Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İncil, Bellini, Fatih ve Ampul

Osmanlı döneminde bir papaz rüyasında,

Yakınlarda olan bir mezarı kazarsa Matta’nın İncilini bulacağını görür.

Rüyadan kalkan papaz yakınlardaki bir manastıra gider,

Ki o manastır St. Barnabas Manastırıdır.

Orada bu Azizin mezarını kazar ve cesedinin üzerinde bir İncil bulur.

Papazın rüyası gerçek olur…

Bu İncil, İstanbul’a hükmeden Bizans döneminde de arandığından,

Yerine gelen Osmanlı’nın kayıp İncil hakkında bilgisi olduğu var sayılır…

Neticede bulunan İncil hakkında Başpiskoposluk haberdar edilir.

O da bir mektupla durumu İstanbul’a, Babıali’ye bildirir.

Bunun üzerine Babıali gecikmeden yola birkaç kadırga çıkarır ve görevlileri Kıbrıs’a göndererek Matta’nın İncilini aldırır…

Konu Kıbrıs’a gelip anılarını yazan bir İngiliz diplomat tarafından anlatılır.

Buna göre, Osmanlı memnuniyetini bildirmek için Kıbrıs Başpiskoposluğuna bağımsızlığını verir…

İncil’e karşılık bağımsızlık…

Türklerin İslam dinini sonradan aldıkları bilinir.

Zaman içerisinde Hıristiyanlık nasıl politize edilmişse,

İslam dini de edilmiş,

Birçok ülke şeriat ile idare edilir olmuştu…

Osmanlı Sultanlarından Fatih Sultan Mehmet’in Hıristiyan olup olmadığı yolunda tarihçiler arasında tartışmalar vardır.

Öyle miydi değil miydi bir yana,

Dinlere karşı özellikle Hıristiyanlığa karşı ilgisinin olduğunu belirten tarihçiler, araştırmacılar az değil.

Onun bu özelliği, kendisini yetiştiren çevreye bağlanıyor ki, bunların Hıristiyan kökenli oldukları söylenir…

Resim heykel gibi sanat dallarının icrası zaman zaman yasaklanmasına rağmen Fatih’in bunlara ilgi gösterdiği,

Hatta bir seferinde dönemin ünlü İtalyan ressamı Bellini’yi İstanbul’a davet ettiği,

İstanbul’da iki yıl kalan Bellini’ye Meryem Ana dahil resimler yaptırdığı belirtilir…

Osmanlıların çeşitli etnik ve dini kökenli kitlelere karşı hoşgörü içinde olduklarının söylenmesi gerçeğe uzak değildir.

Buna rağmen bir din devleti olmaktan kurtulamadıkları da net.

Fatih bile duygularını gizleme gereği duyabildiğine göre…

Kıbrıs’ta da durum buydu.

Kiliseye şu veya bu nedenle bağımsızlık verilmiş,

Kendi vergilerini toplayacak koşullar sağlanmıştı…

Kimi Sultanların derin bilgilerine ve hoşgörüye dayalı vizyonlarına rağmen,

Nihayetinde Osmanlılar ilerleyen dünyaya ayak uyduramayıp imparatorluğun sonunu getirmişlerdi…

Neticede Cumhuriyet kurulmuş,

Çağdaş bir dünya hedeflenmişti derken,

Doksan yılı aşkın zaman sonra ampul geldi.

İslami damardan besleniyorlardı.

Bıraksalar mahkemelerin yerine kadı koyacaklardı.

Dini politize ettiler.

Ne kadar tekke zaviye, şeyh falan varsa birbirlerinin koynunda büyüdüler…

Fatih’in arkasına sığındıklarına da bakmayın,

Tırnağına bile gelmezler.

İnanmazsanız ampule Bellini’yi sorun.

Tekbir getirecek…