Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Sıla Usar İncirli, Meclis Genel Kurulu’nda konuştu. Covid-19 pandemisinde bir yılı doldurduğumuzu söyleyen İncirli, ülkemizde sağlık krizinin yanı sıra ekonomik ve sosyal bir yıkımın da başladığını vurguladı.
Salgının yıkıcı etkilerini öngöremeyen hükümetlerle sürecin içinden çıkılmaz bir hal alma yolunda hızla ilerlediğini söyleyen İncirli, yaşanan kapanmalarla ve devam eden pandemi sonucunda işsizliğin hızla tırmandığını söyledi.
Virüsün yanı sıra yoksulluk salgınının da ülkemizi sarmış durumda olduğunu söyleyen İncirli, “Bu salgını durduracak, insanlara destek olacak ne bir ekonomik ne de bir sosyal destek çalışması var. İnsanlar kendi başlarının çaresine bakmaya bırakıldı. İşletmeler iflas etti, insanlar işsiz aşsız kaldı, çocuklar eğitim kayıpları yaşıyor. Bütün bu kıskaçtan çıkmak için sağlık krizinin yönetiminde aşılama ve testlerin önemini defalarca söyledik, anlattık, uyardık. Dünya Sağlık Örgütü aşılama ve test sayısını artırma yönünde tavsiyelerde uyarılarda bulunuyor. Test sayısının artırılmasının hızlı antijen testleri ile desteklenmesi gerektiğini bu kürsüden söylememizin üzerinden en az dört ay geçti. Sayın Pilli’ye de söyledik, Sayın Üstel’e de söyledik. Biz söyledik, biz dinledik, bu arada üçüncü dalganın eşiğine geldi ülkemiz, hala daha hızlı antijen testleri etkin bir şekilde kullanılamıyor. 9 Mart’ta hızlı antijen testlerinin ülkeye geldiğine dair Sayın Üstel’in açıklaması var. Bu testler hibe mi? Satın mı alındı? Ne zaman kullanılmaya başlanacak? Hızlanmak gerekiyor, hızlanın. Üçüncü dalga hem Türkiye Cumhuriyeti’nde hem de Güney Kıbrıs’ta etkili olmaya başladı” dedi.
Hızlı antijen testlerinin özelliklerinden de bahseden İncirli, “Hızlı antijen testlerinin özelliği enfekte olup bulaştıranları %100 yakalayan bir test. AB ve UNDP ülkemize hızlı antijen testi sağlayabileceklerini defalarca yine bu kürsülerden söyledik. Ama bu testleri hangi algoritma ile uygulayacağımızı belirledik mi? Muhataplarımıza ilettik mi? Yoksa bu uygulama için bir algoritmamız yok mu? Ve algoritmamız olmadığı için AB ve UNDP hızlı antijen testlerini ülkemize henüz vermedi mi? Güney Kıbrıs dahil tüm AB ülkeleri bu testlerle test kapasitelerini kat ve kat artırdı. Biz ne yapıyoruz?
Aşı konusu hala daha büyük bir çıkmazda. Yine bu kürsüden 2 hafta önce 55 yaş üzerindeki insanlarımızın aşılarını tamamlamak için 40,000 aşıya ihtiyaç olduğunu söylemiştik. Yeni aşılama yapılmıyor. Yeniden açılma sürecinde aşılamanın aksaması birçok sektörde sorun yaşamamıza neden olacak, oluyor” dedi.
Pandemi ile mücadelede birçok ülkeye göre avantajlarımız olduğunu söyleyen İncirli, “Küçük bir ülkeyiz, nüfusumuz da küçük, bu avantajı kullanmalıyız. 55 yaş üzeri, kronik hastalığı olanları, eğitimi, ekonomiyi iyileştirecek alanlarda aşılama yapmak için milyonlarca aşıya değil, onbinlerce aşıya ihtiyacımız vardır. O yüzden aşıda öncelik elbette önemli ama hızlıca aşılama mümkün. Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği ile diplomasiyi sürdürün. Ülkeye aşı gelmesini sağlayın. Aksi takdirde önce sağlıkta ama aynı zamanda ekonomide, sosyal yaşamda, eğitimde iyileşemeyeceğiz.
Yeni aşılama ne zaman başlayacak? Ülkemize Türkiye Cumhuriyeti ve AB’den yeni aşılar ne zaman gelecek? Sürecin başından beri sağlık çalışanlarına bu mecliste defalarca teşekkürler edildi. hem muhalefet hem de iktidar teşekkürlerini sundu. Kahramanları korumak gerek demiştir. Kişisel koruyucu ekipmanlarının temininde bile çok aksaklıklar oldu, bunlar yaşandı. Çalışma koşulları ne kadar ağır olursa olsun bu insanlar dayandı. Evlerine gitmediler, izne çıkmadılar, kapanma dönemlerinde hastaneler durmadan dinlenmeden çalıştı” dedi.
Birçok ülkede sağlık çalışanlarının moral ve motivasyonu için ek ödenekler verilip, sosyal destek çalışmaları yapıldığını söyleyen İncirli, “Çünkü sağlık çalışanları ön cephede savaşırken desteğe ihtiyaç duyarlar. Peki biz ne yaptık?. Halka hizmet veren sağlık çalışanlarına 7 aydır ek mesaileri ödenmedi. Bu insanlar yoksullukla da mücadele eden bir ülkede bu konuyu gündeme bile getirmediler. Oysa ki ek mesailerin ödenmesi konusu yasaya bağlıdır. Ödenmediği durumda yasa çiğnenmiş olur. Yasayı çiğnediniz. Bütün bunlar bir vaka iken hastanedeki hizmetlerin özellikleri bilinirken nöbetçi doktor, hemşire, temaslı takip ekibi ve diğer çalışanların ücretsiz yemek hizmetleri neden durduruldu? Yemek yemeye vakit bile bulamazken bu çalışanlar bu hizmeti hangi nedenle durdurdunuz? Böyle hassas bir dönemde sağlık çalışanlarına edeceğiniz teşekkür bu mudur? Hekimler, hemşireler, laboratuvar çalışanları hala güvencesiz çalışıyor. Doktorların nerdeyse yarısı sözleşmeli, mecburi hizmetli, uzatılmış mecburi hizmetli olarak çalıştırılıyor. Hemşireler geçici mevsimlik işçi olarak çalıştırılıyor. Laboratuvar çalışanları gönüllü çalıştırılıyor. Nereye kadar bu böyle devam edecek? Sağlık Bakanlığı’na bağlı dairelerin teşkilat yasalarının güncellenmesi gerektiğini söyledik defalarca. Erhürman Hükümeti döneminde teşkilat yasaları meclise gelmişti, tamamlamak için süre yetmedi. Şimdi muhalefetteyiz, hazırız, getirin gündeme yasa çalışmalarını yapalım, tekrar hatırlatmak istiyoruz” dedi.
Covid-19 pandemisinin herkesin hayatını birçok yönden bozduğunu söyleyen İncirli, “Krizin öncesinde bile gençlerin sosyal ve ekonomik gelişmeleri büyük sorunken pandeminin genç insanlar üzerinde çok daha şiddetli ve uzun sürecek olan etkileri vardır. Pandeminin özellikle 18-29 yaş arasındaki gençlere yönelik iş imkanı, eğitim, zihinsel esenlik, haklar ve sosyal etkinlik alanlarında ani gelişen üstelik orantısız etkileri olmuştur. Okulları kapandı. eğitimleri aksadı. Genç işsizlik daha da arttı, kariyer olanakları ortadan kalktı. Devlet kurumlarının, sivil toplum örgütlerinin birlikte çalışarak ‘daha iyisini yeniden inşa etmesi’ gerekir. Genç insanların iş kayıpları engellenmeliydi, eğitim programları garanti altına alınmalıydı, ruh sağlıkları için hizmet sunulmalıydı, psikososyal destek programları hazırlanmalıydı, hatta spor aktiviteleri için de çalışmalar yapılmalıydı. Covid krizinin olumsuz ve uzun süreleri etkilerini azaltmak için Gençlerle birlikte (gençlik örgütleri ile birlikte) gençler için çalışılması gerekirdi. Gençler için yapılması gerekenler aciliyetini korurken bu konuda çalışma yapmak hükümetin aklına hiç gelmemişken yapılmaması gereken işler de sessiz sessiz yürüyor” dedi.
1980’li yıllarda Haspolat’ta inşa edilen Raif Rauf Denktaş Spor Salonu’nun bölgedeki gençlerin sosyal, kültürel ve sportif çalışmaları için kullanıma girdiğini söyleyen İncirli, “Bölge gençlerinin çok ihtiyacı olan bir tesis. Lakin binanın tavanı asbest olduğu için bölge gençlerinin tesisi kullanması ya da Haspolat Spor Kulübü’nün tamir etmesine izin verilmedi. Kimse binayı tamir edip sağlıklı bir duruma getirmedi. Geçtiğimiz aylarda bina bir derneğe kiralandı. Bölge halkı bu durumu asbest tavanın atıklarını orta yerde görünce durumun farkına vardı. Biliyoruz ki eski binaların yapımında kullanılan asbest, gerekli tedbirler alınmadan sökülürse çok ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Asbest lifleri solunduğunda akciğerde birikir, kansere yol açar. Asbestli malzemelerin gerek üretiminde gerekse sökümünde çalışanlar gerekli önlemler alınmazsa bu maddeye maruz kalırlar. Birinci sorun bölge gençleri için yapılmış olan bir tesisin başka bir derneği kiralanmış olması. İkinci sorun ise asbest atıkların bir aydır açık havada hiçbir tedbir almadan bırakılması. Rüzgar esti, yağmur yağdı, insanlar bu havayı soludu, toprakları bu zehirle kirlendi. Farkında mısınız? Çevre koruma dairesi çevre yasasına göre çevrenin olumsuz etkilenmemesi, insan sağlığının zarar görmemesi için atık yönetimiyle ilgili tüm kuralları izlemek zorundadır. Çevre Dairesinin bundan haberi var mı?” diye sordu.


























