İngiliz adaya geldiğinde her yerde yaptığı gibi tavşana kaç tazıya tut diyordu.
Hani hep söylenir ya, bölüp yönetiyordu…
…
Bölünce yönetmek kolaylaşıyor!
…
Türkiye’de hacılar da öyle yaptı.
13 yıldır bölüp yönetiyorlar…
…
Amerika işe Irak’tan başlamıştı.
Gün geldi bölge bugünkü halini aldı.
Rus’un tepesi atınca, sırtını Hazar’a verdi.
Havada birkaç manevra da yapınca, dengeler bir anda değişti…
…
“One munite” diyen çıkmadı!
…
İngiliz’in Amerikalının umurunda mı?
Bölecek yönetecek.
Çıkarları ne gerektiriyorsa.
Bölerken de kan akacak.
Ortadoğu’da “barış” dedikleri şey budur…
…
Müslüman bölünmeye münasip.
Yoksa gidip İsveç’i İsviçre’yi mi bölecek?
…
Bizim kuşağın da anıları arasındadır.
Cuma günleri camiye gidilirdi.
Zaten toplum Osmanlı’dan kalmaydı ve 308 yıl kadar İslam kuralları ile yönetilmişti.
Vakta ki Gazi Paşa Kurtuluş savaşını kazandı,
İngiliz Kıbrıs’ta sanki de Gazi Paşa’dan öç alıyordu.
Ada Türkleri Türkiye’deki devrimlere ayak uydurmaya çalışıyor,
İslamcılık geri plana atılarak, Türk kimliğini geliştirmeye çalışıyordu.
İngiliz ise bunu kendisine karşı olarak algılıyor ve Türk toplumunu İslamcı çizgide tutmaya gayret ediyordu.
Lefkoşa Erkek Lisesi’nin adını İslam Lisesi koyması bu yüzdendir.
1922 doğumlu Kıbrıslı bir Türk o yıllara dair anılarını aktarırken şunları söyler:
“Benim lise orta sınıfına girdiğim 1934 yılına kadar okulun adı Türk Lisesi iken, İngilizler bunu değiştirerek İslam Lisesi yaptılar. Talebeleri Cuma günleri camiye götürmeye başladılar. İngiliz muhibbi hocalardan vaazlar dinlemeye başladılar. Böylece Türklüğümüzü ortadan kaldırmaya çalışıyorlardı.”
…
Hacılar da İngiliz’den mi öğrendi?
Adım başı cami yapmaya başladılar.
Bırakın Cuma günleri camiye gitmeyi,
Okullara din dersi, başörtüsü koydular.
İnsanları mezheplerine göre ayırdılar.
Böylece bölüp yönetmeye başladılar…
…
Cuma günleri camiye gitmeyi dert edinmek İngiliz’in nesineydi?
…
İngiliz o kadar azıtmıştı ki,
Anlatılanlara göre Türk milliyetçilerini mimliyor,
Ya da fişliyor,
Tespit ettikleri hakkında “perceft nationalist/sıkı milliyetçi” notu düşüyordu…
…
O dönemler işler “perfect” gidiyordu.
Ta ki EOKA bunları rahatsız edene kadar…
…
Rusya bunları rahatsız edince,
Bir anda hava döndü.
“One munite” diyen olmadı…
…
Derim ki, herhangi bir olayda İngiliz işin içindeyse,
İki kere düşünmek lazım.
Hacılar işin içindeyse,
Beş kere…
































