığı projelerden biri de, Lefkoşa Sanayi Bölgesindeki sel baskınlarını önleme konusundaydı. Başbakan, bu amaçla bütçeye 6 milyon lira konduğunu, çalışmaların gelecek yağış sezonuna kadar tamamlanacağını söyledi.
Açıklama, Sanayi Odası tarafından da memnunlukla karşılandı.
Devlet, yönetiminden sorumlu olduğu Sanayi Bölgelerinin alt yapılarından da sorumlu. Ama bölgelerin sorunları sel baskınıyla sınırlı değil.
Özellikle ülkenin en büyük Sanayi Bölgesi Lefkoşa’da. Ve burada durum içler acısı.
Defalarca yazmıştık, bir daha yazalım.
Tamam devlet drenaj sistemini yapsın, artık yol denemeyecek hale gelen yollarını da…
Ama ya bölgenin pisliği, çirkinliği, bakımsızlığı…
Yıllardır tek duyduğumuz şikayet, başka bir şey yok. Ortalarda tonlarca çöp, belki kimyasal da olan atıklar, her tarafı dökülen bir bölge. İnsan içine girdiğine pişman olup çıkıyor.
Devletin oluşturduğu bir fon var. Kira gelirlerinden ve idari masraflara katkı adı altında toplanan aidatlardan oluşuyor. Bu fonu güçlendirmek öncelikli olmalı.
Sonra, Yasa’ya göre devlet yönetimden sorumlu, ama bir de bölgedeki sanayicilerden oluşan bir Danışma Kurulu olması gerekiyor. 5 kişiden oluşan bu kurulun görevi yasada, sorunları Bakanlığa bildirmek olarak geçiyor. Bence burada bir değişiklik yapılarak, sanayicilerin bizzat kendilerinin de bölgeyi denetlemesi sağlanabilir.
Örneğin, etrafı kirleten, sağlığı tehdit eden, kafasına göre yapılaşmaya gidenler için cezalar var. Göründüğü kadarıyla denetim de yok. Bunu bizzat o bölgede para kazanan, yaşayan insanlar yapmalı. Bakanlıktaki Danışma Kurulu’nun yetkileri artırılamaz mı? Apartman Yönetimi gibi mesela.
Yapılabilecek o kadar çok şey var. Yeter ki, vatandaş da kendi yaşadığı yere sahip çıksın…
İşte ortada, şikayetle bir yere varılmıyor.
YERİN KULAĞI VAR
AB KİME HİZMET EDİYOR:
Avrupa Birliği’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerle ilgili Türkiye’yi kınama kararını kabul etmek, anlamak mümkün değil. Bu tür kararların, adada bir çözüme değil, toplumları ayrılığa götüreceğini bile bile böyle bir karar alınması akla ve mantığa sığmıyor. Hele de koskoca AB, nüfusu 1 milyonu bile bulmayan Rumların aklına uyup da, nasıl böyle bir karar alabiliyor doğrusu düşündürücü…
GEL DE İNAN:
Türkiye’yi uyaran AB bildirisinin sonuna eklenmek istenen, “Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların herkesin yararına etkin kullanılması” ibaresi Anastasiadis’in itirazı sonucu bildiriden çıkarıldı. Şimdi siz bu adamın çıkacak doğal kaynakları bizimle paylaşacağına hala daha inanıyor musunuz…
YASA DIŞILIKTA ARTIŞ:
Ombudsman’a 2012’de 17, 2013’te 4, 2014’te 2, 2015’te 33, 2016’da 114 başvuruda bulunulmuş. Başbakan, bu artışın, Ombudsman’a duyulan güvenin sonucu olduğunu söyledi. Olabilir. Ama bence esas etken, yasaların bypass edilmesi. Özellikle de her icraatı şikayet konusu olan, bir çoğu mahkemeden dönen, geçmiş hükümet döneminde. Baksanıza en çok şikayet edilen İçişleri Bakanlığı ve belediyeler. Ombudsman’ın raporunda, kurumlar arası yetki karmaşası olduğu belirtiliyor. Sistem tüm ayaklarıyla tamam olmadığından, istismar da çok oluyor.
TOPLUMUN ÇIKARI:
Belediye gece kulüplerinden bir kaçını kapattı, İçişleri Bakanlığı da tabelalarını söktü ya, toplumun geneli sevindi bu işe. Ama anlaşılan Alayköy Belediye Başkanı pek sevinmemiş. Hem ‘zamanında o tabelaları koymasaydınız’ diyor, hem de kapatılmalarının belediyelerin yetkisinde değil, Bakanlar Kurulu’nun yetkisinde olduğunu söylüyor. Herhalde Belediyenin gece kulüplerinden sağladığı bir gelir var ve onu kaybetmek istemiyor. Toplum çıkarı mı, bölge çıkarı mı tartışması da bir kez daha böyle çarpık bir örnekle bir kez daha ortaya çıkıyor…
CASİNOLAR DA DENETLENECEK Mİ?:
Sağlık Bakanlığı kapalı alanlarda sigara içilmemesi konusunda denetimlerini sıklaştırmış. İyi de etmiş ama benim kafama takılan şu. Otellerin kumarhaneleri de kapalı alan, hem de dünyayla irtibatı yok denecek kadar. Sağlık Bakanlığı oraları da denetleyip, sigara içilmesini öneleyecek mi, yoksa onlar diğer işyerlerinden daha mı ayrıcalıklı. Bunu yapmak yerine özellikle restaurantlarda, sigara içilen ve içilmeyen diye ayrı bölümler yapılması teşvik edilmeli. Türkiye’de yasa nedeniyle birçok işyerinin kapandığını biliyoruz…
NE EKTİYSE, ONU BİÇECEK:
22 Ocak eylemleri ve ardından cumhurbaşkanlığına siyah çelenk bırakılmasıyla gündeme gelen Büyükkonuk Belediye Başkanı Ahmet Sennaroğlu, önce yerel seçimlerde aday olmayacağını açıklamış, ardından da, “bölgeden gelen baskılar” yüzünden tekrar adaylığını açıklamıştı. Şimdi bu arkadaş yine kendi partililerince “ihanete” uğramak üzere. İddiasına göre karşısına yine bir UBP’li aday çıkarılacağını belirterek, bu oyunun içinde de UBP’li bir milletvekilinin (N.Ç) olduğunu söylüyor. Kusura bakmasın ama, Sennaroğlu dün ne ektiyse, yarın onu biçecek. Öyle hodri meydan çekmekle olmuyor bu işler…
ZİRVEDEKİLER
Levent Kutay: “Bu yemek büyük ihtimalle olacaktır… Her ne kadar sosyal içerikli dense de her şey tartışılacaktır… Birleşmiş Milletler ve diplomatları, prestijlerini sarsacak, sonuçsuz, kararı, açıklaması olmayacak bir yemek organize etmeyecektir… Menüsü neredeyse hazırdır… Yemeği, geceyi bütünleyen tatlısı da… Peki tatlı yedikten sonra ne olacak? İşte asıl önemli nokta bu…İzleyip göreceğiz…”.
DİPTEKİLER
Allah Belanızı Versin: Adı Ömür Emirsoylu. Adam resmen suç makinesi. Son vukuatı ise henüz 8 yaşındaki çocuğa cinsel taciz girişiminde bulunmak. Bu nasıl bir duygudur, neyin kafasıdır anlamıyorum. Bunlara verilecek cezayı henüz kanunlar yazmadı. Bu ve buna benzerlere öyle bir ceza vereceksin ki, değil bir daha bu adaya ayak basmak, üzerinden transit geçmeye bile korksunlar…
































