İngiltere’nin önemli gazetelerinden The Telegraph’da ilginç bir haber vardı bu hafta… Okullarda yapılan bir bilimsel çalışmada nüfus konusunda bazı değerlendirmelerde bulunuldu.
21 bin 500 ilk ve orta öğretim kurumunda yapılan çalışma sonunda “Beyaz İngiliz” diye tanımlanan grubun her dört okulun birinde azınlıkta olduğu anlaşıldı. Örneğin bu 21 bin 500 okulun 72’sinde hiçbir beyaz İngiliz öğrenci kaydedilmedi ve 454 okulda da öğrenci topluluğunun yüzde 2’sinden azını oluşturuyorlar.
Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan bu ve benzeri rakamlar, beyaz İngilizlerin önümüzdeki 40 yıl içinde Birleşik Krallık nüfusunda azınlık haline geleceğini öngören bir rapor olarak yayınlandı.
Buckingham Üniversitesi’nin yürüttüğü bu araştırmaya göre, Birleşik Krallık nüfusunun yabancı doğumlu ve ikinci nesil göçmenlerden oluşan oranının önümüzdeki 25 yıl içinde %33,5’e yükseleceğini gösteriyor.
Araştırmayı yürütenlerin başında gelen Prof. Matt Goodwin’in raporuna göre, yüzyılın sonuna kadar Birleşik Krallık’taki her 10 kişiden altısı ya Birleşik Krallık’ta doğmamış olacak ya da en az bir göçmen ebeveyne sahip olacak ve nüfusun beşte biri Müslümanlardan oluşacak.
Goodwin, dramatik nüfus değişiminin “Birleşik Krallık devletinin bu ölçekteki demografik değişimi hem absorbe etme hem de yönetme kapasitesi hakkında derin sorular ortaya çıkaracağını söylüyor.
Goodwin’in burada vurguladığı absorbe etme ve yönetme kapasitesi meselenin özünü oluşturuyor.
***
Burada Birleşik Krallığı bırakıp KKTC’ye de bakmak lazım. Milli Eğitim Bakanlığı 2024-25 Öğretim Yılı verilerine göre KKTC’deki ilk ve orta öğretimdeki öğrencilerin % 11.1’ini üçüncü ülke vatandaşları oluşturuyor. % 23.6’si ise Türkiye vatandaşı öğrenciler… KKTC vatandaşları ise % 65.3…
Eskiden okul yöneticilerinden bu oranlar istenirken bir de TC-KKTC başlığı vardı. Anlaşılan o başlık altındaki oranlar kaldırılmış ve tümü KKTC başlığı altına yerleştirilmiş. Yani anlayacağınız bu %65.3’lük KKTC’li öğrenci rakamı içerisinde sonradan KKTC vatandaşı olmuş Türkiyeli vatandaşların çocukları da vardır.
Birleşik Krallık 25 yıl, 40 yıl, 75 yıl sonranın projeksiyonunu yapıp kaygılanırken, KKTC’de bu rakamlar ortadayken kaygılanmamız gerekir mi? Sorma gir hanına dönen KKTC’de kaygılanmamak elde mi?
Goodwin’in vurguladığı obsorbe etme ve yönetme kapasitesi bakımında KKTC’de durum vahim durumdadır. Kıbrıs Türk Halkı bu yabancı nüfusu absorbe etme konusunda sıkıntı yaşamaktadır. Çünkü bir şey obsorbe etmenin de bir kapasitesi vardır. O kapasite aşıldığında onu absorbe etme şansınız yoktur.
Yönetme kapasitesi bakımından da durun bundan farklı değildir. Bugün eğitimde ve sağlıkta yaşanan sorunların önemli bir kısmı da aşırı nüfus yoğunluğudur. Her sene yeni okul yapılıyor ancak nüfusa yetmediği için okullarımızda 200’ün üzerinde prefabrik sınıflar mevcuttur. Hala 35-40 kişilik sınıflarda eğitim yapılan okullarımız vardır.
Dolayısı ile ülkeyi sorma gir hanı olmaktan, önüne gelene vatandaşlık vermekten kurtarmak gerekiyor.
































