Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Global çözüm olmadan: (Ötesi hiçbir başlık üzerinde anlaşmak mümkün olmaz!)

Haberler gazı pompalanmış balonlar gibi havalarda uçuşuyorlar! Tümü Güney Kıbrıs çıkışlı! Ve tümü de “mülkiyet” odaklı! Öyle olması da çok normal çünkü söz konusu olan iki halkın bir arada nasıl yaşayacakları değil, iki halkın çözüm sonunda Kıbrıs’ta ne kadar mülk sahibi olacaklarıdır! Ancak bu sorun çözüldükten sonra diğer sorunlar “çözülebilir.”

Çünkü: Hukuki ve siyasi haklar iki toplum arasında yeniden ve yine Rum tarafının iddia ettiği gibi AB muktesebatına uygun şekilde çözülürken “mülklerin” oran ve “fiziki paylaşımları” da dikkate alınacaktır. (Öyle iddia edildiği gibi bir siyasi eşitlik ancak Cumhurbaşkanlığının dönüşümü ısrarında kalakalır, ötesi yönetsellikle hukuki haklar nüfus ve mülk çoğunluğunu çakar! Şimdilik görünen budur diyelim.) Ve ekleyelim:
KASULİDİS NE DEDİ? Filelefheros Gazetesi’nin sorularını cevaplandıran Rum Dışişleri Bakanı çok özetle şunları söyledi:
“Mülkiyet sorunu karmaşık bir sorun. Bugüne kadar çok şey yapıldı ama bundan sonra da çok şeyin yapılması gerekir…” “Mülkiyet Denktaş ve Eroğlu tezleri olan Global değil, “kişisel mülkiyet hakkı temelinde çözülecektir!” “Güney’de ve Kuzey’de birbirlerinin evlerinde ikamet eden Rum ve Türk kullanıcılar aynı haklara sahip olacaklar!” “Kıbrıslıların kendilerini güvende hissetmeleri önemlidir. Bu konuya “Yönetim” başlığı altında vatandaşlık, özgürlükler ve Anayasa konuları da girecektir…” “Müzakerelerde her hangi bir başlığın kapandığı söylenemez…” “Türkiye’nin çözüm sürecinde istediğini dayatacağını sanmıyorum. İsteseydi bugüne kadar yapardı…” “Üsler NATO’ya geçmeyecektir…” Ordular Kıbrıslılar arasında normal bir anlaşma oluşturacak unsurlar olamazlar…” (Sonuçta Kasulidis Akıncı’nın açıklamaları ile örtüşen açıklamalarda bulunmadı! Özellikle de mülkiyet konusunda!)
EMİNE ÇOLAK NE DEDİ: Aynı anda Dışişleri Bakanımız Emine Çolak da Haftalık Kathimerini Gazetesi’ndeki röportajında mülkiyet konusunda, “bakınız çılgınca şeyler istemeniz mümkün değildir. Çünkü istekleriniz hukukla bağdaşmamaktadır” derken “Türk ve Rumların mülklerine döneceği umudu realist bir umut değildir “ sözünü de esirgemedi! TC kökenlilerin gitmesi konusunda da “insanlar arasında ayırımcılık yapılmamasını” söyledi… (Sonuçta Emine Çolak Kıbrıs Türk halkının hukuki ve siyasi haklarını hatırlatmakla kalmadı şu andaki mevcut durumu çözüm aşamasında çok zorlamanın yararı olmayacağı uyarısında da bulundu.)
GLOBAL ÇÖZÜM OLMADAN OLMAZ! Eğer iki bölgeli, iki kurucu devletli, siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon kurulacaksa önce “sınırlar” belirlenecektir. Ne kadar Kuzey ne kadar Güney? Ve 1974 öncesi oranlarına göre mi yoksa bugünkü Kuzey-Güney oranlarına göre mi? Mesela Denktaş Kuzey’i “yüzde “29 +” olarak belirlediydi. Rum tarafı mülkiyet çoğunluğuna dayalı olarak zaman zaman bu rakamı yüzde 25’den yüzde 18’e kadar telafuz etti ki papaz Hrisostomos “yüzde 25’ten bir santim fazlası olamaz” diyordu! Bu gerçekler ortada iken “Güney’deki ve Kuzey’deki “Rum-Türk kullanıcılarını” birbirleri ile karşı karşıya getirmek, çözümü dinamitlemek demektir ki bundan daha büyük akılsızlık olamaz!

**********
Döviz vurmakta (TL insanları da batırarak batmakta!)

Köşe yazarlarının “ben ben” diyerek yazması hoş değildir ama bugün “ben” diyerek başlayacağım ve ekleyeceğim: “Bu ay ilgili bankaya dolar olarak ödemem gereken aylık ev taksitini ödemeyeceğim! (Devlet tarafından itilip kakılan, işsiz bırakılan gençlerin ancak aileleri tarafından rehabilite edilmeleri gerçeğinde bizim de oğlumuza aldığımız evin öde öde bitiremediğimiz taksiti işte!)
Yılbaşından beridir döviz karşısında yüzde 27 son günlerde yüzde 17 değer kaybetti denen TL’nin insanların yaşamları ile işlerini nasıl olumsuz etkilediğini anlatmaya gerek yok! Feryatlar arşı alaya çıkmaya başladı! Ve hükümet tedbir alamıyor çünkü para kendi parası değil! Tutun ki dolar, Euro, sterlin gibi emanet para!
Fakat Türk parası döviz cinsinden paralarla “değer ve kur farkı” bulduğu için dolaylı olarak kullandığımız asıl para da “işte o dövizlerden biri olmakta!” Türk parası ile dolaylı olarak ya sterlin ya Euro yahut dolar sarf ediyoruz… Fakat yılbaşından beridir cebimize giren Türk parasında artış olmazken, dövize göre kur farkları ayarlanmazken döviz de durmadan yükseliyor ve tabii TL’nin alış gücüne fena halde tırpan atıyor! Çünkü “KKTC’de ticaret ve ekonominin tüm parasal varlıkları döviz cinsindendir.”
ADALET NERESİNDE: Bir arabayı, bir evi ve gerçekte bilumum emtiayı Euro yahut sterlin dolar cinsinden satın alacaksınız ama ayni paralar karşısında korumasız başı boş bırakılan Türk lirası ile ödemelerini yapacaksınız! Bu anomali ile insafsızlık Ecevit’in maliye bakanı Ziya Müezzinoğlu tarafından bir gecede “bir Kıbrıs lirası eşittir 36 TL.” kararı ile uygulamaya sokulmasından beridir devam ediyor! İşin asıl enteresan yanı da Müezzinoğlu’nun “adaya sokacağı Türk parası ile Rum’un parasını kovma hayaliydi!” Adam resmen adada Türk lirasını “konvertibiliteye” tabi tuttuydu! (Para değerlerini değiştirmek için!) Ve ne olduydu. Yurttaşların yemeden içmeden biriktirip bankalara yatırdığı mevduatları Kıbrıs parası değeri karşısında bir gecede toprak olduydu! (Yani bu toplum az çekmedi derken şaka yapmıyoruz!)
Sorun o günden beridir devam etmektedir. En çok ezilenler de sabit ücretlilerle asgari ücretliler olmaktadırlar… Parasal darlıklarında beterince daralma olduğu için…
ÇÖZÜM MÜ? Serbest piyasa ekonomisini oluşturamadık! TC ile gümrük birliği uygulamasını gerçekleştiremedik! ve en önemlisi kırk yıldır turizmi bir “gelirler sektörü” düzeyine getiremedik! Oysa sadece turizmden kazanacağımız dövizlerle böylesi anormal dönemlerde kuyruğu dik tutmak mümkün olurdu… Ötekiler zaten Türkiye’den kaynaklı anomaliler! Hep verdi biz de yedik! Ve olduk “ekmek elden su gölden cumhuriyeti!” İyi mi?