Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İngilizler hayli endişeli…

KKTC’de yaşayan İngilizler, Bristihs Residents Society (BRS) adı altındaki örgütleri adına, 7 Ağustos’ta, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya bir mektup yazmışlar.
Mektubun bizlerin bilgisine gelmesi ilginç. Sosyal medyada bir Kıbrıslı Rum tarafından yayınlandıktan sonra paylaşılmış… Artık kamuya malolduğuna göre, üzerinde konuşulmasında bir zarar yok diye düşündüm.
İngilizler, müzakere süreci konusundaki endişelerini dile getirmişler ve Cumhurbaşkanı’na özellikle de  mülkiyet konusunda bazı sorular sormuşlar.
Kaygıları, bizlerin de paylaştığımız kaygılar.
Öncelikle BRS’nin 1974’te kuruluşundan itibaren, tüm geçmiş Cumhurbaşkanları ve hükümetlerle yakın ilişkileri olduğunu vurguluyorlar.
Birleşmiş Milletler sözcülerinin yaptıkları açıklamaların buradaki çıkarlarının güvenliği konusunda kendilerini kaygılandırdığını belirtiyorlar.
Bundan önceki Cumhurbaşkanlarının, İngilizlerin sahip olduğu KKTC tapuları konusunda kendilerine güvence verdiğini hatırlatıyorlar ve bu kez çözüm sonrasında da nasıl bir güvence verileceğini soruyorlar. Kurulacak olan Mülk Komisyonu’nun, KKTC Taşınmaz Mal Komisyonu’nun yaptığı gibi, mülkün son kullanıcısının haklarını dikkate alıp alamayacağını, Kıbrıs Türkleri, Türkiye kökenliler ve yabancılar için de koşulların aynı olup olmayacağını anlamaya çalışıyorlar.
“Çözüm halinde Kıbrıs Türklerinin, BM ve AB üyesi olan ve uluslararası tanınmışlığı bulunan ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’  ile bütünleşeceğini onaylar mısıız” diyorlar… Ve buna bağlı olarak, Kıbrıslı Türklerin de AB vatandaşı olup olmayacağı, eğer böyleyse Kuzey’de yaşayan ya da mülk sahibi olan AB vatandaşlarının da Kıbrıslı Türkler ya da Rumlarla eşit haklara sahip olup olmayacaklarını öğrenmek istiyorlar.
Güney’in AB ile anlaşmasında olmamasına rağmen, bir anlaşma sonrasında Kuzey’deki tüm yurttaşların AB’de dolaşım hakkı olup olmayacağını soruyorlar…
Halihazırda AB vatandaşlarının Kuzey’de mülk edinmesi için Bakanlar Kurulu kararı gerekmesi ve çalışma izinlerinin kısıtlı olması, Kıbrıs Türklerine istihdamda öncelik verilmesi gibi konularda AB kurallarına uyumun ne kadar süre alacağını öğrenmek istiyorlar.
Anlaşma sonrası Euro kullanımına geçileceğine göre, kendilerinin Türk Lirası mevduatlarının değerinin nasıl korunacağını merak ediyorlar.
Cumhurbakanı’nın, geçmişte, yeni oluşumun AB’ye uyumu konusunun 10-20 yıl alacağını söyleyen Dünya Bankası’ndan danışmanlık alıp almayacağını da soruyorlar.
Son olarak da birleşme halinde, garantör güçler ve Türk askerinin rolü konusundaki görüşlerini öğrenmek istediklerini vurguluyorlar…
Ayrıca, bu konuları görüşmek üzere derneklerinden bir heyet için de randevu talep ediyorlar.
Benim bu mektuptan anladığım,  Kuzey’de yaşayan yabancılar, buradan mülk alanlar ya da çalışanlar da temelde hepimizin paylaştığı endişeleri taşıyorlar.
Onlar da duyduklarından, okuduklarından pek bir şey anlamamış olmalılar ki, aralarında tartışıp, ciddi bir metin ortaya çıkartmışlar ve Cumhurbaşkanı’na sormak istemişler.
Cumhurbaşkanı’nın bu sorulara yanıtını en az onlar kadar bizler de merak etmekteyiz.
Geçtiğimiz haftalarda yaptığı seri açıklamalar, ne yazık ki tatminden uzak kaldı. Nitekim çeşitli çevrelerden gelen tepkilerden bunu anlıyoruz.
Şimdi eylülde hem mülkiyet, hem de garantiler konuları konuşulmaya başlanacak. Belki de garantörler ve BM ile New York’ta bir araya gelinecek.
Benim tavsiyem, Cumhurbaşkanı’nın ekibi, Annan Planı öncesi kamuoyunu aydınatma faaliyetleri nasıl yapılmış, halka nasıl bilgi verilmiş o konuları arşivleren bir izlesinler.
Bir kez daha yinelemekte fayda var, bugünkü hava, 2004 havası değil. Hem de hiç…

 

YERİN KULAĞI  VAR
YA DÖVİZ FAİZLERİ:
Ekonomiden sorumlu Bakan Sunat Atun’u geçmişten de biliriz. Ekonomiyi planlayan bir bakanlık var mıdır, yok mudur belli olmaz… Şimdi yine laflar ağzından cımbızla çıkıyor. Sanayi Odası Başkanı’nı kabul etmiş, “Sanayi sektörüne yönelik olarak Türk Lirası cinsinden kredilere faiz iyileştirmesi yapılmasıyla ilgili projeleri olduğunu” açıklamış. Ya diğerleri? Ya döviz kredileri? Dövizin anormal artışıyla elde edilen haksız kazançlar? Bu soyguna son vermek için de Amerikan Merkez Bankası kararını mı bekleyeceğiz… Merak ettiğim, Sayın Çıralı bu kabulden içi rahatlayarak mı ayrıldı..?

POLİS İHBARLARI CİDDİYE ALMALI:
Bundan 5 gün önce Rumların Kuzey’deki mallarını birbirlerine sattıklarını yazmıştık. Şimdi, Yenierenköy’de Rumların gelip Türkleri taciz ettikleri haberleri basında yeralıyor. Cyprus Mail’in haberinde Yalusa, yani Yenierenköy’ün adı yok. Ancak alım-satım işi bayağı piyasa bulmuş olmalı ki, Rumlar işin üstüne gitmeye başlamışlar. Ortada daha fol yok yumurta yokken bu tacizlere nasıl izin verilebilir ki? Düşünün siz bugün Güney’de böyle bir taciz yapsanız göreceğiniz muamele ne olurdu?  Kendi topraklarımızda bir de güvenlik sorunu mu yaşayacağız? Bu hareketlerin içte kargaşa yaratmak isteyenlere malzeme vermesi de ayrı mesele…

BUNDAN İYİSİ ŞAM’DA KAYISI:
CTP Genel Sekreteri Tufan Erhürman “mülkiyet konusuna Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de dikkat çektiği gibi 3 adımlı bir çözüm bulunmalı, bunlar da takas, tazminat, iade olmalı, masada görüşülmesi gereken bu ve Rum tarafı bu formül çerçevesinde anlaşmak zorunda ” dedi. İyi de Annan planında iade çok dar bir bölge ile sınırlandırılmıştı. Şimdi ise anladığım kadarıyla, her bölgede iadeden bahsediliyor. Erhürman, “Rum tarafı bu formül çerçevesinde anlaşmak zorunda”diyor. Niye anlaşmasınlar ki, onlar için bu teklif, “Şam’da kayısı”…

KENDİ KUYUMUZU KAZMAYALIM:
Görüşme masasında suçlanmamak için neredeyse gelen her öneriye, “kabul edebiliriz, görüşebiliriz” gibi bir duruş sergilemek, yarın beklenenin aksine, bizleri zor duruma düşürebilir. İade denildi, garantiler denildi bizimkiler resmen şirin görünmek adına balıklama daldı. Bilmiyorlar mı, yarın bunlar masaya geldiğinde bu söyledikleri önlerine bir bir konacak. Öyle görünüyor ki, sırf bir anlaşma uğruna ne kırmızı, ne siyah çizgimiz kaldı…  

DİNÇYÜREK’TEN CİDDİ İDDİALAR:
Eski bakanlardan Hakan Dinçyürek çok tartışılacak bir iddia ortaya atarak, ülkede daha ucuz elektrik üretimine Kıb-Tek’in mani olduğunu söyledi.  Dinçyürek, kendi dönemlerinde Teknecik’e filtre takılması konusunun da var olduğunu ancak yine Kıb-Tek’in, “ben takmayacağım” dediğini de iddia etti. Elektrik zammının gündemde olduğu bu günlerde Hakan Dinçyürek’in bu iddiaları konuşulmalı… 

İNSAN ÜZÜLÜYOR:
Cumhuriyet Gazetesi, KKTC’te 50’ye yakın gece kulübü genelev gibi çalıştığını ve 1 yılda bin 168 kadın pasaportlarına el konularak seks kölesi yapıldığını yazdı. Türkiye basını KKTC ile ilgili genelde olumsuz haberleri vermeyi adet haline getirdi. Hiç mi güzel birşeyler olmuyor bu ülkede diye üzülüyor insan ama, sonra düşününce hak vermiyor değilim. Casino, gece kulübü, bet ofisler ve ticarethaneye dönen üniversiteler. Hangisini yazsınlar ki..?

ZİRVEDEKİLER
Mahmut Sezinler: Biz söylemiyoruz, ekonomistler söylüyor… İşte ekonomist Mahmut Sezinler’in söyledikleri; “Tüm anlaşmaların kullanılan yerel para biriminden, yani TL üzerinden yapılması, tüm mal ve hizmetlerin TL üzerinden fiyatlandırılması gerekiyor. Hükümetler tüm insiyatifi piyasanın eline bırakamaz… Liberal ekonomi, kontrolsüzlük değildir…”.

DİPTEKİLER
Kötüleme Kampanyası: Üniversitelerin kayıt dönemleri geldi ya, Türkiye basınına özel fuhuş, kumar haberleri servis edilmeye başladı bile. Malum, Türkiye’de vakıf üniversiteleri açıldığından beri, bu karalama kampanyaları her yıl tekrarlanıyor. Haberler her zaman olduğu gibi belli kaynaklardan çıkıyor ve dağıtılıyor. Hatta bazı internet sitelerinde video görüntüleri bile var. İnandırıcı olması için bu da yetmemiş, maalesef bazı miletvekillerimizin beyanları da yayınlanmış. Yine ayağımıza kurşun sıkmaktayız…