Sırası ve zamanı geldiğinde yazarım. Kıbrıs’ın yüzölçümü 9251 Km. karedir.
Adanın yüzde 35’ine tekabül eden 3242 kilometre karelik bölümü KKTC’e aittir.
1960 Kıbrıs Cumhuriyeti ahkâmlarına göre garantörlük hakkı nedeniyle adada “askeri üsleri” bulunan İngiltere’nin ise 256 Km. karelik toprağı vardır.
Bu üslerden Dikelya 132 Km kare, Ağrotur ise 124 Km karedir. Bunlar askeri üsleridir.
Güney’deki komşumuzun “Kıbrıs Rum Yönetiminin” (ki hâlâ Kıbrıs Cumhuriyeti olarak kabul görmektedir) 5509 Km. kare toprağı vardır.
Kuzey’le Güney arasındaki tampon bölge ise Rum tarafına aittir… ***
1960 kurulup 1963’de yıkılan Kıbrıs Cumhuriyeti’nden bu yana 69 yıl geçti ama adadaki bu toprak paylaşımında önemli bir değişiklik olmadı.
Sadece İngiltere zaman zaman adadaki mevcut üslerini küçültüp tasfiye etti. Her defasında da Türk tarafının tüm itirazlarına, “bu topraklarda bizim de hakkımız vardır” uyarılarına karşın terk ettiği yerleri Rum tarafına bağışladı..
Bunların arasında haritada nokta gibi gözükse de Baf’ta kendine ait koçanlı bir üs toprağı da vardır ki onu da Ruma devretti!
BUNA karşın Mağusa kenti ile adeta yapışık olan “4 mil” dediğimiz üs bölgesi (Akyar sınır kapısını geçtikten hemen sonra) yıllar önce boşaltıldığı hatta asker ailelerinin lojmanları yıkılıp viraneye dönüştüğü halde, nedense İngiliz burayı Türk tarafına devretmedi!
Oysa söz konusu yer Mağusa’yı Larnaka’ya bağlayan eski yolun tam da başında, konumu itibarıyla önemli bir yer.
Türk tarafına devredilmesi halinde tutun ki yarım saatte Larnaka’ya yada hava alanına ulaşmak mümkün. Öte yandan turizm açısından da büyük fayda sağlayacak bir yer..
***
FAKAT İngiliz’i bilenler bilir! Adadan ayrılalı 60 yıl oldu ama artık bir yandan da NATO üssü gibi kullanılan Ağrotur’un ötesindeki elinde tuttuğu tüm “üsleri” yada “yerleri, hükümlerini yitirip kadük duruma düşmüş olmalarına karşın hâlâ Kıbrıs Cumhuriyeti ahkâmlarında elinde tutmaya devam etmektedir..
Ve tabi ne olmaktadır? Çözümsüzlükten de yararlanarak hem adadaki askeri varlığını sürdürmekte hem de ada üzerindeki söz hakkını kullanmaya devam etmektedir
Üstelik adayı olası bir savaşın odağı yapacak “Ağrotur, Dikelya gibi üsleriyle!”
Zaten “Kıbrıs” Akdeniz’de Rum’un da sayesinde çoktan bir uçak gemisine dönüştü. Tek farkı sabit olması! Nitekim çıkın Trodos’un Olimpus tepesine olayı görürsünüz. Göklere yükselen iki devasa gözetleme kulesinin biri İngiliz’indir..
***
SADEDE geleyim: Geçtiğimiz günlerde bu gidi İngiliz gene yapacağını yaptı bir kez daha tasfiye ettiği bazı yerleri Rum tarafına bağışladı..
Buna da 2014 yılında Rum Yönetimiyle imzaladığı “askeri olmayan bölge halklarına yardım” gibilerinden bir kulp taktı!
Öğreniyoruz ki “İngiliz üslerinin 200 Km. alana denk gelen yüzde 78’inin Şehir Planlama Bölgelerine” dahil edilmesi ön görülüyor..” Düşünün ki bundan 16 Rum köyü ile 3 belediyesi yararlanacak.. Bu iade edilecek yerler de Dikelya ile Ağrotur’dan..
Eee! Hani bana? Bari şu Mağusa’nın hemen yamacındaki “dört mil” dediğimiz yeri de Türk tarafına verse!
İŞTE “vaka” da budur zaten! Bu ülkede çözüm olmadan bırakın dünyasal nimetlerden yaralanmayı, kendi ülkemizde bile hakkımızı hukukumuzu savunamayacağımız kadar (ne diyorduk) “kendi bölgemizin tutsağıyız..
***
KISACA TAKILDIĞIM: (Yukarıda bir kısmını anlattığım İngilizin üsleriyle ilgili numaralarından biri de Mağusa’da devam ediyor.. Şöyle ki:
1974’lerden beridir İsmet İnönü bulvarı üzerinde DAÜ’e komşu olan BM’ler askerlerinin barındırıldığı bir askeri üs vardır..
Bu yer de İngiliz’indi.. Şimdilerde kentin göbeğinde etrafı apartmanlarla çevrili kalmasına karşın oradaki BM’lere mensup askeri görevliler yerlerinden bile kımıldamıyorlar. Adeta sayfiye yeri!
(Bir ara Başbakan yardımcısı Özersay orayı geri alacağını, “halk parkı yapacağını” falan söylediydi de… Hani?
Her ne kadar Barış Gücü sayesinde en azından üzerine apartman dikilmesinden kurtarılan bir alan olarak kalması kazancımız olmalı ama her halde artık boşaltılması gerekir..
































